Dünya Fransa’da yaşanan terör saldırısını konuşuyor.

Peygamber Efendimiz Hz Muhammed hakkında aşağılayıcı ve rencide edici yayınlar yapan Charlie Hebdo dergisine düzenlendi saldırı. 12 kişi öldürüldü.

Sözde intikam için…

Öyle lanse edildiği gibi Fransa’da yaşayan bir öğrenci ve bir pizzacının yapabileceği bir eylem olamaz bu. Derginin tam da editoryal toplantısının gerçekleştiği sırada Paris’in göbeğinde bu kadar rahat tavırlarla saldırı gerçekleştirip 12 kişiyi öldürmek ve sonra paniğe kapılmadan arabaya binip bölgeden uzaklaşmak profesyonel olmayanların yapabileceği bir iş değil.

Üstüne üstlük işlerini bu kadar profesyonel yapan saldırganların kimliklerini terk ettikleri arabalarında unutmaları da ilginç bir tesadüf...

Bitmedi.

Aynı saldırganların saldırının ertesi günü Fransa’nın iki ayrı bölgesinde iki ayrı rehine eylemi düzenleyebilmeleri de işin tuzu biberi.

Yani tuhaflıklar zinciri almış başını gidiyor…

Saldırının doğuracağı sonuçlar ve saldırının ayrıntıları gösteriyor ki bu saldırı profesyonel bir tuzağın parçası. Ortada büyük bir oyun var.

Saldırıları tertip eden ve bu oyunu kuranların kimler olabileceğini oyunun doğuracağı sonuçlardan çıkarabiliriz.

Fransa’da geçtiğimiz haftalarda Cumhurbaşkanı Hollande, Fransa’nın Esed ile mücadelede yanlışlar yaptığını ve bu konuda strateji değişikliğine gidebileceklerini açıklamıştı.

Öte yandan yine geçtiğimiz haftalarda Yahudi lobisinin aksi yöndeki yoğun baskılarına rağmen Fransa, Filistin’i bağımsız bir devlet olarak tanımıştı.

Saldırıyı bu olaylarla ilişkilendirmek komplo teorisi olarak kabul edilebilir. Fakat çok net bir biçimde görülüyor ki Batı ile İslam dünyası arasındaki ilişkiler şiddet zemini içerisine sıkıştırılmaya çalışılıyor.

Batı’da yükselen İslamofobi ve İslam düşmanlığına meşruiyet kazandırılmak isteniyor.

Peki, bazı çevrelerce Müslümanların geneline mal edilemeye çalışılan bu saldırıya karşı

Müslümanların tutumu nedir?

Hadiseye karşı net bir duruş sergilemek gerekir.

Bu saldırı alçakça bir terör eylemidir. Adi bir cinayettir.

Saldırıyı düzenleyenlerin İslami referanslar ortaya koyması onların bu eylemi İslam adına yaptığı anlamına gelmez. Müslümanların böyle bir savunma refleksi içerisinde olmaları doğru değildir. Hadiseye “eden bulur” anlayışı ile yaklaşmak bu oyunu tertip edenlerin amacına hizmet eder.

Müslümanlar, başlarını öne eğip bu terör saldırısını ‘ama’ ile başlayan cümlelerle izah etmeye kalkmamalıdırlar.

Yaşadığımız coğrafyada her gün yaşanan onlarca terör hadisesi ne kadar kabul edilemez ise Fransa’da yaşanan bu terör hadisesi de o kadar kabul edilemezdir.

Gazze’de, Kerkük’te, Musul’da, Telafer’de, Bağdat’ta, Şam’da, Trablus’ta ölenlerin sesi Paris’te ölenlerin sesi kadar çıkmıyorsa, bunda Müslümanların kabahati çok büyüktür.

Acının hiyerarşisinin olduğu bir dünya düzeni kurulmuşsa bunda Müslümanların kabahati çok büyüktür.

Terörün dini, ırkı, mezhebi ve GEREKÇESİ olmaz. Terör her zeminde insanlık dışıdır. Terörist her zaman ve her yerde alçak ve vicdansızdır.

11 Eylül’de Amerika’da oynanan oyun neyse bugün Fransa’da oynanan oyun odur. İslam dünyası 15 yıl önce geldiği oltaya bugün gelmemelidir.

İslam dünyası, İslam’ı ve Müslümanlığı terör ile eş göstermek isteyenlerin bu oyununu doğru tavrıyla, dik duruşuyla, özgüvenin yanında özeleştirisiyle bozmak zorundadır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.