Hain ilan edileceğiz ama Trabzonspor için doğru bildiklerimizi söylemekten asla vazgeçmeyeceğiz.

Şampiyon olabilecek alternatifli bir kadro, başarılı olmasını istediğim bir teknik direktör ve Trabzonspor’a bir arpa boyu kadar yol kat ettiremeyeceğine inandığım bir başkan…

Milyon Euro’lar verip transfer yapmakla bu işler olmuyor.

O futbolcunun parasını veremiyorsan,

Bir sistemin, düzenin yoksa,

Camianla barışık değilsen,

Kabadayıvari tavırlarla ahkam kesmekten başka bir şey yapmıyorsan,

Kulübü çiftlik gibi kullanıp yandaşlarını o çiftlikte topluyorsan,

Verdiğin sözlerin hiçbirini yerine getiremiyorsan, bu işler yürümez.

Hani bir söz vardır ya;

Yardım almaya alışan emir almaya da alışır.

Yeterli derecede maddi olanaklarınız yoksa ve bu imkanlara sahip olmak için de ağzınızdan düşmeyen onur, şeref, namus değerlerini ayaklar altına alıp kapı kapı dilenirseniz, onların sokma akılları ile de ancak bu kadar yol alabilirsiniz! Daha ötesi asla olmaz, olamaz.

“Trabzonspor’a değil de başkana üzülüyorum” diyerek gerçek niyetlerini ortaya koyan yandaşlarınız ile kulübe kimseyi yaklaştırmayarak Trabzonspor’u her geçen gün bitirmek için verdiğiniz olağanüstü mücadelenin karşılığını da almak üzeresiniz!

“Allah” kelimesini ağzından düşürmeyen ama kumar masalarından kalkmayan, içki bardakları boş kalmayan, içinde Allah inancı olan, Kur’an-ı Kerim’i kutsal kitabı olarak benimseyenlerin kitabına, anasına bacısına ağır küfürler edebilen insanları çevresinde toplayan ve sözde ağzından düşürmediği değerlerin hiçbirine layık olmayan bir anlayış ile Trabzonspor yönetilmez.

Kimse Trabzonspor’dan büyük değildir.

Biz Trabzonspor’a üzülürüz, başkana değil.

Allah’tan başkasından korkmayacak kadar cesaretimiz de var, söylediğimiz sözün arkasında durabilecek kadar aklımız da, yanlışımızı kabul edecek erdemimiz de!

Kimseyi kabadayı tavırlarla korkutarak güçlü görünmeye de çalışmayız. Gücümüzü Allah’a inanmaktan ve aklımızdan alırız.

Bilmem anlatabildim mi?

                              ***

Sıra Şota’da mı?
Yola çıktığınız arkadaşlarınızı sattınız,

“Can dostum, kardeşim” dediğiniz birçok teknik direktörü harcadınız.

Trabzonspor’un milyonlarını hiç düşünmeden harcayarak transfer ettiğiniz ve onların yanında fotoğraf karesine girerek reklam yapmaya çalıştığınız birçok futbolcuyu hiç düşünmeden çöpe attınız.

Şimdi sıra Şota Arveladze’ye mi geldi!

Bugüne kadar yaptıkları yapacaklarının teminatıdır anlayışından yola çıkarak şuna açık yüreklilikle söylüyorum ki; İbrahim Hacıosmanoğlu kongrede tekrar başkan seçilebilmek için değil Şota’yı, harcayamayacağı kimse yoktur.

İnsanları işine geldiği gibi kullanmak ve işi bittiğinde de adeta çöpe atmak sizin ağzınızdan düşürmediğiniz anlayışların hiçbiri ile bağdaşmaz.

                                               ***

Baba ben Trabzonsporlu olmak zorunda mıyım?
Trabzonspor son olarak resmiyette geçen 1983-1984 sezonunda şampiyon oldu. 1995-1996, 2004-2005 ve yargı tarafından kanıtlanan ve şike ile çalınan 2010-2011 şampiyonluklarını sadece biz kabul ediyoruz. Yani yeni nesil bunu hatırlamıyor bile şampiyonluk coşkusunu. Ya babasından ya da dedesinden dinliyor o efsane yılları.

Artık bu jenerasyon bir masal gibi dinlemenin yerine yaşamak istiyor şampiyonlukları.

Çocukları Trabzonsporlu yetiştirmek o kadar zor hale geldi ki; ne söylerseniz söyleyin şampiyonluklar gelmediği sürece kafalardaki soru işaretleri hiç gitmiyor ve gönüller başka takımlara kayıyor.

İşte Trabzonspor böyle bir tehlike ile karşı karşıya.

Trabzonspor’un, Osmanlıspor’a hüsran denilebilecek bir skorla yenilmesinin ardından bir çocuğun babasına söylediği o sözleri ve o babanın yazdığı mektubu sizlerle paylaşıyorum. Sanırım bu durumun vahametini açıklamaya yetecektir.

İşte o mektup;

“2010-2011 Fenerbahçe-Sivasspor maçında Sivasspor kalecisinin yediği gol sonrası, ‘baba bu haksızlık’ diyerek ağlayacak kadar içinde Trabzonspor sevgisi olan 8 yaşındaki bir çocuk.

Ve yıl 2015 Osmanlıspor maçı sonrası… 12 yaşına gelmiş bu çocuğun ağlamaklı bir ses tonu ile babasına sorduğu soru; ‘baba ben Trabzonsporlu olmak zorunda mıyım?’

Lütfen kendinizi bir an benim yerime koyun ve cevap verin.

Ey Trabzon’un ileri gelenleri, ey Trabzonspor’u yönetenler, yönetmek isteyenler, bu uğurda birbirleri ile kavga edenler, birlik olamayanlar eserinizle övünebilirsiniz.

Evet İstanbul saltanatına son vermiş, mazisi başarılarla dolu, nice Avrupa takımını dize getirmiş, nice şampiyonluklar yaşamış olabiliriz.

Ama eminim ki; bu soruyu babasına soran ve sayıları giderek artan bir sürü çocuk vardır. Bu çocuklar geçmişi duymak istemiyorlar, görmek, yaşamak, gururla başları dik ‘BEN TRABZONSPORLUYUM’ diye haykırmak istiyorlar.

Acaba çok şey mi istiyorlar.”

yeni-mektup.jpg

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.