Hey gidi günler hey!

Ergenekon operasyonu başladığında yer yerinden oynamıştı.

Askerler, yazarlar, avukatlar, profesörler, gazeteciler, hükümeti yıkmak için örgütlendikleri suçlamalarıyla gözaltına alınıp tutuklanıyor, bir kısım medya organlarına sızdırılan yalan-yanlış bilgilerle manşetlerde infaz ediliyordu!

Yandaş kalemlerin kahraman ilan edip sırtını sıvazladıkları Savcı Zekeriya Öz coştukça coşuyor, operasyonlar dalga dalga geliyordu.

Bir, iki, üç, dört, beş…

Aklın ve mantığın sınırlarını zorlayan suçlamalar karşısında, ‘Yok artık olmaz böyle saçmalık’ diyen herkesin vatan haini edilmesi bir yana, ülkenin Genelkurmay Başkanı, ‘terör örgütü lideri’ suçlamasıyla demir parmaklıkların ardına gönderiliyordu!

Velhasıl; Pascal’ın, “Kuvvete dayanmayan adalet aciz, adalete dayanmayan kuvvet zalimdir” sözünün uygulanışını seyreden Türkiye, tarihi günler yaşıyordu!

Çok insanın canı yandı.

Kimileri cezaevinde öldü, kimileri intihar etti, kimilerinin geleceği çalındı, kimileri suçsuz yere yıllarını hapiste geçirdi!

Elbette bu zulmün bir sonu olacaktı!

Hukukun tokmağını adalet dağıtmak değil de birilerinin başını ezmek için kullananların kahraman olduğuna inandırılmış muktedirler, gün gelip o tokmak kendi kafalarına yönelince kumpası anladılar!

O güne kadar devlet için mücadele ettiği sanılan sahte kahramanlar, o günden sonra Haşhaşi ilan edildi!

Uzatmayalım;

O dönemin kudretli ve cesur savcısı Zekeriya Öz, tutuklanacağını anlayınca tası tarağı toplayıp, önceki gece saat 03.46’da ülkeyi terk etti!

Manalı bir tesadüftür ki; insanların evlerine baskın vermeye alışık olduğu bir şafak vaktinde korkakça kaçıp gitti.

İnsan, dünyanın öbür ucundan gelip kendisine teslim olanların duruşundan utanırdı diyeceğim de, gözaltına aldığı birisine, “Kendine operasyonu engellemek için mi karına kalp ameliyatı yaptırdın?” diye soran bir adamdan utanma duygusu beklemek hayalcilik olmaz mı?

Her neyse…

Hocasının sarayına kadar yolu var!

Nasılsa bir gün mutlaka yakalanır, getirilir ve ümit ediyorum ki adil bir yargılamayla yaptıklarının hesabını verir.

Ne demişti Mirabeau:Adalet topaldır, ağır ağır yürür, fakat gideceği yere er-geç varır.

Asıl önemli olan, Zekeriya Öz ve suç ortaklarının ne zaman yakalanıp getirilecekleri değil, hakiki adaletin, hepimizin inanıp güvendiği adaletin, yani Zekeriya Öz’lerin ve onların boşluklarını başkalarının doldurmadığı gerçek adaletin tesis edilmesidir.

Çünkü adalet bir gün herkese lazım olacak.

Kalın sağlıcakla…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
www.karadenizinsesi.com.tr