Erdoğdu Lisesi dünya şampiyonu olarak büyük bir başarıya imza atmıştır.
Bu başarıda emeği geçen ve katkı sağlayan malzemecisinden teknik adamına herkesi kutlarım.
***
Gel gelelim…
Biz bu filmi 2003’te de izlemiştik.
Trabzon Lisesi dünya şampiyonluk kupasını kaldırdığında Trabzonspor adına çok umutlanmıştık.
Trabzonspor’un o yetenekli gençlerle eski şaşalı günlerine döneceğini, ligde fırtına gibi eseceğini düşünmüştük.
Artık Trabzonspor’un bütçesi sarsılmayacak, paralar çarçur edilmeyecek, tüm yatırımlar kendi çocuklarımıza yapılacak diye hayal etmiştik.
Maalesef işler hiç de kurguladığımız gibi gitmedi.
Trabzon Lisesi’nin şampiyon takımından sadece bir futbolcu ikinci ligde oynama fırsatı yakaladı.

***
Her şeyde olduğu gibi sevinçlerimizin ya da üzüntülerimizin, başarılarımızın veyahut da başarısızlıklarımızın ölçüsünü bir türlü tutturamıyoruz.
Ya mutluluktan çılgına dönüyoruz ya da yenilgiden dibe vuruyoruz.
Grilerimiz hiç yok!
Bize göre hayat ya herro ya merro!
***
Erdoğdu Lisesi’nin katılmış olduğu ve şampiyon çıktığı turnuvanın içeriğinden bihaberiz.
Mahiyetini bilmiyoruz.
En kötüsü de araştırmıyoruz.
Dünyada bu organizasyon nasıl yapılıyor?
Katılımcılar neye göre belirleniyor?
Bununla ilgili hiçbir fikrimiz yok.
Bazı ülkeler karma bir şekilde kızlı erkekli olarak turnuvaya renk katıyor, bazıları ise çok küçük gruplarla…
Bizdeki Mehmet Yeşil’in yaşıyla paralel kaç öğrenci turnuvada yer aldı acaba?
Trabzonspor’un ve diğer kulüplerin altyapılarında top oynayan gençlerin bir lisenin çatısı altında toplanması ne kadar tesadüftür?
Böyle üstün gibi görülen bir zaferin ardından Erdoğdulu hangi futbolcuya büyük ya da küçük kulüplerden teklif geldi?
Yurt dışında sadece derslerinde belli bir ortalamayı yakalamış olan yetenekli öğrenciler okul takımlarına alınırken, Türkiye’de okul takımında yer bulan öğrencilerin bırakın akademik başarıyı, okula devamlılığı kaç günle sınırlıdır acaba?
Saç sakalı birbirine karışmış olan bu gençlerimiz, hep okul idaresi tarafından ayrıcalıklı bir statüye konulduğundandır ki, okula gitmeyi okula bir lütuf, kantinde oturmayı da matah bir şey kabul ediyorlar.
Ben o çocukların, durup dururken böyle bir davranış bozukluğunda bulunduğunu düşünmüyorum.
Çevreleri, aileleri, arkadaşları, öğretmenleri tarafından sadece birer çift değerli ayak ve yarının yatırımları olarak görülen bu çocuklar aslında bizzat bizler tarafından harcanıyor.
Pırıl pırıl çocuklarımız, bizlerin egosundan ve onlarla ilgili girdiğimiz ekonomik beklentiden dolayı kaybolup gidiyor.
Yazık ediyoruz onlara…
Tıpkı 2003’te gelecek vaat eden yirmi dört genci hırslarımızla yok ettiğimiz gibi, bugün de aynı hatayı yapıyoruz.
Anlık başarılarla yetinerek, günü kurtarmanın peşine düşüyoruz.
Bu çocukların yükseköğrenimlerini planlamıyoruz, hatta önlerini kesiyoruz.
“Önce iyi bir insan, sonra iyi bir öğrenci, olabilirsen de iyi bir futbolcu ol!” zihniyetini onlara uygulayamıyoruz.
Hep kendimizi, okulumuzu, kulübümüzü, politikamızı düşünüyoruz.
O çocukların hayalleri ve gelecekleri kimsenin umurunda değil!
Biz işin ne tarafından nemalanırız diye hesap ediyoruz.
Ama olan hep onlara oluyor.
Unutulup gitmenin, yok sayılmanın faturasını hep onlar ödüyor.
***
Dileğim odur ki, 2003’te yaşanan muhteşem başarının ardından, şampiyon takım futbolcularının yaşadığı hezimeti, 2015’tekiler yaşamasın.
Aynı hatalar tekrarlanmasın.
Gençlerimiz bir materyal olarak görülmesin.
Güzel ve sağlıklı bir hayat için önleri açılsın.
Biricik ve değerli oldukları akıldan çıkarılmasın!
Tebrikler Erdoğdu Lisesi!
Alnınızdan öpüyorum!

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.