Baş döndürücü gündemimiz devam ediyor. En azından bazı konuları irdeleyelim.

Kuşatma savaşı;

Yüzyıl önce Osmanlı Devleti’ni ortadan kaldırıp, İslam halifesinin topraklarında büyük paylaşım ameliyatını yapan ülkeler, tam yüzyıl sonra ikinci Ortadoğu savaşlarını başlatmış oldular. Fakat bu defa tarafların, kadroları ve taktikleri ile oldukça değişmiş olarak sahaya çıktıklarını görüyoruz.1915’ lerde müttefikimiz olan Almanya bu defa olanca gücüyle karşımızdaki şer koalisyonunda yer alıyor. Bu defa kazanan tarafta olmak istiyor besbelli. Gerçi 1. Dünya Savaşı’nda müttefiktik ama Kudüs İngilizlerin eline geçince bütün Avrupa’daki kutlama ve sevinç gösterilerine Almanlar da iştirak etmişti! Kudüs’ü işgal eden İngiliz komutan Allenby; Şam’da Selahattin Eyyübi’nin mezarına gidip, ayağını Selahattin Eyyübi’nin başına basarak; “İşte yine geldik Selahattin” diye bütün İslam dünyasına meydan okumuştu.

Bugün etrafımızı kuşatan ‘Haçlı şer ittifakı’nın başkomutanı olarak yine Allenby’nin torunlarını görüyoruz. Bir farkla, yanlarına eski düşman Almanları alarak. Evet; o günden beri Selahhatin Eyyübi’nin topraklarınında İsrail devleti kurarak, Kudüs’ü pis çizmeleriyle çiğnetenler yeni oyun arkadaşları ile sahnedeler. Londra, Berlin, Tel Aviv, Amerikan Neocon ittifakına, Selahattin’in torunları olduğunu iddia eden Kürtlerin terör örgütü PKK’yı da almış olarak, bu coğrafyada kendilerine en büyük engel olarak gördükleri ülkemize karşı cephe savaşını başlatmışlardır.

Bu savaşta iyi olan tek şey; herkesin tavrını net olarak ortaya koymuş olmasıdır. Artık kimse kendini saklamaya gerek duymuyor. DAEŞ’i kendilerinin yeni Ortadoğu nizamının regülatör örgütü olarak sahaya sürdükleri artık sır olmaktan çıktı. Şimdi kendi laboratuarlarında oluşturdukları örgütün yok edilmesi için on yıllar gerekiyor açıklamasını ABD Genelkurmay Başkanı’na yaptırıyorlar. Açıkça bu coğrafyadaki karmaşanın kendi kontrollerinde uzun yıllar istedikleri sonuç alınıncaya kadar devam edeceğini söylüyorlar. Bütün coğrafyayı Suriye gibi orta çağa dönüştürme kararını almışlar ve bunu açıkça söylüyorlar.

Türkiye ne yapacak?

Türkiye bu kuşatmanın ayak seslerini fark ettiği için Selahattin Eyyübi’nin torunlarına 500 yıl öncesi gibi tarihi ittifak çağrısı yaptı. ‘Bu topraklardaki haçlı bozuntularının oyunlarını birlikte bozalım’ dedi. ‘Aramızda problem varsa samimiyetle çözelim’ dedi. Bu çağrıya samimi olarak Kürtlerden sadece Barzani olumlu cevap verdi. Bizdeki Kürt yapılanmasının 40 yıldır silahlı kanadını oluşturan PKK ve onun türev partisi, her aşamada sırtlarını dayayıp, kucaklarına oturdukları başkentlerden gelen emirlere göre tavır belirlediler. Bugün başlatılan başkaldırı savaşı, Kürtlerin değil haçlıların savaşıdır. 500 yıl önce Yavuz Sultan Selim- Şah İsmail savaşlarında İran’a sınırsız destek veren haçlılar, bugünde bu kuşatmada da İran’la birlikte hareket ederek, İran’dan tam destek görmektedirler. Değişen bir şey yok. Tek hedefleri var Anadolu’ya hâkim Türk devletini zaafa uğratmak. Çünkü bu Türklere güven olmaz. Yeniden güçlenirlerse, yine İslam dünyasını bir araya toplayabilirler, uzun uğraşlar sonunda yıktıkları, yok ettikleri Türk-İslam İmparatorluğu’nu yine yeniden diriltebilirler. Tabii ki biz de rahat durmadık. Elimize bir fırsat geçti, sadece on yıllık istikrarlı bir dönemde, çorak Anadolu’da bir trilyon dolarlık alt ve üst yapı yatırımı yaptık. 2023 hedefleri açıkladık. Sevgili NATO müttefiklerimiz de mecbur kaldılar DAEŞ’i oluşturmaya, PKK’yı barış masasından kaldırıp savaş cephesine sürmeye.

Evet, kirli bir savaşı başlattılar. Dezavantajlarımız çok. En başta içimizde on yıllardır oluşturdukları kendilerine göbekten bağlı hain sermaye ve tamamen kendilerine bağlı, millet düşmanı medya yapılanmaları. Ve yine, yıllarca oluşturdukları ve istedikleri anda harekete geçirdikleri; etnik, mezhebi ve cemaat olarak bize yutturulan terör örgütleri… Son on yılda Türkiye’de aynı mihraklar tarafından büyük bir itina ile oluşturulan siyasi kamplaşma ve gerilim sonucu yaşadığımız Gezi benzeri toplumsal kargaşa projeleri. Bu gerilimler sonucu oluşturulan, Erdoğan düşmanlığı olarak tezahür eden siyasi görüntümüz.

Bu konuda çok başarılı olduklarını kabul etmeliyiz. Bütün Emperyal Dünya Erdoğan’a düşman, bizde de sağdan sola kuzeyden güneye her türlü STK, medya ve siyasi oluşumlar da Erdoğan’a düşman. Erdoğan düşmanlığı öyle bir hal aldı ki, on tane üst düzey yöneticisine kumpas kurup, partisini büyük bir zaafa uğratan The Cemaat ile MHP bile aynı ülküde birleşmiş durumda. 17-25 Aralık darbesinin tamamlanamaması en çok MHP’yi üzmüş durumda. MHP için Erdoğan düşmanlığı artık her şeyin önüne geçmiş durumda. Bu konu öyle sıradan siyasi mülahazalarla izah edilemez. Türkiye’de siyaset yapması gereken yapılar, hiçbir siyaset üretmeden, ülkeyi 10 yılda ayağa kaldıran, namerde muhtaç olmaktan kurtaran bir lidere karşı, bütün dünyadaki Türkiye düşmanları ile aynı cephede yer alıyorlar ve bu görüntüden hiçbir rahatsızlık duymuyorlar. Bu garip ve izah edilemez görüntüyü milletimiz, büyük bir dikkatle takip etmektedir. O sandık, öyle veya böyle kurulacak ve millet oraya gidip gereken müdahaleyi yapacak.

Kirli savaşa gelirsek; bu savaş sahası kendi sahamız. Yani deplasmanda olan onlar. Bir başka avantajımız ise; belki barışı fazla beceremeyiz ama vatan ve millet uğruna savaşmak en iyi bildiğimiz şey.

El mi yaman bey mi yaman, bunu bütün dünyaya yeniden öğreteceğimiz günleri yaşamaktayız.

 

 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.