15 Temmuz 2017 Cumartesi 14:02
Süleyman Soylu "Kim gelirse vurun dedim"

AK Parti kulislerinde “TRT’yi alan adam” olarak niteleniyordu. Soylu, o gece Çankaya Köşkü’nde de çalışmalarını sürdürdü. Darbe girişiminin engellenmesinde kilit rollerden birini oynayan Soylu, “Allah öyle bir geceyi bu millete bir daha yaşatmasın” dedi.

O dönem Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olan Soylu, hain darbe girişiminden Bakanlıkta Hakkarili gençlerle yaptığı sohbet sırasında haberdar olduğunu söyledi. Bakan Soylu, o geceyi şu sözlerle özetledi:

“Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanı Dr. Mehmet Selim Bağlı ‘Semalarda uçaklar dolaşıyor. İstanbul’da Boğaz Köprüsü’nün kapatıldığı görüntüler var. Bir şeyler oluyor’ dedi. ‘Uçaklar Ankara’da nerede uçuyor. Meclis’in üzerinde uçuyor mu?’ diye sordum. Uçtuğunu söyledi. O sırada Hakkarili gençler karşımızda, biz de o telefonun ortaya koymuş olduğu sarsıcı sonucu anlamaya çalışıyoruz. Onlara bir şey hissettirmedim. ‘Arkadaşlar sorularınız bittiyse ayrılabiliriz’ dedim ve bir fotoğraf çektirmek istediler. O dakikalar bana onlarca saat gibi geldi. Onları uğurladıktan sonra hemen yukarı çıktım. Televizyon açıktı ve Boğaz Köprüsü’ndeki görüntüleri ilk defa gördüm. Hemen Başbakanımızı telefonla aradım. ‘Bu nasıl bir maskaralıktır Süleyman Bey’ dedi. ‘Galiba darbe oluyor’ dedim. ‘Sizin bir emriniz var mı?’ diye sordum. ‘Hemen Bakanlar Kurulu üyesi arkadaşlarınızla irtibat kurun ve Çankaya Köşkü’ne geçin’ dedi. Bir dakika bile geçmeden aşağıya indik. Üstümüzden uçaklar geçiyor. Çalışma Bakanlığı’ndan Çankaya Köşkü’ne gitmek için hareket ettik. Yine zaman çok yavaş akıyor. Saatler geçiyor sanki... 

“NE İŞİMİZ VAR MUĞLA’DA”

 O arada arkadaşlarımızla görüşüyoruz. Sevgili Mehmet aradı. ‘Hemen Muğla’ya adam sevk etmemiz gerekiyor’ dedi. Ben ilk önce meseleyi anlayamadım. ‘Berat Beyle bir konuşur musun?’ dedi. O saniyeler, ilk dakikalar. Yani ne işimiz var Muğla’da? Muğla’da kim var? Meğer Cumhurbaşkanımız Marmaris’teymiş. Ben bilmiyorum tabii. Milletvekilimizi, Marmaris’teki eski il başkanımızı teker teker aradık. Diğer bakan arkadaşlarımızla beraber Çankaya Köşkü’ne gittiğimizi söyledik. Birçok arkadaşımızı teker teker Çankaya Köşkü’ne gidene kadar aradık.

Çok sonra 23.30-24.00 gibi eşimle görüştüm. Çok sonra ama o. ‘Ne yapıyorsun?’ dedim? ‘Geldim evdeyim, merak etme’ dedi. Bu arada babamla konuştum. Babam eski ve iyi bir siyasetçidir. ‘Darbe oluyor, hakkını helal et’ dedim. ‘Endişe etmeyin, inşallah duruma vaziyet edeceğiz’ dedim. O da ‘Allah yardımcınız olsun, hakkım helal olsun’ dedi. Daha sonra Çankaya Köşkü’nün kapısına geldim. Bizim için tarihî bir olay. Her taraf kapkaranlık. Polis arkadaşlar kapıyı açmak istemediler. Kim olduğunu anlamak istiyorlar. Makam arabasından aşağı indim ve ‘benim’ dedim.

Bunu burada ilk defa söylüyorum. ‘Burası sizin namusunuz, bizim dışımızda kim gelirse vuracaksınız’ dedim. ‘Bizim dışımızda buraya kim girmek isterse vurun’ dedim ve oradan içeri girdik. Çankaya Köşkü de çok karanlıktı. Belki tedbir olsun diye ışıkları söndürmüşlerdi. İlk ben girdim Köşke, başka kimse yoktu. Sonra arkadaşlarımız teker teker gelmeye başladılar. Tüm arkadaşlarımız, Abdülhamit, Mehmet, Selçuk, Lütfü Elvan, Faruk Özlü, İsmet Abi hatırlayabildiğim kadar Fatma Betül Sayan... Sonra Meclis Başkanımızla temas kurduk. Meclise gitmiş. Mecliste kimseyi bulamayınca, biz Köşke çağırdık. ‘Burada bir durum değerlendirmesi yapalım’ dedik. Bu arada birkaç kere Sayın Başbakan ile görüştük. Muğla’yı da takip ediyoruz. O arada Başbakanlık Müsteşarı geldi, hemen bir kriz merkezi oluşturduk. Bu kime ait bir darbedir ve nasıl gerçekleşiyor. Bir taraftan durumu izliyoruz. Yani stratejik olarak çoğalabiliyorlar mı? Adım atabiliyorlar mı? Cumhurbaşkanımız, İstanbul Havalimanı’na inene kadar hiç görüşemedik. Hep Berat Bey ile temas ettik. Biz İstanbul’a indikten sonra temas kurduk. Havalandığını duyduktan sonra rahatladık zaten.

‘SOKAĞA ÇAĞRI’ KIRILMA ANIYDI

Cumhurbaşkanımızın ve Başbakanımız çağırısı bence bizim Anadolu tarihimizin en önemli dönüm noktasıdır. Aslında bu ülkenin ve Anadolu’nun bir kırılma anıdır. Yıllarca çektiklerimizin bir daha çekilmemesini sağlayacak bir kırılma anıdır. Ve bu milletin öz güvenini yok etmeye çalışanlara karşı, bu milletin öz güveninin nasıl olabileceğini ve bunun nasıl milletin kendi iradesiyle inşa edilebileceğini ve bir liderin milletin haysiyet ve namusuna nasıl sahip çıkabileceğini gösteren en önemli kırılma anıdır. O konuşmayı izledik. O arada İsmail Abi geldi. Durum değerlendirmesi yaptık. Sokağa çıkılıp, çıkılmaması. Neler yapılıp, yapılıp yapılmaması... Sayın Başbakanımız da bir takım değerlendirmeler yaptı.

TRT’DEN DARBECİLERİ PÜSKÜRTTÜ

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, 15 Temmuz darbe girişimi gecesi sokaklara ilk inen bakandı. Soylu, darbecilerin TRT’den çıkarılmasında büyük rol oynadı. Halkla birlikte TRT Genel Müdürlüğü ana binasına giriş yaparak darbecileri püskürtmüştü. Soylu, o gece TRT’de derdest edilen askerlerin birinin telsizini aldığını belirterek, “Telsiz hâlâ bende. O gecenin hatırası olarak saklıyorum” dedi.

UÇAKLARA BAĞIRDIĞIMI HATIRLIYORUM

TBMM’nin açılması kararını aldık. Daha sonra hep birlikte TBMM’ye gittik. Bu arada Meclis’in üzerinden uçaklar geçiyor. Çok da yakından geçiyor. Kendimi kaybetmiş şekilde onlara bağırdığımı hatırlıyorum.
Hava güçlerinin olduğunu ancak kara güçlerini artıramadıklarının farkına vardık. Bu bizim kendimize ait bir strateji geliştirmemizi sağladı. Yani onlar hamle yapacaklar, biz de hamle yapacağız. Bu arada TRT’yi de ele geçirmişlerdi. Ankara’dan ‘Biz neler yapabiliriz’ diye arayanlar vardı. Bunların bir kısmını TRT’ye sevk ettik. Ellerinde silahlar var, mücadele etmek istiyorlar. Ben bu arada sürekli TRT’yi takip ediyorum. ‘Oradaki direnç ne noktada’ diye... Polisin de oraya sevk edilmesini istedim. 

MECLİS KAPISINI AÇAMADIK

 En sonunda Meclis’in içine girdik. Kapıyı açmaya çalışıyorlar. Kapı açılmıyor. ‘Niye açılmıyor’ dedim. ‘Anahtarı bulamadık’ dediler. ‘Gidin getirin anahtarı’ dedim. Baktım getirmeyecekler, kapıyı kanırttım. Sonra, ‘Bunlar, Meclis’in kapısını kırıp içeri girmişler derler’ diye düşündüm. Durduk. Tekrar anahtar istedik, tekrar dolap anahtarı geldi. İkinci defa da. Yani basiretsizlik midir? Yoksa art niyet midir? Onu tartacak halde de değiliz zaten. Alelacele anahtar geldi. O kanırttığım kapı bozulmuş, diğer kapıdan girdik. Büyük bir özgüven geldi hepimize. Sonra çeşitli televizyon ve haber kanallarını Meclise davet ettik. ‘Acilen canlı yayın yapmamız lazım’ dedik.

Daha sonra canlı yayına başladılar. Bu esnada da ben TRT’yi takip ediyorum. ‘TRT’yi alırsak moral olur’ dediler. Bunun üzerine ben alelacele tam Meclis’ten çıkarken Hüseyin Kocabıyık, ‘Sen bakansın. Senin gitmen doğru olmaz. Sana bir şey olursa milletin morali bozulur’ dedi. ‘Olmaz, gitmemiz lazım abi’ dedim. Psikolojik üstünlüğü ele geçirmek için ilk aldıkları kaleyi almamız gerektiğini düşündüm.
Meclis’in bahçeleri bombalandığında ordaydım. Dışarı çıktığımda karşıdan 3 kişi geliyordu. Gayri ihtiyari sordum, ‘Hanginizde silah var’ dedim. Cumhurbaşkanımız danışmanı olan arkadaşımız ‘benim yanımda var’ dedi. O da geldi. Çankaya Köşkü’ne geçerken biri arabayı durdurarak, ‘farlarınızı söndürün. Bu hainler ışığınızı yukardan görür de bombalarlar’ dedi.

O TELSİZİ SAKLIYORUM

Daha sonra TRT’ye gittik. Bir harekât ile içeri girdik. Karşı çıkan askerler derdest edildi. Hemen stüdyoya gidildi. Karşılaşmada kucaklaşmalar oldu. Yayın hazırlandı. Ve TRT milletimizin son hamlesiyle kendine geçmişti. Ben içeri girince birkaç dakika sonra İstiklal Marşı söylenmeye başladık. Derdest edilenlerden birinin üzerinden elbisesini çıkarttım. Bir vatandaşımızla beraber bunu yaptık. Telsiz, kimlikleri aldık. Telsiz hâlâ bende. O gecenin hatırası olarak saklıyorum. Elbiseyi bir vatandaş istedi. Ona hatıra olarak verdim.
Bu karmakarışık bir olay, kompleks bir şey. Bir yumağın ipini çözer gibi her hâlini çözmeye çalışıyoruz. Milletimiz müsterih olsun. FETÖ denen beladan Türkiye’yi kurtarıyoruz.

DARBE SÖYLENTİLERİ

Bakan Soylu, hain darbe girişiminin ardından özellikle sosyal medya üzerinden verilen yeni tarihleri de değerlendirerek, şöyle konuştu: Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki şu anki Türkiye, 15 Temmuz’dan önceki Türkiye değil. 15 Temmuz’un arkasındaki iradeyi ve gücü biliyoruz. Onların Türkiye ile ilgili iddialarından vazgeçmediklerini biliyoruz. O kadar da saf değiliz. Ama yeterli kabiliyetleri olamayacağını, özellikle bunu FETÖ üzerinden gerçekleştiremeyeceklerini de onların bildiğini biliyoruz. Onun için herkes rahat olsun. FETÖ’nün böyle bir kabiliyeti yok. Bunu açıkça söyleyeyim.” 

Son Güncelleme: 15.07.2017 14:43
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com