Evet , aynen öyle. Trabzonspor için çok kritik bir maçtı. Yenilse alt sıralarda küme düşme hattındaki takımlara yaklaşacak yense ilk 10’un içine girecekti.

Sezon başından bu yana sahada istikrar gösteremeyen aksine saç baş yoldurtan futbolcular moral bulduklarında ve yardımlaşabildiklerinde en azından bazı oyuncular; var olan kalitelerini hatırlayarak gereğini yerine getirebiliyorlardı.

Kayseri ligin iyi kapanan takımlarından biri. Samba’nın sakatlanması oyun düzenlerini bozsa da Trabzonspor güçlü ama ürkek bir boksör gibiydi maçın başında.

Kaleci Onur kurtardığı penaltı ve kaledeki dik duruşuyla o boksörü dövüşün içinde tutan koç gibiydi adeta. Ve kurtarışlarıyla arkadaşlarını silkeleyerek kendine getirdi.

İkinci yarı Trabzonspor’un sağ kanadı aksayınca o kanada destek olsun diye alınan Yusuf Trabzonspor’un en zayıf karnı oldu. Son dakikada kaçırdığı gol; inanılmazdı. Ama olmuyor, olamayacak da...

Marko Marin... Chelsea’den büyük umutlarla kiralanmıştı. Genelde öz evlat popülizmine kurban ediliyordu. Türkiye’de pek çok takımda gizli gizli yerliyi yabancıya tercih etme anlayışının Trabzonspor’daki mağduruydu. Kendisine biraz güvenildiğinde neler yapabileceğini bugünden değil kariyerinden zaten bildiğimiz Marin ilk defa kendisi gibi oynadı ve maçın gidişatını değiştirdi.

Trabzonspor’un önünde yığınla sorun var. Bu galibiyet hiç olmazsa o sorunları çözmeye çalışan yönetime moral, taraftara da umut olur...

Maçın en iyisi... Kesinlikle Marko Marin. Takımı ateşleyen toparlayan isimdi.

Maçın en kötüsü... Yusuf Erdoğan. Eminim kendisi de öyle düşünüyordur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.