“Gaz vermek” deyimi... Gaz vermenin ne yönden, ne için, ne yöntemle yapıldığı her zaman önem taşır. Çünkü, böyle bir durumla karşılaşan her kişi önüne gelen art niyeti okuma/çözme durumu ile karşı karşıya kalışı vardır ortada... Bu durumu aşmak ister.

“- Acaba ne demek istedi?.” sorusuna en isabetli yanıtı verme arayışına giren kişi, “ -Acaba beni gaza mı getiriyor?” kuşkusu yaşar ister-istemez.

Kişi, iç dünyasının renk zenginliğinde en büyük payı kendine ayırırken, gün yüzüne çıkarmayıp labirentlere attığı flu kişiliğini hep bir giz olarak saklar/korur. Bunu korumayı bir hüner(!) bilir kendine...

Kişinin, kendi içinde/benliğinde yaptığı bu “flu giz anıtı”nın hiç ziyaretçisi olsun istemeyişi ise; onun Adem’den gelen bir alışkanlığının, dahası kendini bir tür tutsak edişinin, kendini teslim alışının eşi bulunmaz bir çaresizliği değil ne?

Bana lütfen söyler misiniz? Kişi neden kendi iç dünyasına/benliğine giz perdesi çekerek, utanılır durumunun teşhirini/seyrini, bilinmesini istemez?

Toplumsal kalkınmasını bilgi hazinesi üzerine bina etmeyen/kurmayan kişilerin çoğunluğu oluşturduğu ortamlarda yukarıdaki flu “sahte” bir dünyanın, erdemsizliğin yaşandığını kim fark edecek, ya da yaşayıp söyleyecek?

Peki, bu durumu bir kişi yazsa, söylese, haykırsa sonuç değişecek mi?

Hz. Yusuf’u kuyuya atan kardeşlerinin O’nun derinlerden gelen bir erdem çağrısını neden duymak istemediğini niçin düşünmüyoruz, şimdi?

***

Toplumsal yaşama renkler veren, tatlar katan, birlikte yaşadığı kişilerin benliğine istediği erdemi/güzellikleri sunan, gönlünde kurduğu binbir çiçekli parkları/bahçeleri bu uğurda feda eden sanatçıların aydınlık dünyasına koşanlar kazanıyor bu dünyada...

Bursa’da üçüncü günüm... Bursa toplumsal yaşamındaki renkliliğiyle farklı güzellikler sunuyor herkese...

Bu renk paydasının çoğunluğunda sanatçıların lokomotif olduklarını görmek ayrı bir mutluluk oldu benim için...

Bursa’da yerel yönetimlerin sosyal yaşamı sanatsal anlamda zenginleştirmeleri ise çok farklı duygulara götürdü beni... Bursa bir tarih kenti kuşkusuz. Bu kimliğini ise adım başı düzenlenmiş müzelerin varlığı kanıtlıyor. Çünkü, Bursa mülki ve yerel yönetiminin bu alandaki çalışması diğer illerimize “ örnek” olacak güzellik ve olgunluklar taşıyor.

***

Dönelim başa...

“Gaz vermek...” Eskiden kimi ülkelerde idamlar gaz odalarında yapılırdı. İstersen nefes alma.. İki-üç dakika içinde akciğerlerinize çektiğiniz gaz, ölümünüzü gerçekleştirirdi.

Ama “gaza gelmek” ise; kimi siyasetçilerin öldürmeyen, ama umut dağıtıp Kaf Dağı’nın arkasını tarif etmesi olarak yaşanıyor ne yazık ki siyasetimizde... Seçmen kazanmanın ve de pembe dünya yaratmanın en alkış yolu oldu “gaz vermek...”

Oysa, bu aldatma yöntemi yerine sanatçıları sahiplenip, onlarla kentlerde örnek yaşam alanları yaratmak yerel yönetimlerin şaşmaz ilkesi olmalı..

Bursa’daki “Trabzon Kültür ve Sanat Günleri”ni bu duygularla yaşadım. “Bursa Trabzon Dernekleri Federasyonu”nun bu ilk uygulamasına sadece Karadeniz’den değil, örneğin Gaziantep’ten, Çankırı’dan, Bursa’dan, İstanbul’dan, Adapazarı’ndan firmalar gelip stant açtılar.

Marmara Bölgesi’nde yaşayan Karadenizlilerin özlem dolu buluşması güzelliklerle yaşandı Bursa’da...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com