Biliyorsunuz, Trabzonspor Hakan Çalhanoğlu ile arasında yaklaşık 4 yıl süren davayı nihayet kazandı. Prestij olarak iyi ama maddi olarak sözleşmeden “cayma maddesi” olarak imza atılan 1 milyon Euro’ya karşılık sadece Çalhanoğlu’nun aldığı 100 bin Euro geri ödenecek. Bir de henüz kimse yazmadı ama menajerinin aldığı 100 Euro’nun davası henüz sonuçlanmadı. Kısaca dava bitmiş değil…

Bunlar işin bilgi yönü… Bir de felsefesine bakalım olayın: Trabzonspor’un kazandığı dava az buz değil, büyük bir iştir. Hakkını aramış ve sonunda geç de olsa kazanmıştır. Hiçbir futbolcu veya menajeri veya babası veya “kız kardeşleri” artık bilecekler ki kulüpleri dolandırdıkları takdirde maddi ve manevi olarak cezalandırılacaklar! UEFA nezdinde sürekli dava kaybeden Trabzonspor belki de ilk kez net bir kazanım sağlamıştır.

Futbolcunun yaşı küçük olabilir ama mutlaka bir vasisi vardır. Yoksa sözleşme yapamazdı. O da babası imiş.  “Bilmiyordum, babamın kurbanı oldum…” gibi lafazanlıklar hukukta geçersizdir! Hukuk net ve somut delillere bakar! En azından öyle olması gerekir!!!

Eğer, iki taraf arasında içinde 1 milyon Euro’luk bir cayma bedeli olan sözleşmeden Trabzonspor vazgeçmiş olsaydı acaba Çalhanoğlu tarafı UEFA’ya, CAS’a başvurmaz mıydı? Onun sonucu ne olurdu acaba?

Trabzonspor paradan çok haklı olmanın gururunu kazandı! Çalhanoğlu ise maddi ve manevi olarak büyük kayıplardadır! Çünkü, kaybı 100 bin Euro’dan daha fazla olacak. Bir kere 4 ay futbol oynamayacak. Ayrıca kulübü de sezon sonuna kadar olan alacaklarını ödememe kararı aldı. Bunun da 500 bin Euro ile 1 milyon Euro arasında olduğunu söylemek abartı olmaz! Kişisel olarak “güvensizlik” yaftası da cabası…

Bir de işin Türkiye’yi ilgilendiren boyutu var! Efendim, çok çok özel millilerimiz var ya, bunlar ağız birliği etmişcesine Trabzonspor’u “davadan vazgeçmediği için” suçluyorlar! Yani, dolandırıcının aldığı para yanına kar kalsın, Trabzonspor’un ne hali varsa görsün! Öyle mi? O zaman ben de bu dolandırıcılığı savunanın dolandırıcıdan ne farkı var diyorum!

Her şey ortada iken, mahkemenin sonucu beklenirken, herkes herşeyi bilirken, Trabzonspor defalarca “Paramızı ödeyin, uzlaşalım” çağrısı yapmışken hala Trabzonspor’u suçlayanlar halt etmişler! Madem milli futbolcuyu ve milli takımı çok seviyorlardı neden iki tarafın arasını yapmaya çalışmamışlar? Utanmadan hakkını arayan Trabzonspor’u suçluyorlar! Hak aramak ne zamandan beri suç oldu? Hadi oradan, pışşık!!!

GÜMÜŞDAĞ’IN HEZEYANI!
Başakşehir
ve Kulüpler Birliği Vakfı Başkanı Göksel Gümüşdağ, köpeksiz köy bulmuş ve yine yumurtlamış! Bir televizyon programında tarafsız olması gereken konularda açıkça fikir beyan edip Trabzonspor’u suçlamış! Daha doğrusu Trabzonspor-Kasımpaşa maçında gol olup olmadığı hala tartışılan bir pozisyon için “Trabzonspor kalesine giren golün verilmemesi üzerine 3 puanı Kasımpaşa’dan alıp gidiyor” demiş.

Kaldı ki yayıncı kuruluşun ölçümlerine göre pozisyon gol değil… Velev ki gol olsun, Kulüpler Birliği Vakfı Başkanı uluorta çıkıp bunu söyleyemez! Buna hakkı yok. Elbette görüşü olabilir ama olmamış bir şeyi olmuş gibi söylerse ne duruma düşer? Ayrıca Gümüşdağ’ın Kasımpaşa ile ilgili çok iyi niyetinin olduğu da sanılmasın!

Peki bu zat Ziraat Türkiye Kupası’nda Başakşehir’in Galatasaray’ı 2 – 1 yendiği maçta attığı ilk golün net ofsayt olmasına neden ses çıkarmıyor?  Hele de kırmızı kart görmesi gereken ama her zaman yaptığı gibi yine attığı dirsek sarı ile geçiştirilen Emre Belözoğlu’na laf yok mu?  Ya Belözoğlu’nun savunması? Efendim “Yanlışlıkla kolum rakip oyuncuya çarptı.” Ne savunma be… Patronuna bak, işçini al… Açıkça Göksel Gümüşdağ, bir şekilde hakemleri etkisi altına almış! Nihai hedefi İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı olan bu şahsın bu gücü nasıl ve kimden aldığı hiç merak uyandırmıyor mu?

GİRESUN’UN DERDİ NE?
Pazar günü televizyondan Yeşil Giresun - Trabzonspor MP basketbol maçını izledim! İzlemez olaydım! Bu ne terbiyesizlik, bu ne kin, bu ne öfke? Sonuçta bir spor olayı… Giresun yense ne olur, Trabzon yense ne olur? Ama hayır! Sadece yenmek yetmiyor, küfür, saldırı, her türlü pislik ve çirkinlik de yapılacak! Hem yenecekler, hem dövecekler!!! Böyle bir anlayış olabilir mi? Bunu kim kabul eder? Yani şimdi Yeşil Giresun-Trabzonspor MP’yi bir sayı farkla yendi de başı göğe mi erdi? Küfür edenler, saldıranlar rahatladı mı?

Aklı başındaki Giresunlu komşulara sesleniyorum: Emin olun böyle giderse Yeşil Giresun 2 seneyi zor çıkarır. Öfke, kin, saldırı yakışmıyor. Hele komşuya…

En azından diğer komşulardan örnek alınması gerekmez mi? Bakın Samsunspor’a, bakın Orduspor’a… Birkaç yıl önce “Trabzon kümeye…” diye bağırıyorlardı. Trabzon kümeye düşerse komşularımız rahatlayacaklar mı? Rekabete evet, düşmanlığa dönüşen bu anlayışa hayır… “Ayıp” demek bile yetersiz… Yuh be…

Bu arada Trabzonspor MP basketbol takımı ile ilgili iki konu daha: Birincisi ligden çekilmeyi göze almak ne demek? Her haksızlık karşısında her takım ligden mi çekilecek? İkincisi; sporcu ve teknik adamların ücretleri zamanında ödenmiyor. Bir şey istemek için önce bir şeyler vermelisiniz! Önce bunu yapın! Yoksa artık bu yükü kaldıramıyor musunuz?

TRABZONSPOR CEZA ALIR MI?
Ziraat Türkiye Kupası
maçında Beşiktaş sahasında Fenerbahçe’ye yenildi ve elendi! Ama maçta Trabzonspor’un hiç yabancısı olmayan başka şeyler öne çıktı. Van Persie’nin edepsizlikleri, hakemin bilerek veya bilmeyerek yaptığı acemilikler, Tosic’in kırmızı kart görmesi, Şenol Güneş’in Kajer’in yüzünü buruşturması… Hepsi hata, hepsi yanlış… “Aziz Yıldırım’ı bir süreliğine susturmak için mi yapıldı tüm bunlar?” sorusu ilginç değil mi?

Şenol Güneş gibi örnek bir spor insanının çileden çıkması anlaşılır değil… Diğerlerini bilmem ama Şenol Güneş’in haklı dahi olsa özür dileyip örnek olması gerekir diye düşünüyorum. Ne kadar tahrik olursa olsun olayın içinde bulunmaması gerekirdi!

Yalnız sosyal ve sanal medyada da hayli konuşulup yazılıyor ya benim da aklıma takılmadı değil! Yahu Beşiktaş-Fenerbahçe maçında sahaya bir sürü adam girdi de acaba bundan dolayı Trabzonspor’a ceza verirler mi? Sakın sazan gibi “Ne alaka?” demeyin! Duyamıyorum da…

TRABZONSPOR İÇİN TEST MAÇI
Trabzonspor
son 3 lig maçını kazanarak dumanlı havayı biraz dağıttı. Çünkü 16 maçta 8 yenilgi alan Trabzonspor’un ara transferde takıma kattıkları ile 9 puan alışı biranda hedefi yükseltti. Elbette 3 maçın ayrı önemi vardı. Ama oynadığı rakipleri de kendi gibi sorunlu idiler… Şimdi ise 3 takımdan da dişli olan Osmanlıspor’la deplasmanda karşılaşacak. Sadece bir lig maçından öte, ayrıca iki teknik adamın rövanşı da olacak! Çünkü, Trabzon’daki maçı Osmanlıspor 2 – 0 kazanınca Mustafa Reşit Akçay eski takımına karşı, nasıl kazandıklarını çok yalın bir dille anlatmış, Yanal’ı taşlamıştı. Her halde Ersun Yanal da bunu unutmamıştır! Şimdi Trabzonspor’un gerçek bir çıkış trendine girip girmediğini anlamak için maçın sonucunu ve oyunu bekleyeceğiz. Her halde ilk maçı unutmayan Yanal’ın bir cevabı olacaktır! Sahi olacak mı? Bekleyeceğiz!

GERİYE DÜŞÜNCE NE OLACAK?
Trabzonspor
son 3 maçını kazanırken geriye hiç düşmedi ve beraberliğe bile rakiplerini yaklaştırmadı. Bu güzel bir olay… Ancak kaybettiği 8 maça da bakarsak hep geriye düştüğü ve içinden çıkamadığı maçlardı onlar... Üstelik golü yiyinceye kadar üstün olan ama gol yedikten sonra dağılan bir Trabzonspor izliyorduk. Umarım Trabzonspor, Osmanlıspor ve diğer maçlarda geriye düşmez! Ama geriye düşeceği maçlar mutlaka olacaktır ve bunun altından nasıl kalkacak onu merak ediyorum işte… Osmanlıspor maçını bu gözle izleyeceğim!

VE KAR UTANDI DA ERİDİ!
Trabzon
son 60 yılın en yoğun kar yağışına şahit oldu! Sahil kesimlerinde bile karın kalınlığı 66 cm’yi buldu. 5-10 santim kar yağdığı zaman bile adeta eli kolu bağlanan belediyemiz, bana göre yine sınıfta kaldı! Elbette 50 yılda bir yağacak kar için büyük iş makine parkı ile kalabalık istihdama gerek yok! Ama hiçbir şey yapmadan vatandaş gibi seyretmek de olmadı! Kentin her yanını bilemem ama Beşirli’den Atatürk Alanı’na kadar bir hafta boyunca bazen Yavuz Selim Bulvarı’ndan, bazen da sahilden üşenmeden yürüdüm. Pek don olayı yaşanmadı ama yine de kaldırımlarda yürümek hayli zordu. Bir hafta boyunca yürüdüğüm güzergahta toplam sadece 5 belediye işçisi gördüm. O kadar! Anayolları karayolları mı açtı, belediye mi anlamadım ama tüm karlar kaldırımlara doldurulduğu için yürümek için hayli maharet gerekti! Bu konuda deneyimli olduğum için pek sorun yaşamadım. Ve bir hafta boyunca kentin batı kısmında belediyeyi göremedim! Benim gibi kar da görmemiş olacak ki kendi imkanları ile eriyip gitti!!! Kısaca kar bile utandı da eridi! Bilmem bundan birileri ders alır mı?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com
Avatar
HARUN TUTUNCU 5 ay önce

gümüşmüsün nesi̇n 2010 2011 yili trabzon sporun kupasini ni̇ye konuşmadin tüp kafali i̇le kupagi nereye götürdün 6 yildi hakemler adeta trabzonsporu bi̇çti̇ler neredeydi̇n şi̇mdi̇ gol olup olmayan pozi̇syonu konuşuyon adamsan onlarida konuşsana adam di̇yeyi̇m sana