Erich Marie Remarque’nin  “Garp Cephesinde yeni Bir Şey Yok” adlı romanını okuyalı yıllar oldu. Bir dünya savaşının dramını tüm çıplaklığı/acılarıyla anlatan/yaşatan bir eşsiz kitap…
      E.M. Remarque’nin artık bir savaş klasiği kimliğini kazanan kitabını okumanızı isterim.
      Ama bu kitaptan söz etmeyeceğim şimdi. E.M. Remarque’nin kitabının adından yola çıkarak fındık için yazacaklarım var bugün. 
      Biliyorsunuz,  ekonominin temel kuralı olarak fiyatlar “arz-talep” buluşma noktasında oluşuyor bu dünyada. Arz yoksa yani piyasaya mal/ürün sunulmuyorsa, alıcılar gereksinimleri/ihtiyaçları gereği fiyat artırarak piyasaya girerler mal almak için.
      Bu, ticaret/ekonomi dünyasında değişmez kural olarak sürüp gidiyor.
      Tıpkı fındık piyasasında olduğu gibi…
                                                                  x   x    x
      Evet, fındık açısından “Garp dünyasında yeni bir şey yok.”
      Ürün/rekolte az olunca, fiyatlar  –bu yıl-  neredeyse tavan yaptı. Yaptı da bu görünürde olumlu gelişme, bölgedeki kaç sayıda üreticiye yansıdı?
      Demem o ki, genelde tüm üreticilerce paylaşılmayan bir durum…  Malumunuzdur, yüksek rakımlı fındık bahçelerinde don olayı yaşandığından üretici; fındık toplamak adına dala uzanamadı bu yıl. Böyle olunca da üretici şimdilerde “tavlada 6 kapıya alınma olayı” gibi bir durumda yaşıyor ne yazık ki.
      “Cep delik-cepken delik…” bir üretici manzarası…   Gerçi piyasada pek kalmadı ama yine de kıyıda-köşede olan mahalle bakkallarındaki “kara kapaklı defter”lere iş düştü bu yıl. Mahalle bakkalıyla arası olmayanlar ise sarılacaklar kredi kartına. Sonra da “kredi karı krizleri” yaşanacak maalesef.
      Fındık üreticisi “peşin yiyecek” yine… Yani, gelecek yılın ürünü daha yaratılmadan, dalda görünmeden tüketilecek nasıl…
      Gelecek sezon fındık rekoltesi yüksek olursa fındık fiyatının bu günkü gibi tatmin edici olacağını mı sanıyorsunuz?
      “Evet, fiyat gelecek yıl da bugünkü seviyede olmalı” diyorsanız, ben de size çok iyiniyetlisiniz, derim.
                                                                     x   x   x
      Neyi mi anlatmak istiyorum?
      Bu güne değin fındık ürünü üzerine yürütülen politikaların bu değerli ürünü ve onun üreticisini ne duruma düşürdüğünü gördük, yaşıyoruz.
      Geleneksel bir uygulama olarak FİSKOBİRLİK devlet adına piyasaya girip yıllarca “destekleme alımı” yaparken, bundan vazgeçilip TMO (Toprak Mahsulleri Ofisi)  devreye  -kendi iradesiyle mi acaba?-   sokuldu. Bu istemeyerek olacak ki tutunamayıp kaçarcasına çekildi piyasadan.
     Tuhaf bir durum değil mi? Hani, biz dünyanın en çok, en kaliteli fındığını üreten ülkesiydik? Fındığın üretiminden, piyasaya sunulmasına, işlenip satılmasına değin kopuk- kopuk halkaları olan piyasa değil, piyasasızlık. Bütün değil, parça-parça bir film…
      “Bir dokun bin ah dinle…”  Fındık üreticisi ve piyasası için söylenmiş bir söz sanki… Ama daha çooook söylenecek söz var bu konuda.
      Yine yazacağım.
 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
www.karadenizinsesi.com.tr