Ülke gündemimizi günlerdir dış politika oluşturuyor.

Bölgemizde çok önemli gelişmeler yaşanıyor. Esad ile önü kesilen Arap Baharı bugün IŞİD meselesi ile büyük bir çıkmaza girmiş durumda. Türkiye ise bu meselelerin tam da ortasında... Hem de artık oyun kurucu kimliği ile…

Fakat buna rağmen özellikle içeride, Türkiye’nin dış politikası her şart ve durumda amansız ve seviyesiz eleştirilere maruz kalıyor. Kamuoyunu bilgilendirmek adına bu eleştirileri cevaplamak elzemdir.

Sırayla gidelim…

Suriye Meselesi

Türkiye, Suriye’de ayaklanmanın başladığı dönemde Esad’a aylarca reform yapması gerektiğini anlatmaya çalıştı. Fakat Esad reform yapmak şöyle dursun kendi halkının üzerine bombalar yağdırmayı tercih etti. Sonra Türkiye, başta Amerika olmak üzere Batılı kuvvetlere Esad’a karşı gerekli tedbir ve yaptırımlar uygulanmaz ise radikalizmin artacağını ve bölgenin içinden çıkılması güç bir istikrarsızlığa gark olacağını anlatmaya çalıştı. Ama olmadı. Ne Esad geri adım attı ne de Batı Türkiye’yi anlayabildi. Zamanla Suriye şiddet çukurunun içine gömüldü. Türkiye’nin öngördüğü üzere radikalizm arttı, terör normalleşti. Ve sonunda korkulan oldu: IŞİD doğdu. Türkiye’yi o gün anlayamayan Batı, Türkiye’ye pişmanlıklarını ileterek “siz haklı çıktınız” dedi.

Irak Meselesi

Türkiye’nin son zamanlarda ilişkilerinin en bozuk ülkelerden biriydi Irak. Fakat sebebi, Maliki’nin mezhepçi politikalarıydı. Türkiye, dönemin Irak Başbakanı Nuri El Maliki’den çok şikayetçiydi. Maliki’nin Sünnileri baskı altına alması, onları hor görmesi ve zaman zaman ağır şiddet eylemlerine maruz bırakması Türkiye’nin tepkisini çekiyordu. Türkiye ilk önce Maliki’ye sonra Batı’ya mezhepçi politikaların mezhepsel fay hatlarını tetikleyeceğini ve nihayetinde oluşacak olan depremin hiç istenilmeyen sonuçlar doğurabileceğini anlatmaya çalıştı. Ama maalesef o dönem Türkiye, Irak’ın içişlerine karışmak ile suçlandı. Sonra IŞİD doğdu. Hem de Sünni tabanda önemli bir kesimin desteğini arkasına alarak. Batı hatasını anladı. Maliki iktidardan indirildi. Nihayetinde Türkiye’nin haklılığı Irak’ta da tescil edildi.

Mezhepçi Dış Politika Meselesi

Türkiye, aynı malum çevrelerce Sünni mezhepçi bir dış politika anlayışına sahip olmakla eleştiriliyor. Bu eleştiri de gerçeklikle ilgisi olmayan safsatalar dizisinin bir parçasıdır. Türkiye eğer Sünnici bir dış politika anlayışına sahip olsaydı, BM Güvenlik Konseyi’nde Şii İran’a destek çıkarak tüm Batı’yı karşısına alır mıydı? Öte yandan Türkiye, Sünnici bir dış politika anlayışına sahip olsaydı Mısır ile ilişkilerinin bu derece kötü olmasına müsaade eder miydi? Öyle olsa Mısır ile var olduğu iddia edilen mezhepsel işbirliğine halel gelmemesi adına Sisi’ye gösterilen tepki daha soft tutulmaz mıydı? Yine iddia edildiği gibi olsa Türkiye,sınırlarını hiçbir mezhep ve etnik köken gözetmeksizin bütün mazlumlaratereddüt etmeden açar mıydı?

Sonuç olarak Türkiye, iddia edilenin aksine gerçekleşen öngörü ve tezleriyle gücüne güç katıyor. Irak’ta ve Suriye’de bunu çok çarpıcı bir şekilde gördük.  Apaçık ortadadır ki; bu realist ve rasyonel dış politika aklı bölgeye dair yazılan senaryoların figüranı olan Türkiye’yi bugün bizzat senarist yaptı.  Ve şükürler olsun ki; “Türkiye’nin dış politikası iflas etmiştir” gibi safsatalarla aslında ümitlerini ortaya koyan fırsatçılara da avuçlarını yalamak düştü…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.