Arkadaşım Sinan Nalçacı elim bir trafik kazasında öldüğünde henüz 20 yaşında bile değildim.

Sonra Fatih Bektaş’ı kaybettik, 20’li yaşların ortasında.

Orhangazi Kalaycı’yı ölüm 33’ünde yakaladı.

Sonra Mesut Atay göçüp gitti ‘yolun yarısı’ dediğimiz 35’inde.

Bugün de Tamer Aktaş’ı uğurluyoruz, daha 40’ında…

Bir hainin patlattığı bombanın hayattan kopardığı şehit komiser Tamer’i…

***

Dün al bayrağa sarılı tabutunu karşıladık Trabzon Havalimanı’nda…

Kim bilebilirdi ki yıllar sonra böyle karşılaşacağımızı?

Küçük şehrin çocuklarıydık, birlikte büyümüştük.

Köy servisi o meşhur BMC kamyonun kasasında yaptığımız yolculukları unutamam.

Rahmetli babalarımız da çok iyi arkadaştı.

Biricik oğluydu Tamer, Bina amcanın.

Tek kızdığım yönü Beşiktaşlı olmasıydı.

Sesine yansıyan bir efendiliği vardı.

Bir de gülmek ona çok yakışırdı, başka bir sevimli olurdu.

Liseden sonra koptuk.

Şehirden ayrılan herkes, kendi hayat hikâyesinin peşine düştü.

Çok zaman sonra öğrendim polis olduğunu.

***

Dün önce şehadet haberi, sonra tabutu geldi Diyarbakır’dan.

Bugün cennete uğurlayacağız şehit Tamer’i, Sinan’ın, Fatih’in, Orhan’ın, Mesut’un yattığı o mezarlıkta…

Tabutuna eğilip diyeceğim ki; ‘Şehidim hakkını helal et bize.’

Vatan uğruna canını veren kahraman kardeşim.

Gözün arkada kalmasın, kutsal emanetin şerefimizdir.

Senin her şehidin arkasından yaptığın bir dua vardı.

Ben de aynı duayı senin için yapıyorum;

Yüce Allah seni peygamber efendimize komşu etsin inşallah.

Yazacak çok şey var ama devam edemiyorum, lütfen anlayın beni.

Klavyem sırılsıklam, yüreğim paramparça…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com