Son 20 senedir moda olan bir kavram ‘dinler arası diyalog’.
İlk bakışta kulağa hoş gelen, 'Canım ne var bunda, barış ve hoşgörü içinde birbirimizi anlayalım. Dünyayı daha yaşanılır bir yer haline getirelim, fena mı' dedirten bir ifade.
Acaba sahiden bu iş bu kadar masumane ve insanlığın saadetine matuf bir girişim mi? 
Diyalog fikri Katolik Hıristiyanlığın en büyük ruhani otoritesi olan Papalık tarafından başlatılmış bir projedir.
Görünürdeki amacı semavi dinler arasındaki asgari müşterekleri tespit ederek, bu dinlerin müntesipleri arasında bir yakınlaşma sağlamak, barış ortamı oluşturmak.
Hakikatte ise amacın bambaşka olduğu bugün artık hiçbir şüpheye yer bırakmayacak kadar net bir biçimde açığa çıkmıştır. 
Projenin tarihi daha eski olmakla birlikte 1960’lı yıllarda ortaya atılmış ve bugüne gelinmiştir. Esas amaç kaba hatlarıyla şöyledir:
Kilise, kendince şuna inanmaktadır k; İsa peygamberin doğumunu milat kabul etmek kaydıyla, birinci bin yılda Avrupa Hıristiyanlaştırılmıştır, ikinci bin yılda hedef Afrika idi ve Afrika önemli ölçüde Hıristiyanlaştırıldı. Üçüncü bin yılda hedef Asya’dır.
Hatırlayınız; 2000 yılına gireceğimiz hengâmda, ‘Milenyuma giriyoruz ’ lakırdılarını. Evet, hedef Asya’nın Hıristiyanlaştırılmasıdır.
Dinler arası diyalog masalı da bunun bir aracıdır.
Nasıl diyalog kuracaksınız? Papalık diyalogun şartı olarak, Hıristiyanlığın hak din olduğunun kabul edilmesini önünüze koyuyor.
Asya bu anlamda çetin bir coğrafyadır.
Papalığın işi zor gözüküyor.
Bugüne kadar da bir arpa boyu yol alınamaması tesadüf değildir.
Birinci olarak bu coğrafyada 1 milyarı mütecaviz sayıda, neye inandığını bilen, kafasında en ufak bir şüphe ve istifham taşımayan Müslüman kitle var.
Afrika’nın doğa dinlerine inanan zavallı halkını iki süslü kelimeyle elde edebilirsiniz belki ama burası öyle değil.
İslam coğrafyasından daha doğuya giderseniz işler yine zor, çünkü binlerce yıllık Budizm, Şintoizm ve diğerleri var ki bunlar sadece din değil aynı zamanda felsefi tarafı da olan gayet kapsamlı inanışlar.
Peki, ne olacak?
Hıristiyanlık hesabına çare ne?
Kalenin kapısını içeriden açmak en akıllıcası…
Nasıl olacak bu?
Müslümanların kafaları bulandırılacak.
Din adına söz söyleme mevkiinde olan alim sayılabilecek eşhas, din ahkamına dair birbirine taban tabana zıt görüşler ileriye sürecek, karmaşa oluşturulacak. En popüler olanları da bir şekilde kazanılacak ve kullanılacak.
Efendim, 'Allah katında din İslam’dır' düsturu orta yerde dururken, ‘Yahudi ve Hıristiyanlara kafir demeyin onlar da Allah'a inanıyorlar’ diyebilen İslam Alimleri ortaya çıkmadı mı?
‘Biz cennete gideceğiz ama onlar da cehenneme gitmeyecek’ gibi ne idüğü belirsiz kelamlar ortalıkta dolaşmadı mı?
Bu uğurda Papa ile görüşen ve 'Dinler arası diyalog projenizin bir parçası olmaktan onur duyarım ' türü sözleri Papa’nın yüzüne söyleyen anlı şanlı Hoca efendilerimiz olmadı mı?
Epey zamandır kantarın topuzunu biraz kaçırıp, devlet içinde birtakım faaliyetlere de giriştiler. 
Neticesi onlar adına hüsran olacağı ta baştan belli olan bu faaliyetler bir süredir ülkemizi rahatsız etmekteydi. 
Şimdi devletin ilgili kurumları işe el atmış gözüküyor.
Umarız devletimizin bekası ve milletimizin huzuru adına hayırlı neticelenir.
Bendeniz komplo teorilerini severim.
Hiç bir faydası olmasa da beyne idman olmak suretiyle onu diri tutar.
Gerçi batılı bir düşünür, 'En büyük komplo, halkı bir komplo teorisinin varlığına inandırmaktır' sözünü söylemiştir ve orta yerde durmaktadır.
Geçelim. 
Peki, neymiş bu komplo teorisi? 
Şu: İslam dünyasının içinde, İslam’ı bir İslam Alimi kadar iyi bilen ve hepsi de etkili mevkilerde bulunan 7 adet Kardinal varmış. İslam dünyasında son derece itibar sahibi olarak varlıklarını sürdürüyor ve direkt olarak Vatikan’daki Papa’ya bağlı olarak icrayı faaliyette bulunuyorlarmış. Teori bu. Gülümseme ile biraz da 'acaba' diye düşünmenizi tavsiye ederim.
Selam ve saygı ile.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.