Eskiden siyasetçilerin bugünkü gibi “desteksiz atış alanı” yoktu. Öyle, lafı akla geldiği gibi savurmaz, arkasını düşünürdü. O nedenle de kürsüye çıktıklarında rakiplerinin aleyhlerine sarf edecekleri sözler için önceden tuttukları “kara kapaklı defter”lere başvururlardı.

Miting alanlarına toplanan partililerin dikkatlerini daha çok çekmek için konuşmalarında topluluğun dağılmaya yüz tuttuğu dakikalarda “-Hele şu bizim gara gapaklı defter ne deyu!..” deyip kürsüden dinleyenlere gösterdiği defteri açar okurdu.

Bu siyasetçilerin inandırıcılık yolunda başvurdukları bir yöntemdi ayrıca...

Tüm siyasal parti hatiplerinin/sözcülerinin böyle not defterleri vardı zorunlu olarak...

Özellikle de muhalefete mensup sözcülerin böyle defter tutma/not alma eğilimi vardı.

Çünkü o dönemde günümüzün dijital olanakları yoktu.

Şimdi, cep telefonları, tabletler bu konudaki her ihtiyaca yanıt veriyor.

Yani, günümüz siyasetçileri şanslılar.”Kara kapaklı defter” konusunda Millet Partisi Genel Başkanı rahmetli Osman Bölükbaşı ünlüydü. Rahmetli, kürsüye “kara kapaklı defter”i yanında kucak dolu gazete ve kupürlerle çıkar, konuşması sırasında gazeteleri, kupürlerini okur, araya Nasrettin Hoca fıkraları katarak açık hava toplantılarını bir şova dönüştürürdü.

Konuşmalarını da alkış tufanı ile bitirirken “-Alkışlar Bölükbaşı’ya... Ama oylar Menderes’e gidiyor.” deyip bağlardı.

Tabii ki, dinleyenlerden yeni bir alkış tufanı gelirdi böyle durumlarda...

*** 

Yaşamını “günlük”lere yazan kaç kişi var aramızda?

Günlük/anlık yaşayıp gidiyoruz.

Günden diğer güne ne kalıyor?

“Hafızayı beşer nisyan ile malül” olduğu için dün yaşanılan olayın üzerinden gün geçmeden farklı yorumları yaşamak garabetini de görüyoruz maalesef...

Bunda da demokrasinin haklı olarak “çok seslilik” olgusuna kapılan beyinlerin “doğru-yanlış algılaması”nda tercih yanlışı yapmalarının payı var elbet.

Dün yaşanmış bir olay hakkında bugün algılama yanlışı yaşayan toplumlar varsa -ki vardır mutlaka- bu durumun o toplumun genel kültür noksanlığından kaynaklandığını söylemek yanlış olmaz.

Sözün özü; akıl denen mihenk ölçeğinin şaşmazlığı herkes için önem taşır. Bu durumun bir yaşam boyu aynı doğru çizgide gidebilmesi her kişinin kendisini dengelemesi için yaşadığı güne/günlere ilişkin notlar/ günlükler tutması gerekir.

Böyle bir eyleme girişmesi, onu toplum katında dengeli görüş alış-verişiyle ön plana çıkaracağını kim inkar edebilir ki?.. “Günlük”ler yaşamımızın rotasını/dengesini çizer.

Günlükler onları tutanları ön plana çıkarır bu eylemleriyle...

En önemlisi de; -haklı olarak- “sözü dinlenilir/ sayılır” kimlik kazandırır böylelerine...

***

Şimdi soralım: kaç kişi var aramızda “günlük” tutan?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.