Şeytansız yolculuk yapana ne mutlu... Insan kendi iç dünyasının zenginliğini sağlarken kurduğu dostluk bağlarının kimi anlarında -nereden geliyorsa- şeytan çörekleniyor içine. Bu kimi zaman bir hevesin peşine takılmak ya da bir arkadaşının öğretisiyle olabiliyor. En kötüsü de bir öfke anında kendi frenlerini/sağduyusunu yitirmesi sonucu...

Öyle ya da böyle şeytan istesek de istemesek de bireysel çıkarcılığın abidesini kimilerimizin içine kuruyor. Çörekleniyor oraya...

Sonuç bir şeytani tutsaklıktır artık.

Bu yaşıma gelene değin -uzağımda/yakınımda - öyle insanlar tanıdım ki öfkelerine yenilip şeytanın kendilerine kurduğu “çıkar tutsaklığı kuyusu”na düşmüşler, oradan bir daha çıkamamışlar. Bilerek de çıkmak istememişler.

Hangi türünü ararsınız: Gayrimenkul ortaklığınız vardır. Siz yoksunuz, kadastro çalışması yapılır, ortağınız gider tapudaki hisse/pay oranlarını hiç dikkate olmadan gayrimenkulün çoğunu yalan şahitlerle üzerine kaydettirir. Devletin görevlisi de gaflet içindedir, kent merkezindeki bu çalışma için hiç tapu kayıtlarına bakmayı akıl etmez. Ya da bakmak istemez.

Şeytan bu sonuca ellerini çırpıp alkış tutar.

Mağdursunuz, mal ortağınıza “-Gel şu yanlışı düzeltelim, mahkeme masraflarını ben vereyim. Bitsin bu iş...” dersiniz, ama boşunadır bu söyleminiz.

Şeytan bir kere çöreklenmiştir ortağınızın içine...

Düzeltme davası açarsınız, masraflar yaparsınız gelip tanıklık etmez ortağınız.Dava sonuçlanır, Yargıtay hiç yoktan nedenler yaratıp bozar. Davayı yenilersiniz. Duruşmalar... Duruşmalar... Kırk yıl süren bir dava... Yeni bir -yine haksızkarar... Tebliğ safhası... Bekletiliyor. Siz dış ülkedesiniz, karar tebliğ ediliyor gıyabınızda... Kime?.. Böyle durumlarda muhtarınıza... Yasa hükmü böyle çünkü... Yurda dönüyorsunuz, önünüzde mahkemenin kararı... Yüzde bin haklı olduğunuz, ama karşı tarafın gayrimenkul ortağınızın yanlışı düzeltme değil, yanlış üzerinden hak edinme şeytaniliği...

Şeytan bir kere egemen olmuş benliğine...

Son kararı temyiz etmiyorsunuz. “Bakayım hangi şaşkın gelip benden hak isteyecek” diyor, öfkenizi yakın çevrenize anlatıyorsunuz.

***

Kadastro çalışmalarının ciddiyetten ve de tapu kayıtları varken yeminli tanıklar üzerinden alel acele bitirilmek/sonuçlandırılmak istenmesinin yarattığı yanlışlıkları düzeltmek için ülke düzeyinde binlerce dava açıldığını çok iyi biliyorum. Hatta hak ararken cinayetler işlendiğini de...

Sonuçta yüzde bin haklı olduğu konuda suçlu duruma düşmek durumu...

Ama en önemlisi ne biliyor musunuz? Yüce kitabımız Kuran’da bir hakkın teslimi konusunda bildiğini söylemeyenlerin “dilsiz iblis/şeytan” oldukları vurgulanır olması... En çok da böyle tiplerin câmiin en ön safına geçtiğini, toplum içinde doğruluktan yana görüntü vermeye çalıştıklarını üzülerek izliyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.