Değerli okuyucular, ‘Tarih tekerrürden ibarettir’ diyorlar.

Yalan, kuyruklu yalan…

Tarihten ders alınsa idi hiç tekerrür mü ederdi?

Aslında doğrusu kötü örnekleri ile büyük nispette tekrarlanmaz, zaman boşu boşuna akıp gitmezdi.

Kitaplarda bütün geçmiş zamanların ruhları yatmaktadır.

Geçmişin vücudu, manevi ve maddi cevheri bir rüya gibi kaybolduğu zaman ses bu kitapların içinde yazılıdır.

Bunlar dolayısıyla geçmiş hatırlanır. Bunlar vasıtasıyla tekrar hayata geçirilmesi mümkün olur.

İnsanlar ve toplumlar, ‘Milletlerin zihni’ demek olan tarihe verdikleri önem nispetinde büyüktürler.

İnsanları düşündüren tarih çok hataların önüne geçer.

Siyasette tarihi kültürsüzlük milli bir yıkımdır.

Böyle bir kişinin direksiyonun başına geçmesi hem devlet arabası hem de içindekiler için bir yıkımdır.

Bizim yakın ve uzak tarihimiz ve dünya tarihleri buna ait örneklerle doludur.

Gün geçtikçe eserlerine biraz daha hayran olduğumuz Atatürk’ün erişilmez şahsiyeti, tarihi gerçeklerin ışığında gelişmiş büyümüş ve kemale erişmiştir. Tasarladıklarını yapmak ve hatalara düşmemek için!

Tarih Atatürk’ün elinden ve dilinden hiçbir zaman düşmemiştir.

Hz. Muhammed’in teşkilatçılığını ve Timurlenk’in askeri dehasını ciddiyetle incelediğini dünya bilmektedir.

Fakat çoklarımızın bilmediği bu alışkanlığını en sıkıntılı günlerde dahi bırakmamıştır.

19 Mayıs 1919 tarihinde Samsun’a çıktığı ilk günlerde Havza’da çok sıkıntılı günler geçiren Atatürk’ün, vaktini Osmanlı İmparatorluğu’nun gerileme devri tarihini okuyarak geçirdiğini kimse bilmez!

Hem de nasıl okumak?

Gerekli gördüğü satırların altını kalın çizgilerle çizerek.

İşte bu alışkanlık bütün büyük adamların hayatını bir baştan bir başa kaplar.

Milletlerin hafızası olan tarihler akıllı insanlar için çok kıymetli bir hazinedir.

Şu iktidar koltuğunda kelimelerle izahı çok zor olan büyüleyici bir tılsım vardır.

Buyurma zevkinin ateşi çok başları döndürür, gözleri kör, kulakları ise sağır eder.

Gelecek tarihte nasibi olan devletler tarihten ders almasını bilen devlet adamları ya böyle bir çevrenin teşekkülüne baştan engel olur ya da farkına varılmadan böyle bir oluşum meydana gelmiş ise ilk fırsatta bunu alacağı tedbirlerle boğar toz duman eder…

Tarihe sırt çevirenler sırtlarını yerde bulurlar.

Her devirde iyi niyetli insanlarda vardır. Toptan vurdumduymazlık toptan çöküntü demektir.

Atatürk bizim için bir semboldür devlet koltuğuna onun mantığı hâkim olmalıdır.

Tarihin çizdiği ve gösterdiği aydınlık yol Türk Milleti için bu yoldur.

***

Yıl 1938.

Günlerden 10 Kasım.

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde bir Alman profesör, saat 9’u 5 geçe Atatürk’ün ölüm haberini alınca rektöre gider ve derse girip girmeyeceği konusunda fikir danışır.

Aralarında şu konuşma geçer.

-Efendim teessüf ediyorum, acaba ne yapsam?

-Sizde böyle büyük bir adam öldüğünde ne yapılırsa onu yapın!

İşte o zaman Alman profesör kollarını iki yana sarkıtarak cevap verir:

-Bizde hiç bu kadar büyük bir adam ölmedi ki!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
www.karadenizinsesi.com.tr