Halk içinde daima Hakk’la birlikte bir “örnek kişi” olan “Haçkalı Hoca”mız bundan 67 yıl önce, bugünlerde “Hakk’a yürümüş”tü. O’nun efsaneleşen yaşamını 1980’den bu yana 30 küsur yıldır araştırdım/soruşturdum, notlar yazdım ama ne çare...

Yayımlayamadım...
Şimdi elimin altında kocaman bir dosya var.

İlkin 1996 yılında basımı için girişimde bulundum, hastalandım. Daha sonraları bir kez daha girişimde bulundum, aynı sıkıntıyı yaşadım.

Ama gönlüm, hep bu dosyamı kitap olarak görmek istiyor. Ama ne çare...

Bugüne değin, hep korktum, uzak durdum basım yapmaktan/ kitaplaştırmaktan... Hala da aynı duyguyu/ korkuyu yaşıyorum.

Hocamız konusunda bilgilerine başvurduğum nice insan da çoktan “Rahmet-i Rahman’a” kavuşmuş bulunuyorlar.

Oysa, ilk basım girişimimde şimdi rahmete kavuşmuş olan değerli din adamımız/Hocamız Hacı Ziya Esen Habiboğlu (1932-1996) kitabım için önsöz yazmış ve özetle şu dikkat çekici cümleleri kullanmıştı:

“- ...........büyüklerin şahsiyeti ve hayatı ile ilgili eser, eserlerin büyüğü olur.
Hz. Ali’nin şu sözü insanın büyüklük damgasının simgesidir; ‘Sen, seni küçük bir vücut kabul ediyorsun. Oysa ki sende en büyük bir alem dürülmüştür.’

İslam edipleri şöyle demişlerdir: İnsanın zahiri nusha’i suğra, batını ise nusha’i kübradır.’
Yani, insanın dış yapısına bakarsanız 60-70 kiloluk et, kan ve kemik torbası iken, batını (iç alemi-ruhani alemi) hudutsuz büyüklüktedir.

Bu nedenle, özellikle mana aleminin büyüklerini (Velililerini) anlatmak, haklarında yazı yazmak, son derece zor, çok araştırma isteyen husustur. Çünkü, en küçük bir hataya düşmek arş-ı ala’yı sarsacak kadar suç sayılır. İyiye kötü, kötüye iyi, cahile alim, alime cahil, Allah’a yakın olan (veli’ye), Allah’a uzaktır, demek; Hakk’ın gazabını galeyana getirir, kainatın düzenini bozar.

Hikmet Aksoy kardeşimiz, ‘Haçkalı Hoca Baba’nın şahsında islamda velayetin (Allah dostu olmanın) özelliklerini anlatmıştır. İfrat, tefrit denilen eksik veya aşırılık, Allah korusun kişinin inancını sarsar ve nifak tohumlarını eker. Bu güzel eser, ifrat ve tefritten uzak her şeyi yerinde ve canlı kaynaklardan elde edildiği için bir hayal mahsülü de değildir.”

İşte böyle... Konuyu bilen çoğu kişinin “-Haçkalı Hocamızın kitabını ne zaman bastıracaksınız?” sorusunun yanıtını yazmış oldum. Yüce Rabb’im “- Yürü ya kulum Hikmet...” diyecek, ondan sonra... Öyle kolay değil bu işler. “Hakk dostu” Hocamız için yazılmış kimi yazı ve kitapların yanlış bilgiler içermesi ise üzüntü kaynağım oluyor ne çare...

Trabzon’un Of ilçesinde doğmuş, ancak (Trabzon-Akçaabat-Vakfikebir) üçgeninde yaşamış olan Haçkalı Hoca’mızın nüfusta kayıtlı adı Mustafa Tarhan (1855-1949)’dur. Halkımız bu “Hakk dostu” kişiyi çoğunlukla; “Haçkalı Hoca”, “Hoca Baba” olarak bilir/tanır ve saygı/ sevgi ile anar.

“Haçkalı Hoca”, 19. yüzyılın ikinci yarısıyla 20. yüzyılın birinci yarısına sığdırdığı anlamlı yaşamında hep HAKK’ın (c.c) rızasını, sevgili Peygamberimizin (s.a.v) hoşnutluğunu gözetmiş örnek bir “Hakk dostu” olarak belleklerde kaldı.

Torunu, sevgili arkadaşım/ dostum Yılmaz Kazancı yıllar önce yazdığı mektubunda bu “Veli kişi”nin 1 Temmuz 1949 tarihine “Hakk’a yürüdüğü”nü, üç gün sonra da ( 4 Temmuz 1949) Düzköy’de mahşeri bir kalabalığın rızalığında toprağa verildiğini yazmıştı.

İşte o toprağa veriliş tarihinin 67. yıldönümünü yaşıyoruz bugün...
Ne tesadüf değil mi?.. “Haçkalı Hoca”mız 67 yıl önce de böyle kutsal bir ramazan ayında Hakk’ın huzuruna koşmuştu. O’na ve tüm ölülerimize yüce Rabb’imizden şu mübarek günde rahmet niyaz ediyorum.

Bu vesileyle da Ramazan Bayramınızı içtenlikle kutluyor, esenlikler diliyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
www.karadenizinsesi.com.tr