İnsanlar gibi kentler de yarın için hazırlıklı olursa yaşanacak sorunlara çözüm kolay bulunur diye düşünüyorum. Yaşadığı kentin yarını için kafa yoran görevliler kadar, sokaktaki insan da bu sevdayı yaşamalı... Yaşamalı ki; hem bugününü ve de yarınını huzurlu yaşayabilmeli böylece... Ama önce gerçekçi olmak gerek... Bunun için de bilgili ve de kararlı...

Batı insanı, işte bunun için hep kazanıyor. Dört günlük Dortmund fuar gezi izlenimlerimi değerlendirirken gördüm ki; Batı insanını bizim gibi her gün, her saat kentsel sorunu yok... Su kesilecekmiş... Çöpler toplanmamış, elektrik kesilecekmiş... Trafikte saatler heba olup gidecekmiş... Kanalizasyon patlamış... İmar-iskan konusunda adamını bulup iş çevirmek, köşeyi dönmekmiş... Aklınıza/usunuza -bizim açımızdan- daha nice kentsel sorun geliyorsa hepsini unutunuz.

Tıkır-tıkır işleyen bir yaşam düzeni... Bir kere yaşama öyle bir beraberlikle başlıyorlar ki... Kentlerin bütünsel imar özelliği benzerlikler sergilerken, güzellikleri de beraberinde getirmiş taa başlangıçta... Yaşam alanı evlerin dış benzerliği kentlerin ayrı bir güzelliği olmuş... Bu bütünlük, bu uyum insanları da doyuma ulaştırmış, yaşamın bütünlüğüne yansımış. Bizde mi? Hep birlikte yaşıyoruz. Bembeyaz dişleriyle gülen bir ağız düşününüz... Güzellik dolu... Bir de bakımsız, biriki dişi çıkmış, biri altın kaplama dişleriyle gülen ağız... İkincisi, bizim kentsel imar anlayışımız değil de ne? Uyumsuz, çirkin, çarpık eski-yeni binaların oluşturduğu renksiz/zevksiz bir panorama... Artık gerisini siz arif olan okurum anlayınız. “Dün-bugün-yarın süreci”nin bağlarını, zincirlerini kopmadan çağlara taşıma alışkanlığı/ilkesi kazanan toplumlardır yarınlarını garantiye alan...

Gelelim yine Dortmund’a... Lokomotifliğini “Trabzon Vakfı”nın yaptığı, Trabzon Büyükşehir Belediyesi ve Avrupa Trabzon Dernekleri Konfederasyonu’nun katılımı ile “Kardeş Kent” Dortmund’da dört gün boyunca Trabzon’u yaşayanlardan bir oldum. Önceki dokuz yıl boyunca Ankara’da düzenlenen “Her yönüyle Trabzon Etkinlikleri”nin yurt dışına taşınmış olmasını görmek de varmış kısmette... Dortmund’un “Kardeş şehir” olması da bu dışa açılımı kolaylaştırmış mı bilemiyorum. Ancak, anladığım kadarıyla böylesine güzel bir organizasyon ya da kültür/sanat/ticaret geleneğinin buluşması Almanlar cephesinden nedense kendi yaşam dünyalarına duyurulmadı. Belli ki bu konuda karşı taraf büyük bir ihmal yaşamış... Buna karşın Türkler cephesinde yaşanan heyecan alkışlanacak derecedeydi. Almanya’nın diğer kentlerinden; Fransa’dan, Hollanda’dan, Belçika ve Danimarka’dan gelen Türklerin cumartesi ve pazar günleri fuar alanını doldurması beklenen manzarayı oluşturdu. Umarım bu iki günün getirisi ile etkinliklerde beklenen amaca ulaşılmış, zarar edilmemiş olunur.

Düşününüz, Trabzonlular önceki yıllarda Ankara’da ve kimi illerde düzenledikleri kültür/sanat/ticaret ağırlıklı etkinliklerini bu kez yurt dışına taşıma gibi görevi üstlenmede kendilerinde özgüven bulmuşlar. Bu başlangıç, Trabzon kadar ülkemizi de temsil açısından hem çok anlamlı, hem de her yerde ve her zaman alkışlanması gereken girişimdir ayrıca... En başta da “örnek alınması gereken bir girişim.”

Her “ilk”in aksayan bir yönü olur elbet... Bu ilk, randevuya giden aşıkların heyecanına benzer. Trabzon’u tanıtım açısından düzenlenen çoğu broşür, kitap ve diğer basılı malzemelerin sadece Türkçe olması bu ilk buluşmanın eksik yönü oldu bizce... Ama biliyorum ki, gelecek düzenlemelerde bu tür tanıtım için broşür, kitap ve benzeri malzemeler ortak hazırlanır ve bir aksaklık olmaz bu açıdan...

Dortmund izlenimlerimi yarın da yazacağım.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.