Trabzonspor’un efsanelerinden Şenol Güneş futbolculuğu döneminde seri şampiyonluklara atmasına rağmen hocalığında çektiği şutlar hep direkten dönmüştür.
 

Şenol Hoca Türkiye’nin sayılı değerleri arasına girmeyi hep başarmıştır.

Spor adamıdır.

Adamdır.

Derinliği vardır.

Felsefe sahibidir.

Boş konuşmaz.

Hakkaniyetten şaşmaz.

Çalışkandır.

Öngörüleri güçlüdür.

Tarafsızdır.

Elde ettiği başarılarla hep göğsümüzü

kabartmıştır.

Saygı duyulmayı, hürmet görmeyi hak eder.

***

Siyaset dünyasının ateşinin bugünlerdeki harından Şenol Hoca’mız da etkilenmiş olacak ki, siyasi bir partinin aday adayı için “Arkadaşımız mecliste mutlaka olmalıdır.” diyerek, ortaya net bir tavır koymuştur. Şaşırtıcıdır ki, bir teknik adam olarak Güneş, transfer politikasında yürüttüğü “olsa da olur olmasa da olur” mantığını, siyasette ters düz ederek bir isim zikretmiştir. Şenol Hoca’nın bu beklenmedik çıkışı, hem diğer aday adaylarına karşı büyük bir haksızlıktır hem de kendisinin bütün partilerle arasına koyduğu mesafeye gölge düşürmüştür. Eminim ki, ne Şenol Güneş’in siyasetin kirliliğine bulaşmasına ne de aday adayının Güneş’in referansına ihtiyacı yoktur.

***

Diyanetten Atatürk’e Namahrem Hutbesi!
Çanakkale Zaferi’nin bir asrı geride bıraktığı şu günlerde, Diyanet Cuma hutbesinde şehitlerimizi ve kahramanlıklarını işlemeye kalkıştı. Diyanet hutbede, Çanakkale’de can verenlerin yiğitliklerini, özverilerini, yüreklerini anlatırken, onlara komutanlık eden, dünyada dost-düşman herkesin takdirini kazanan, Türkiye ile yakından uzaktan ilgisi olmayan on dört ülkede heykeli dikilen, Diyanet’i kuran, din görevlilerinin sağlıklı bir maaşa bağlanmasına vesile olan Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’e tek cümle bile ayırmaktan imtina etti. Atatürk’e rahmet okumak ve okutmak Diyanet’e zul geldi.

***

Ey Diyanet! Toplumda infiale sebep olan olaylar karşısındaki tepkisizliğiniz zaten aşikâr! Elinizi suya sabuna değdirmeden, imamlara, müezzinlere bir öğretmen maaşından çok parayı dağıtıp, yaşayıp gidiyorsunuz, maşallah! Hırsızlıklar, uğursuzluklar, çocuk ve hayvan istismarları, tecavüzler, kadın cinayetleri tavan yapmışken, siz köşenizde sessizce kurulmaya devam ediyorsunuz. Onu da anladık! Ama Mustafa Kemal’in bu ülke için yaptıklarını yok saymanız, işte bu kabul edilemez! Atatürk’ün Çanakkale’deki yeri sizin zihniyetinize göre sadece sıradan bir askerlik göreviydi.


Ama dönüp de size şöyle sorsak:

Malazgirt savaşını kim kazandı?

Alparslan dersiniz.

İstanbul’u kim fethetti?

Fatih Sultan Mehmet’in adını verirsiniz.

Mohaç muharebesini kim kazandı?

Yavuz Sultan Selim Han’ı gösterirsiniz.

Viyana kapılarına kim dayandı?

Kanuni Sultan Süleyman’ı işaret edersiniz.
 

Peki, Çanakkale savaşını kim kazandı, diye sual

etsek:

Tabi ki Türk askeri, diye böbürlenirsiniz. Aslında siz her şeyin farkındasınız da, Atatürk’ün bu ülkede yarattığı millet olma şuurundan çekinirsiniz. Ama olaya bir de şu açıdan bakmak lazım!

Belki de siz, Atatürk gibi büyük bir şahsiyetin tertemiz adını ağzınıza almaya kendinizi layık

görmezsiniz!

Bu durumda bize de eyvallah deyip, saygı

duymak düşer!

Eyvallah!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.