Bu haftanın gündemi geçen hafta Pazar sabahı başladı. Fuatavni camiası karıştırdığı haltları bildiği için başına gelecekleri de rahatlıkla önceden biliyor. Fitne sözcüsünün de tahmin ettiği gibi kurulan kumpasların hesabını sorma seanslarının ilki Pazar günü başladı.


Paralel yapının kırdığı cevizler ve tahrip ettiği gönüller saymakla bitmez. 2004 yılının sonunda ve 2005 yılının başından bu yana bu örgüte muhalif olanların uğradıkları kumpasların, tuzakların ve gazapların haddi hesabı yok. O günlerde Şubat Soğuğu diye bir dizi vardı, bugünlerde Sungurlar, Küçük Kıyamet vs. diziler var. O günlerde Şubat Soğuğu dizisinin bir bölümünde açıkça 2005 yılının en ciddi muhaliflerinden birini ölümle tehdit etmişlerdi. Dizi muhalif söylemlerde bulunan vatandaşın arabada kafasına sıkılmasıyla son buluyordu. Açıkça bize muhalefet edenin sonu bu olabilir iması yapılıyordu. Elbette sıradan ve kendisiyle hiçbir ilgisi olmayan vatandaş bunu seyrederken tehdit hissetmez; ancak hikâyeyi yaşayan herkes bu tehdidi hemen algılar ve hayatı zindan olur.


Yine 2010 yılından itibaren Gülen Terör Örgütü (GTÖ) Risale-i Nur’un diğer talebelerine o denli baskı uyguladı ki Mehmet Kırkıncı Hoca Ülke TV’de programa çıkarak bu örgüte adeta “yapmayın, etmeyin, yanlış yapıyorsunuz” şeklinde yalvardı. Ancak azgınlık başa bela işte… Durmadılar, hızlarını alamadılar. Gülen o müthiş dillere destan! duasını sallayana kadar nice mazlumun ahını aldılar. Eee ne demişler, “alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste…”
Bu haftaya döndüğümüzde, operasyona farklı tepkiler geldi.
En çarpıcı tepkiyi Almanya verdi. Türkiye’de Ak Parti iktidarına yakın üç kişiyi alel acele ajanlıkla suçlayarak Almanya’da içeri aldı. Merkel GTÖ’ya yapılan bu adalet operasyonuna(intikam değil adalet operasyonu demek lazım)açıkça tepki gösteriyordu. 
“Siz benimle işbirliği yapan bu sözde hizmet âşıklarını toplarsanız ben de sizin hükümetinize yakın adamları bir bahane bulur içeri alırım” diyordu. Almanya’nın bu tavrı geçmiş yazılarımızda Almanya için yaptığımız; “Almanya, İngiltere ve ABD ile yakınlaştı”  tezini doğruluyordu.
Muhalefet ise içler acısı bir tavır içinde. Haksızlığa uğramış insanların hak arayışlarına karşı kafası karışık. Hâlbuki kendilerinin de dilekçe vermesi ve bu örgüte karşı hak arayışına girmesi gerekir. Hadi CHP’nin liderine yapılan haince saldırı şimdiki liderine yaradı diyelim. MHP’nin geçen seçim öncesi barajın altında kalması için ABD ile işbirliği yaparak şerefsizce bir dizi kasetini kim piyasaya sürmüştü?


Gelin görün ki tüm bu tepkileri gölgede bırakacak asıl efsane çıkışı iktidarın Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç yaptı. Yargının terör örgütü olarak resmi kayıtlara kaydettiği bir örgütün elemanlarının tutuklanması ihtimaline karşı açıklamalarda bulundu. Mahkeme henüz kararını açıklamadan mahkemeye ne yapması gerektiğini söyleyiverdi. Böylece Türkiye’deki bağımsız ve tarafsız hukuk arayış tarihimize ilginç bir not düşmüş oldu. 


Avrupa Birliği ise operasyonu basın mensuplarına yapılıyor gibi algıladı ve haksız bir tepki verdi. Ne olacak şimdi: Bir örgüt istediğini medya aracılığıyla tehdit edecek ve bu tehditler basın özgürlüğü olarak mı kabul edilecek? Mesela en son Küçük Kıyamet dizisini seyrettiniz mi? Bırakın Tahşiyecileri, örgüt aba altından hala sopa gösteriyor. Dizide bir belediye başkanı var, bir de oğlu var. Güya yolsuzluk yapıyorlar. Bir melek iniveriyor odaya ve Başkana açıkça; “Ölüm fermanın postaya verildi Başkan” diyor. Açıkça Devlet Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hatırlatan sahneler var ve dizide tehditler yer alıyor.
Nihayetinde, operasyondan itibaren bu hafta yaşananlar alt alta sıralandığında bu Gülen Terör Örgütü’nün içerden ve dışarıdan kimlerden destek aldığı da tek tek ortaya çıkıyor. Millet kimin karın ağrısı var tek tek görüyor.
Oktay Saral İhaneti Hatırlattı
Meşhur 17 Aralık 2013 tarihindeki darbe girişimin hatırlatan 17 Aralık 2014 gününü de bu hafta idrak ettik. Ak Parti İstanbul Milletvekili, Eski Of Belediye Başkanı Oktay Saral 17 Aralık 2013’te yaşanan ihanet girişimini hatırlatan bir basın açıklaması yaptı. Saral bu açıklamasıyla kendisini ve kimliğini ortaya koydu. Açıklamasında devletin bağımsızlığına ve milletin özgür iradesine özel vurgu yaptı. Bu örgütün arkasında ABD-İngiltere ve İsrail şeytan üçgeninin var olduğunu ima etti.


Açıklamada ayrıca bu örgütün artık bir dini cemaat sayılamayacağını, dinden tamamen saptığını açıkça ilan etti. Parti’de hala kafası karışık, hesap kitap peşinde olan ağabeylerine etkili bir mesaj yolladı.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.