Herkes yaşama farklı pencerelerden bakar. Baktığı için de; ilk edindiği kimi kuralları uygulayıp yaşama devam eder. Başarıyı yakalayıp mutlu olmaktır birincil amaç… Eğer daha bilinçli ise kişi, yaşamının her anının heba olmaması, boşa gitmemesi için herkesten farklı, özenli, dikkatli ve sorumlu olmaya çalışır.

Elinin uzanamadığı, sonuç alamayacağı konularda; örneğin siyasal tartışmalardan/çekişmelerden uzak duran kişilerin yaşamlarının düzenli ve de kararlı olduğu hiç dikkatinizi çekti mi acaba?

Günlük yaşamda kısır çekişmelerin peşine takılan siyasetçi takımının kimi anlamsız tutumunu önemseyen nice kişilerin;  siyasal partililerin karşılıklı ve sonucu sıfır olan tartışmalarla dipsiz kuyulara indiklerini göremiyorlar maalesef.  Elle tutulur, beyinlerde yeni bir mesaj ya da karar yaratmayan kısır/anlamsız/sonuçsuz tartışmaların/çekişmelerin kimi kişilerin yaşamlarına ziyan/zarar yazıldığını bilememek de elbette acı…

                                                                     ***

         Kişi yaşamı gereği her gün bir arkadaşı/dostu ile buluşup konuşur/dertleşir. Böylesi buluşmaların bir amacı olmadığı sürece boşuna zaman öldürmenin de bir bedeli olduğunu bilmeyenler var aramızda. İşsizliğin yarattığı bir ortamda sözle/kelamla “boş torba doldurma yarışı” yapanlar her seferinde  “vatan kurtaran aslan” rolünü başardıklarını sanırlar akıllarınca. Oysa ortada/görünürde somut bir durum, yani “eli kuruluk”tan başka bir şey yoktur aslında.

İşte her alanda “lâf ebeliği yarışı”nda geri kalmama gibi bir komplekse kapılan nice insan/kişi; eninde/sonunda aradığı somut sonucu bulamamanın ezikliğini yaşar ister-istemez.  Bu da “Aklı sonradan başına gelmek” durumu…

Biz toplum olarak siyasette yön tercihini bilerek değil, “üzüm-üzüme baka-baka” örneğinde olduğu gibi “ataerkil/peterşahi” bir anlayışla/yöntemle belirlemeye çalıştığımızdan bu konuda ulaştığımız nokta ortada… Su katılmamış/saf şekilde görünüyor.

                                                                     ***

Neye karar verdikse demokrasimizi bir türlü gerçek rayına oturtamadık bu yüzden… Gelen-giden iktidarların “yaz-boz tahtası”na çevirdiği uygulamalar… Hukukta, eğitimde, ekonomide, ticarette, sanayide, tarımda vb. daha nice alanda “Ali yazar, Veli bozar” anlayışı… Evrensel insan haklarını kendi demokrasi anlayışımıza göre kırpıp kuşa çevirmeler…

Sonuçta  “kuşa dönen”, keyfilik taşıyan yasa uygulamaları… 

Tüm bu olumsuzlukları aşacak sağduyuyu/özgüveni kendinde göremeyen/bulamayan bir topluluğun yarına bakış açısının ne olduğunu da merak edersiniz elbet: Karasızlık… Güvensizlik…

                                                                      ***

Yanlış karar verip sonradan pişmanlık duyan… Yanlış düşünme sonucu böyle bir duruma düştüğünü söyleyen/itiraf eden kaç kişi duydunuz/gördünüz?  Boşuna aramayınız. Çoğu kişi demokrat olma kişiliğini kendi benliğinde yaşayamadığı için gizler böyle durumlarını… Ayıp sayar, kedi gibi kimse görmesi diye örter aklınca.

                                                                       ***

Siyaset dünyamızda yaşanan kimi “gel-git”lerde tarafların hata/kabahat/suç konusunda kendine toz kondurduğunu gördünüz mü hiç? Tabii ki görmediniz.

Ama demokrasi hep erdem soluyarak gelişir/büyür, değil mi?

  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.