Sevgili dostlar şair ne güzel söylemiş. “Kendini ne sanıyorsun, Harun, Karun mu? Sultan mı, Süleyman mı? Hangisi kaldı bu dünyada? Allah’ı tanımıyorsun belli, Bari tarihe bak. Ne yapmış ardındaki insanlara Hak? Düşeceksin elbet, öleceksin elbet, Neden hoşuna gidiyor bu azamet?”

Tıp üstadımız Âkil Muhtar, gururu ve azameti, kaynağı deliliğe yaklaşan bir üstünlük olarak nitelendirir. Ona göre insanı dünyada gurur kadar gülünç, hor görülen ve aşağılık yapan şey yoktur.

Aklı başında insanlara ‘Hayatımızın en gülünç tarafı nedir?’ diye sorulsa alınacak yanıt aynıdır. İkiz kardeşler, yani azamet ve gurur. Gerçekten gururlu adam, akıllı olduğunu iddia edebilen gülünç ve garip bir insandır. Bence bu insanların en acınacak tarafları, bile bile kendilerini gurur cehennemine atmak için yarışmalarıdır.
 

Hiç farkında olmadan mağrur insan kendisinin yarattığı bu cehennemde ömrü boyunca yanmaya ve yalnızlığın manevi acısı içinde yaşamaya mahkûmdur. Etrafında birkaç kişi varsa bunların her yaptığı hareketi çıkara bağlıdır.

Çıkarları olduğu efendilerinin gururunu okşayacaklar, dalkavukluk ve riyanın daniskasını göstereceklerdir. Mağrur adam ise sadece gururun esiri olduğu için bu yapmacık hareketleri aklın eleğinden asla geçirmeyecektir. Mağrur insanın her halinde gururun tarifine uygun bir aşırılık, deliliğe yaklaşan bir tuhaflık vardır.

Onlar dünyayı kendilerinden ibaret sanırlar. Diğerlerinin kendilerine hizmetçi, her sözlerine eyvallah diyen birer kukla olduğu vehmi ve budalalığı içindedirler! Bütün dünyanın kendileri ile meşgul olduğu hayalindedirler. En zengin odur, en güzel odur, en bilgili ve en yakışıkl ı odur. Bu üstünlük psikozu ile etrafına, tam bir vurdumduymazlık ve kayıtsızlıkla bakar.

Saygı, takdir, alkış hep onun için olmalıdır. Mağrurun gözü-garibe olarak-yalnız kendi iğrenç içine çevrilmiştir. Başkalarına kıymet ve değer verilmesine asla tahammülü yoktur. Aksi halde kin ve intikam hislerinin bütün zulmü ile o şeref ve haysiyetlere saldırır, yok etmeye çalışır. Gururlu adam aynı zamanda cahil adamdır da. Mevki ve şöhret bu hükmü değiştirmez. Niceleri vardır ki bu mertebelere ulaşmışlar fakat yine de cehlin çukurundadırlar.
 

Çünkü mağrur adam zaten kendisini her şeyin üstünde gören ve yeni gayretler aramayan adamdır. Mağrur adam kendi eli ile ayağına cehalet kösteği vuran, akıllı olmayan bir kişidir. Bu karakterleri ile mağrurlar her zaman kendisi için bazen de içinde yaşadığı cemiyet için gerçekten korkunç bir varlık olmaktadırlar. Bir siyasi partinin başı ve hele milletin idare mevkiinde bulunmaları ise gerçekten milli bir facia halini alabilir. “Hitler Dramı” bir örnek olarak gözlerimizin önünde durmaktadır.
 

Daima anlaşmazlık çıkarmış ve daima hep ben demiştir. Kendisinin ve ülkesinin sonu günümüze bir örnektir. İhtiyar bir Alman, torununa Berlin harabelerinin bir köşesinde şunları söylemiştir: “Bütün bu felaketler başımıza bir gurur delisi yüzünden geldi. Cennet vatanımız bir megalomanın kurbanı oldu. Bu dersi hiçbir zaman unutmayınız.”

Akil hocanın dediği gibi gurur en adi bir zillet olduğu kadar en korkunç felaketin de beşiği olabilir. Günlük hayatımız içinde soralım. Aptalca, ahmakça gurur niye? Güzellik mi? Boşuna gayret! Nihayetinde bir sivilcelik bir ömrü vardır. Allah tanınmaz eder, yüzüne bile bakılmaz olur. Mal mülk mü?

Büyüklerin dediği gibi bir kıvılcıma bakar. Bir deprem her şeyi yok eder. Bu tekerleme meşhurdur; ‘Mal sahibi, mülk sahibi hani bunun ilk sahibi… Mal da yalan mülk de yalan var birazda sen oyalan.’ Pehlivan yapılı vücut mu? Manasız bir tafra, göze görünmeyen bir mikrop ya da bir kaza, hayatı ve serveti götürür. O halde bu gurur niye? İnsana yakışır insan gibi yaşamak varken bile, bile gurur cenderesinde boğulmak niye?

Ey insanoğlu! Düşüneceksin elbet, öleceksin elbet, neden hoşuna gidiyor bu aptalca azamet, bu alçaltan gurur? Dur düşün. Allah’ın verdiği en büyük nimeti, aklını, idrakini harekete geçirip düşün, silkin bu zilletten…

Ancak o zaman hayatın daha tatlı olduğunu, ancak o zaman yaşamanın daha zevkli olduğunu görüp anlayacaksın.

NEYZEN’DEN…
Ne şeriat, ne tarikat, ne hakikat, ne türe, Süremez hükmünü bunlar yaşadıkça bu küre Cahilin korku kokan defterini Tanrı düre! Marifet mahkemesinde verilen hükme göre, Cennet iflas eder, efsane-i Adem de geçer.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com