Merhum başbakanlardan Bülent Ecevit, ölümünün 8’inci yılında mezarı başında anıldı.

Dün Anadolu Ajansı şöyle verdi haberi:

 

“Eski başbakanlardan merhum Bülent Ecevit'in Devlet Mezarlığı'ndaki kabrini, eşi Rahşan Ecevit ve Bülent Ecevit Vakfı üyelerinden oluşan heyet ziyaret etti. Kabre çelenk bırakılmasının ve Kur'an-ı Kerim okunmasının ardından bazı vatandaşlar, dua etti ve fotoğraf çektirdi. Eski başbakanlardan Ecevit, 5 Kasım 2006 tarihinde vefat etmişti.”

 

Hepsi 5 satır.

Fotoğraflara baktım.

Kabir başında bir avuç insan bir de cumhuriyetle yaşıt Rahşan Ecevit…

Bir zamanların‘Kıbrıs Fatihi’, adı dağlara taşlara ‘Karaoğlan’, diye yazılandı Ecevit.

Çalmadan çırpmadan, mütevazı yaşadı, öyle de öldü.

81 yıllık ömrünün 53 yılını siyasetin içinde geçirdi.

Ama dün mezarının başında bir hayat arkadaşı vardı, bir de 10-15 seveni…

***

Siyaset yapanların ortak kaderidir bu.

Kudretlerini kaybettiklerinde, bugün etraflarında var olan kalabalıktan geriye kalacak sadece bir avuç insandır.

İnönü’den Menderes’e, Özal’dan Erbakan’a hepsine bakın, aynı tabloyu görürsünüz.

Hepimizin bu sonuçlardan ders çıkarması gerekir.

En çok da siyasetçilerin…

***

Aslında bütün bunları şunun için yazdım.

Yine bir seçim öncesindeyiz ve siyasette ateşli bir yarış başlıyor.

Kelli felli adamlar, rakip gördükleri kişiler hakkında öyle iddialarda bulunuyorlar ki; akıl sır erdirmek mümkün değil!

‘O olmasın ben olayım’ mantığı, tehlikeli birer yaratığa dönüştürüyor insan bildiklerimizi.

Ne özel hayat bırakıyorlar, ne eş, ne çocuk!

Şeref, haysiyet, onur ayaklar altında.

Ve bütün bunları yapanların tak hedefi, başkanlık, vekillik vs. bir koltuk kapabilmek!

Değer mi Allah aşkına?

Ne olursanız olun, ne kazanırsanız kazanın, ne yaparsanız yapın, sonunuz her fani gibidir.

Bir avuç toprak, bir avuç insan…

Bir de 5 satır haberle anılırsanız ne ala!

Onun için diyorum ki; siyaset seviyeli yapılmalı.

Hiç kimse, bir başkasını karalayarak, yaralayarak, iftirayla, çamurla bir yerlere gelmeye kalkışmasın.

Merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun diliyle soralım;

“Bir saniyesine bile hükmedemediğimiz bir dünya için; bu kadar fırıldak olmaya ne gerek var?”

Kalın sağlıcakla…

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.