Yağmur yere düştüğünde çıkardığı sesi bilirsiniz.

Yağmur, toprakla buluşunca güzel bir karışım yayılır etrafa.

Yağmur suları toprağın dibine doğru sızarken,

uzun bir gökyüzü yolculuğundan gelmiş gibi sığınacak bir yer ararlar sanki.

Yaprakların sırtından akarak yere düşer son damla, karıncayı da yanına alarak…

Yaz akşamı gece gelmek bilmez, deniz kıyısındaki o doğada.

Geldi mi de gece uzun sürmek ister, o mavi ile yeşilin, ay ile yıldızın buluştuğu yerde.

Kuşlar kanat vurarak uçuşurlar, kendi yuvalarına doğru ses çıkartarak,

gürültülü uçarlar gecenin karanlığını yararak.

*

Rüzgar esti mi yapraklar ıslık çalar doğanın ortasında.

Islak toprak kokusu yayılır ortalığa.

Bir iri karınca çıkar yuvasından koklar havayı.

Pusudadır zeytin dalında gamlı baykuş.

Gelir uzak köyden bahçedeki çiçeklerin kokulu esintisi, sıcak yaprakları sarartır,

bazen de kahverengiye dönüştürürler ortamı.

Ölü kuru yapraklar, salınıp adeta slalom yaparak düşer kendi ağacının dibine.

*

Bir çakal uluması gelir karşı yamaçtan,

köy kapısındaki kangal koparmak ister zincirlerini.

Ne yağmur korkutur ormanı, ne de erozyon?

Kimseden korkmaz, motorlu hızar ile keskin baltadan korktuğu kadar.

Kuruyan kabuklar nehre düşünce, üstündeki kurtçuklara,

karıncalara sal olur, can olur.

Suların çekildiği yerde alabalığa yem olur.

Ama sular yazın ortasında da kuruyup çekildiğinde,

Ya da yakındaki HES’in kapakları kapatıldığında,

Benekli alabalıklar yem olur karıncalara.

Anlayacağınız kimin kimi yiyeceğini hep suyun akışı belirler.

*

Ne isterler dağ başından veya denizin kıyısındaki ormandan

Ya da yeşilin kardeşliğinden, giden doğa geri gelir mi?

Deniziyle, nehriyle yaşadığı sürece duyduğu huzur ve kuşların ötüşü,

yaban hayatın yerini, hiçbir şeyin almayacağı umuduyla bırakın baltalarla, hızarları.

Biz bu doğayı torunlarımızdan emanet aldık.

Dokunmayın sincapların zıpladığı, ceylanların otladığı,

geyiklerin kol gezdiği, kirpilerin sürünerek yürüdüğü yeşilime!

*

Çamburnu’nu yaktılar, burnumun direği sızladı.

Şimdi de Cunda Adası’ndaki tabiat parkı ve adalara mı göz diktiniz?

Yetmedi Muğla’ya mı indiniz?

Bırakın Muğla’nın ilçelerini, kıyılarını, ormanlarını, koylarını, köylerini, sulak alanlarını.

Ne istersiniz, çekirgelerden, kurbağalardan, göçmen kuşlardan,

çoluk-çocuk, torun-torbanın! oyun alanlarından.

Siz Çevre Bakanlığı’mısınız?

Yoksa çevreyi çevirme bakanlığı mı?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com
Avatar
RIDVAN BEŞYILDIZ 2 hafta önce

mükemmel...