Milattan önceki yıllar…

Zamanla dezenformasyona uğrayan Kâbe’nin yeniden onarılması gerekiyordu. Bu ulvi görevi üstlenen Hz. İbrahim, oğlu Hz. İsmail’den Kabe’yi tavaf edenlerin başlangıç ve bitiş yerini öğrenebilmeleri için, farklı bir taş getirmesini istedi.


Hz. İsmail de bunun üzerine Kubeys dağından bir taş alarak babası Hz. İbrahim’e verdi. Hz. İbrahim bu taşı herkesin görebileceği uygun yüksekliğe yerleştirdi. Taşın adına da Arapça’da siyah taş anlamına gelen “Hacer el Esved” adı verildi.


Gel zaman git zaman derken peygamberimiz Hz. Muhammed 35 yaşında iken, Kâbe çevresinde sel felaketi meydana geldi. Bu sel felaketinden büyük ölçüde zarar gören Kâbe, Mekkeliler tarafından yeniden inşa edildi. Sıra Hacer el Esved taşını yerine koymaya gelince, kabileler arasında anlaşmazlık ortaya çıktı.


Her kabile üyesi taşı yerleştirme hakkının kendilerine ait olduğunu savunuyordu. İtişmeler kakışmalar arasında, Mekke’nin ileri gelenlerinde biri, hakem tayin edilmesini istedi. Ahali “Nasıl olacak bu iş” derken, “Mekke’ye ilk giren kişi hakem olsun” görüşünde birleştiler. Nitekim o hakem Peygamberimiz Hz. Muhammed’in ta kendisiydi.


Peygamberimiz, Mekkeliler’den büyükçe bir bez istedi. Taşı bezin ortasına koyan peygamberimiz,

kabile temsilcilerin her birinin bezin kenarlarından tutmasını ve kaldırmasını istedi. Bez kabile üyelerinin ellerinde yükselirken, peygamberimiz taşı alıp yerine koydu.


Velhasıl kelam muhterem; Günümüz de de hükümet ha kuruldu ha kurulacak derken, liderlerin Başbakanlık koltuğunu pay edememeleri, aklıma bu hikâyeyi getirdi. Şimdi içinde bulunduğumuz siyasi bunalımın giderilmesi için de, kayda değer bir formül aranıyor.


Ben derim ki, egolarınıza uymaktansa, sünnete uyun. Geçen her dakika, aleyhimize işliyor. Beziniz; yuvarlak masa, Taşınız; vaatler, Hakeminiz ise; millet olsun.

Eyvallah!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com