11 Temmuz 2017 Salı 12:50
Tüm zamanların rekoru!

Piyasalar, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz'daki darbe girişiminden aldığı ağır yarayı bir yılda sardı. Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, 15 Temmuz öncesindeki 83.000  seviyelerine ancak 6 ay sonra, bu yılın ocak ayında ulaştı. Aralık 2016'da  gördüğü 71.792 seviyesinden başlattığı yükseliş trendini aylık bazda 7 ay  sürdüren BIST 100 endeksi, bu yılın ilk yarısında rekor üstüne rekor kırarak  100.000 puanı aşmış olsa da dolar bazında ancak 15 Temmuz öncesi seviyelere  çıktı.

 Dolar bazında, darbe girişimi öncesi 28.737 puanda seyreden endeks, 7  ayı aşan yükselişine karşın bir yıl sonra hala 28.500 seviyelerinde bulunuyor.

 Analistler, darbe girişiminin olumsuz etkileri ile dünya borsalarından  negatif ayrışma sürecinin, Aralık 2016'dan itibaren gerek Türkiye Cumhuriyet  Merkez Bankası'nın (TCMB) Türk lirasına (TL) güveni artırıcı adımları gerekse  ekonomi yönetiminin teşvikleri ile sonlandığını belirtti.

 Buna karşın dolar bazında ve fiyat/kazanç oranı bakımından hala BIST  100 endeksinin yükseliş potansiyelinin devam ettiğini kaydeden analistler,  küresel risk iştahının devam etmesi durumunda diğer borsalarla arasındaki getiri  farkının kapanmaya devam etmesinin beklenebileceğini söyledi.

Hain darbe girişiminin ardından 2016'nın ikinci yarısında Borsa  İstanbul pay piyasalarına alım yapmaya yanaşmayan yabancı yatırımcının girişi  sadece 35 milyon dolar ile sınırlı kalırken, ekonomi ve para politikasında  sağlanan güvenle bu yılın ilk 6 ayındaki net yabancı girişi 1 milyar 628 milyon  dolara yükseldi.

 TL'nin değeri açısından darbe girişiminin faturası ağır oldu

 TL'nin diğer para birimleri karşısındaki değeri açısından ise darbe  girişiminin faturası daha ağır oldu. Yüzde 50 dolar, yüzde 50 avrodan hesaplanan  döviz sepeti, darbe girişimi öncesinde 3,00-3,05 bandında yatay bir seyir  izlerken, sonraki 6 aylık süreçte 4,05'e kadar çıktı.

Bu yıl, 12 Ocak'ta gördüğü 4,0543 seviyesinden TCMB'nin attığı  adımlarla düşüşe geçen döviz sepeti, bugüne kadar yaklaşık yüzde 7 geriledi. Söz  konusu dönemde dolar/TL 3,90'ın üzerinden 3,50'lere inerken, avro/TL'deki düşüş  uluslararası borsalarda avronun değer kazanmasına paralel daha sınırlı oldu. 

Analistler, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Aralık 2016'da  yaptığı "dövizi olanlar satarak TL'ye dönsün" çağrısı ve TCMB'nin güven artırıcı  adımlarının döviz kurlarının ataklarını sınırladığını ifade etti.

Darbe girişimi öncesi yüzde 8,5 seviyelerinde olan 2 yıl vadeli  gösterge tahvilin bileşik faizi ise yüzde 12'lerin üzerini görmesinin ardından  ekonomideki toparlanmanın etkisiyle yüzde 11,2 seviyelerinde dengelendi.

"Büyümenin hızlanarak süreceğini tahmin ediyorum"

Turkey Macro View Consulting Kurucusu Serkan Özcan, konuya ilişkin AA  muhabirine yaptığı değerlendirmede, Türkiye'nin son bir yılda, küresel ve  jeopolitik sorunlara ve TL’nin rekor düşük seviyesine inmesine rağmen alınan  tedbirler sayesinde G20’de, Asya ülkelerinden sonra en hızlı büyüyen ülke  konumunu sürdürmeyi başardığını kaydetti.

 Kredi Garanti Fonu (KGF) ve maliye politikasında sahip olunan geniş  manevra alanının katalizör olarak kullanılmasıyla Türkiye ekonomisinin ilk  çeyrekte yüzde 5 büyüdüğünü ifade eden Özcan, takip eden çeyreklerde de büyümenin  hızlanarak süreceği tahmininde bulundu.

Özcan, yatırımcıların bir ülkeye yatırım yaparken dikkate aldıkları  ana göstergenin büyüme olduğuna işaret ederek, son bir yılda ekonomi yönetiminin  aldığı tedbirlerin gayet yerinde ve ihtiyacı karşılar nitelikte olduğunu  vurguladı.

Darbe girişiminin ardından geride kalan bir yılda bazı negatif  algıların aksine, sermaye girişlerinin görece güçlü kalmaya devam ettiğine  dikkati çeken Özcan, özellikle şubat ayından itibaren Merkez Bankası’nın  makroekonomik riskleri dengelemek amacıyla aldığı tedbirler ve ABD Başkanı Donald  Trump’a yönelik endişelerin azalmasıyla fon girişlerinin hızlandığını söyledi.

"TL cinsi varlıklarda çok daha olumlu fiyatlamalar görülebilir"

Serkan Özcan, bölgesel çaptaki zorlu ekonomik ve siyasi konjonktüre  karşın Türkiye’ye son bir yılda doğrudan yabancı yatırım girişinin 10,6 milyar  dolar ile cari açığın üçte birini finanse eder seviyelere ulaştığını bildirdi.

Özcan, şubattan beri yabancı yatırımcıların nette 4,6 milyar dolar  devlet tahvili alarak toplam bono portföyündeki paylarını yüzde 18’den yüzde 21’e  kadar yükselttiğini, ayrıca, son bir yılda 2,1 milyar dolarlık net hisse senedi  alarak borsadaki paylarını yüzde 63’ten yüzde 66’ya taşıdıklarını kaydetti.

Bu süre zarfında TL’nin hem nominal hem reel olarak yüzde 4,5  değerlenmesine karşın hala uzun dönem ortalamasına göre oldukça değersiz  kaldığını belirten Özcan, şunları kaydetti:

"Makroekonomik istikrarı güçlendirerek TL’yi ideal seviyesine  yaklaştırabilmek ve salt yüksek getiri için değil, kalıcı bir güven tesisini  sağlayarak uzun vadeli yatırımları çekebilmek için yatırımcı algısını renove  edebilecek yapısal reformların hızlandırılmasına ihtiyaç duyuluyor. Önümüzdeki  dönemde yatırımcı dostu ekonomik ortamı önceleyen ekonomi politikalarının hayata  geçirilmesi halinde TL cinsi varlıklarda çok daha olumlu fiyatlamalar  görülebilecektir."

Özcan, yılın ilk yarısında son 8 yılın en yüksek yatırımını çeken  gelişmekte olan ülke varlıklarının, ikinci yarıda özellikle küresel faizlerdeki  yükseliş ve önde gelen merkez bankalarına ilişkin normalleşme beklentileri  ışığında düzeltme yapabileceği beklentisinin ön plana çıktığını söyledi.

Özcan, "TL, bu dönemde dolara karşı değer kaybetse dahi yatırımcı  ortamını iyileştirmeye odaklanıldığı müddetçe önümüzdeki dönemde rakip ülkelerin  para birimlerine kıyasla daha olumlu bir fiyatlamaya maruz kalabilecek." dedi.

"Vatandaşlar, sağduyulu davranarak iktisadi faaliyeti ayakta tuttu"

Ziraat Bankası Ekonomisti Bora Tamer Yılmaz da başarısız darbe  girişiminin ardından ekonomi yönetimi ve regülatörlerin, insan hayatında belki de  bir kere karşılaşabileceği nadir bir olay karşısında çok isabetli adımlar atmayı  başardığını, vatandaşların da son derece sağduyulu davranarak iktisadi faaliyeti  ayakta tuttuğunu söyledi.

Hain darbe girişiminin ardından piyasalar henüz açılmadan likidite  garantisi sağlandığını, böylece piyasaların arz ve talep açısından dengelenerek  kendi fiyatlarını bulma şansına sahip olduğunu kaydeden Yılmaz, Merkez  Bankası'nın, olayların hemen akabinde gerçekleştirdiği toplantı ile sadeleştirme  adımlarını sürdürerek işlerin normal akışında seyrettiği mesajını pekiştirdiğini,  bunun da piyasalara güven aşıladığını söyledi.

Yılmaz, "Makroihtiyati para politikaları, klasik para politikaları ve  maliye politikaları tam bir bütünleşik dahilinde ve literatüre uygun şekilde  sırasıyla devreye alındı." dedi.

Kriz sonrasında öğrenilen yeniliklerden birisinin de "döngüsel tampon"  kavramı olduğunu belirten Yılmaz, "Buna göre işler iyi giderken tamponlar  güçlendiriliyor ve kriz dönemlerinde hareket alanı sağlanıyor, tıpkı 'ak akçe  karar gün içindir' deyimindeki gibi..." ifadelerini kullandı.

    Yılmaz, daha önce finansal istikrarı gözetmek için sıkılaştırılan  kredi koşullarının darbe girişimi sonrasında rahatlatıldığını, kredi kartı  limitleri ve bireysel kredilere yönelik bazı sınırların gevşetilerek kredi limiti  artan hanehalkı üzerinden özel tüketim ve toplam iç talep koşullarının canlı  kalmasının sağlandığını kaydetti.

    Dünyanın en güçlü bütçelerinden birisine sahip Türkiye'nin, bütçe  çarpanını doğru zamanda kullandığını belirten Yılmaz, maliye politikaları sonucu  Türkiye'nin ilk çeyrekte çarpan etkisiyle yüzde 5 büyüme hızı yakalayarak çıktı  açığını önemli ölçüde kapatmayı başardığını söyledi.

Anahtar Kelimeler:
Ekonomi HaberBorsa
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com