27 Mayıs 1960 askeri darbesini yapanların birincil amacı ülkede “milli birlik”i sağlamaktı. Daha önce de bu köşede belirttiğim gibi; darbe öncesi Türkiye, siyasal anlamda ikiye bölünmüş gibiydi. “Vatan Cephesi”nde toplanan DP’liler vardı.

Diğer tarafta başta CHP’lilerin oluşturduğu “Güç Birli”ği cephesi... İktidar ve muhalefetin iki ayrı kampa ayrılması sosyal yaşama en olumsuz şekilde yansımıştı. Her iki gruba dahil olan kişiler, birbirleriyle selamı-sabahı kesmiş, düğünlere karşılıklı olarak gidilmez, alış-veriş yapılmaz olmuştu. Hatta Anadolu’da kimi köylerde bu anlamsız particilik öylesine zıtlaşmış, hoşgörüsüzlüğe dönüşmüştü ki, partililer camilerini bile ayırmışlardı. Siyasetçilerin birbirleriyle yaptıkları rekabet/çekişme ise hiç örnek değildi.

27 Mayıs darbesinin üzerinden tam 55 yıl geçmiş bulunuyor. Elli beş yıl içinde darbe girişimleri, darbeler yaşadık.

15 Temmuz darbe girişimi dışında diğer darbe ve darbe girişimlerinden kendimize ders çıkardığımız söylenemez. Hep tekrar üstüne tekrar oldu.

Ama 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin çok farklı sonucu; dünya demokrasi tarihinde Türklerin demokrasiye olan bağlılığının ve inancının övünçle gösterilecek örnek olma özelliğini taşıyor.

Demokrasiyi sahiplenme açısından millet olarak gösterilen/ sergilenen eylemi; bundan böyle siyasetçilerin de örnek tutum ve söylemlerle sürdürme gibi bir dönemi yaşadığımızın farkında olmamız gerekir.
 

Bu, öncelikle siyasetçilerin omuzlarında olan ve bugünler itibariyle kutsal kabul edilebilecek bir önem de taşıyor ayrıca... Siyasetçi artık kendini bilecek, bilmek durumunda... Aklına estiği, diline geldiği, eskiden olduğu gibi esip savurma dönemi 15 Temmuz 2016 tarihi itibariyle bitmiş bulunuyor.

TBMM Başkanı Kahraman’ın dün Malatya’daki konuşmasını televizyondan dinledim. Meclis Başkanı olan, o yüce makama oturan bir kişinin artık siyasetle işi olmaması gerekir diye düşünüyorum.

Sayın Kahraman’ın dünkü konuşmasını dinlerken umutlarımın boşa olduğunu üzülerek gördüm/ yaşadım. TBMM Başkanı siyasi bir partiden o göreve gelebilir, seçilebilir. Yolu da budur zaten... Ancak, TBMM Başkanlığı görevi uhdesinde iken siyaset konuşması doğru olur mu, sizce? Sayın Kahraman, Malatya’da başka bir konu bulamamış gibi, sivil toplum örgütü yöneticilerine dün ile bugünün hizmet orantılamasını yapıyor Bu niçin yapılmasın? Tabii ki yapılsın, ama dünün koşulları ile bugünün koşullarını aynı saymak ve bu görüşle fikir beyan etmek doğru olur mu?

Siz bir bina yapacaksınız, temelini de çok sağlam attınız. Sizden sonra gelen kuşaklarınız, çocuklarınız/torunlarınız bu temelin üzerine yeni yeni katlar çıkıyorsa ve yaptığı işle övünürken temeli atan dedesini/babasını unutuyorsa neresinde kalır bu işin vefa... Siyaset rende gibi hep kendine yontmak olmamalı...

Günümüz siyasetinde maalesef bu manzarayı gördük ve yaşayarak bugüne geldik.

15 Temmuz 2016 darbe girişiminden; önce siyasetçiler eski alışkanlıklarını terk etmek suretiyle kendilerine ders çıkarmaları gerekiyor. Yoksa siyaset “eski tas, eski hamam” usulü devam ederse yazık olur bu milletin demokrasi aşkına...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.