KIRŞEHİR-Bu sakin/sessiz kentte son günüm... Dün Cumhurbaşkanı Erdoğan “Ahilik Haftası” nedeniyle Kırşehir’e geldi. Ahilik kültürünün güzelliklerini övdü de övdü.

“Paralel”den yakındı... Temizlik yapıldığını söyledi.

Terörden söz etti. Kökünün kurutulacağını belirtti.

Dış güçlerden söz etti. Bölgede Türkiye’nin güçlenmesini istemediklerine haklı olarak değindi.

Türkiye’nin bulunduğu coğrafyada gelişmiş, kalkınmış, söz sahibi bir ülke olmasını istemeyen Batılı ülkeler, yüz yıl öncede kalmış alışkanlıklarını yeniden pazarlama hevesine kapıldılar yeniden.

Bölge üzerindeki çıkar hesaplarını terör örgütü PKK’yı desteklemek suretiyle gerçekleştirmeye kalkanlar bu isteklerini açığa vurmaktan çekinmiyorlar bile...

Onlarınki bir tür dostluk akıllarınca...

Almanya Başbakanı Merkel, terörle/PKK ile mücadelede -nasıl bir akılsa- daha insancıl davranılmasını ima ediyor.

Terörle mücadeleyi bırakalım istiyor.

Bu da; bir tür dostluk(!) anlaşılan...

Tabii ki, -halk deyimiyle- yersek!..

***

Osmanlı’nın son döneminde Batılı sefirlerin Saray’a talimatlar yağdırıp, yaptırımlarda bulundukları tarihimizde bir değil; pek çok örneğiyle var. Bunların hiç birinin Türk milletinin yararına olmadığı da acı bir gerçek olarak yazılı orada...

Şimdi aynı havalarda tafralanmaya kalkan Batı var ne yazık ki...

Can çıkmayınca huy çıkar mı?

Türkiye’nin terörle mücadelede milletçe gösterdiği kararlılık ve ulaştığı başarı öyle anlaşılıyor ki; Batı dünyasını, bu arada dost bilinen Almanya’yı rahatsız etmiş ola... Öyle ya, Merkel tam da terör örgütünün belinin kırıldığı günlerde, “pişmiş aşa su katmak” örneğinde olduğu gibi anlamsız -aslında tarafımızdan çok iyi anlaşılan- çıkışını başka tür nasıl yorumlayalım ki?

***

Türkiye, Tanzimat’tan bu yana yönünü Batı’ya çevirmiş bir kere...

Batılı anlamda kalkınmak, batının yaşam düzeyini yakalamak sevdası/kararlılığı bu...

Kararlılığından/amacından caymayı aklının ucundan bile geçirmiyor... Geçirmez de...

Kimi zaman Batı’nın ihanetine tanık olsa da, bunun zararını milletçe görse de, yaşasa da...

Batı’nın dost görünüp, terör örgütlerine bu bölgede aşikar destek olanların varlığını görse de, “yemin ettim bir kere” kararlılığında ısrar etmesi doğrudur.

Ancaaak, NATO’da aynı şemsiye altında bulunduğumuz ABD askerlerinin terör örgütü PKK’nın Suriye’deki uzantısı YPG armasıyla görüntülenmesinin ne anlama geldiğini bu dostlara(!) soracak kadar da saf değiliz her halde.

Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)’un bölgeyi Müslüman kanıyla göle dönüştürdüğünü, viran olmamış kent bırakmadığını, nice ocakların söndüğünü, nice milyon kişinin mülteci durumuna düştüğünü görmeyen var mı?

***

Türkiye’nin yeni bir 1918’in karanlığına çekilmek istendiği anlaşılıyor. İçteki bedhahların/ satılmışların defterleri dürüldükçe...

Ve Batı, “çıkar hesapları”nın iflasla sonuçlandığını gördükçe; ABD ve Almanya örneğinde olduğu gibi ne yapacağını, ne diyeceğini şaşırıyor.

Bu noktada biz de; Kırşehirli Ahi Evran Veli’nin; “Eşine, işine, aşına özen göster” öğretisinden esinlenerek; “Dostuna da dikkat et!” diyoruz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com