1909’da öldürülen gazeteci Hasan Fehmi Bey, Türk basın tarihine öldürülen ilk gazeteci olarak geçti. Gazeteci Hasan Tahsin, gerçek ismiyle Osman Nevres, 1919’da İzmir’e çıkan Yunan askerlerine Kordon’da ilk kurşunu sıktı ve direnişi başlatan isim olarak sembolleşti. Oracıkta şehit edildiğinde 31 yaşındaydı. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin kayıtlarında, öldürülen gazetecilerin sayısı 66 olarak geçiyor.

Kurşunlananlar, bombalı suikastlarla yok edilenler, dövülerek canına kıyılanlar… Abdi İpekçi, Çetin Emeç, Musa Anter, Uğur Mumcu, Metin Göktepe, Ahmet Taner Kışlalı ve Hrant Dink akla ilk gelen isimler. Mesleğini yaparken, kazalarda can verenlerin sayısını dahi bilmiyoruz!
Umur ağabey (Talu) hatırlatmıştı bize, Abidin ve Yükselleri…

26 Ocak 1963’te, İstanbul’dan Trakya’ya, trende mahsur kalan yolcuların haberi için giden Hürriyet çalışanlarıydı onlar. Sürücü Yüksel Öztürk (30), muhabir Yüksel Kasapbaşı (29) ve foto muhabiri 25 yaşındaki Abidin Behpur Tapaner… Araçları kara saplandı. Şimdiki gibi iletişim araçlarının sınırsız olduğu bir dönem değildi elbet. Üstü karla kapanan aracın içinde donmuş bedenleri bulundu. Abidin’in koynunda, sımsıkı sarıldığı ve içinde fotoğraf makinesinin bulunduğu çantası vardı.

Unutulabilir mi gazeteciliğin yüz akları? Mesleğine canını veren kahramanlar… Maraş dağlarında, ‘Daha yerimizi tespit edemediniz mi’ diye haykıran İsmail Güneş’in sesi halen kulaklarımızda çınlamıyor mu? Kırık ayağıyla, ölürken bile görüntü çekip, gazetecilik tarihine miras bırakan bir abidedir o. Van depreminde, insanlara oradaki gelişmeleri aktarabilmek için canlarını veren Sebahattin Öztürk ve Cem Emir’i unutmak mümkün mü?

Gazetecilik zor iştir. Dün de zordu, bugün de zor, yarın da öyle olacak şüphesiz. Ne baskılar biter, ne de baskı yapanlar. Sadece isimleri, ideolojileri, unvanları ve yöntemleri değişir. Kimi parayla susturur, kimi öldürür, kimi dövdürür, kimi fason bahanelerle tutuklatır, kimi itibarsızlaştırır, kimi işsiz bıraktırır… Dün de böyleydi bugün de… Destansı öyküleriyle bu mesleğe katkı sunan ve gerektiğinde canlarını veren, Hasan Fehmi’den günümüze tüm kahramanların, bugün gazetecilik yapan bizlere bıraktığı kutsal miras ve sorumluluk, şunu gerektiriyor;

Umutsuzluk yok. Baskıları göğüsleyecek, halkın gerçeği öğrenmesi adına gerektiğinde canını ortaya koyacak olan gazeteciler yok değil. Herkesin umudunun bittiği yerde, kutup yıldızı görevi yapacak olanlar gazetecilerdir.

Sözü uzatmayalım. Bugün 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü. Ölenlere rahmet, sağlara selamet diliyorum.
Kalın sağlıcakla…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com