Rica ediyorum, makaraları geri sarın.

Akyazı Spor Kompleksi inşaatı henüz başlamadan, yani deniz henüz doldurulmadan, ahalimiz bu proje için diyordu?

***

“O denizi 30 yılda dolduramazlar.”

“Rize’de denize yakın çöp alanına yüzme havuzu yaptılar. Havuzu sürekli su basıyor. Akyazı’da aynı olacak.”

“Şehri betonlaştırdığımız yetmedi, sıra denize mi geldi…”

*** 

Deniz dolgusu tamamlanıp, Akyazı ufak ufak yükselmeye başlayınca, bu kez ahalimiz hedef tahtasına stadı koydu.

***

“Akyazı büyük bir riskle karşı karşıya. Oradan fay hattı geçiyor.”

“Fizibilite çalışması zayıf, zemin çürük…”

“Fore kazıklar yeterli derinliğe çakılmadı.”

“İlk afette bu stat yağ gibi kayıp denize dökülür…”

***

Gel zaman git zaman derken, ahalimiz bu kez de Akyazı Spor Kompleksi’nin yanına yapılması planlanan şehir hastanesini topa tuttu.

***

“Oraya hastane olmaz, halk yakın yere istiyor.”

“Başka bir yer doldurun, olmazsa dağları ütüleyin.”

“Akyazı’yı sporun elinden almak Trabzonspor’a ihanettir...”

*** 

Pes diyor ve şu noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum.

Fark etmişseniz, eleştiri var ama öneri yok!

Varsa yoksa istemezük!

*** 

İyi de be kardeşim!

Öneriniz ne?

İstimlak savurganlığına ve israfa yol açacak Çimento Fabrikası’nın alanı mı?

Yıkılacak olan Avni Aker mi?

Yoksa Numune Hastanesi’ni mi genişletelim?

Sahi öneriniz ne?

Devlet, denizi doldurup size yaranamıyorsa, gidip Neptün’de istimlak edilecek arazi mi baksın?

***

Geçin bu işleri muhterem.

Akyazı’nın yanına şehir hastanesi bal gibi de olur.

Hazır doldurulmuş alan…

Sıfır istimlak bedeli ve sıfır zaman kaybı…

Hal böyle olunca, istemezükçülerin bu eleştirileri, Cengiz Aytmatov’un şu sözüyle eşdeğer oluyor:

“Gereksiz eleştiri, gizli hayranlıktır…”

Ötesi yok.

Eyvallah.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com