Vatan için değil oğlum, canım feda olsun ama niye hep gariban çocukları ölüyor?

Bu sual, birkaç gün evvel evladını terör saldırısında şehit vermiş bir babanın ağzından çıkmıştır. Söz doğrudur. Adalet ve eşitlik duygusu, insanoğluna doğuştan verilmiştir. O babaya bu sözü ettiren işte o duygudur. Evet. Neden zengin muhitlerden şehit cenazesi kalkmaz? Neden ensesi kalın bir baba “Vatan sağ olsun!” diye gözyaşı dökmez? Böyle bir şeyin olabilirliği şu an için mümkün değildir.

Evvelce de mümkün değildi. Çünkü sistem öyle kurulmuş, hem de binlerce yıl evvel. Paranın hakimiyetini kimse değiştirememiş. Belki biraz sınırlandığı zamanlar olmuştur ama paranın sözü her devirde geçmiştir. Hiçbir düzen ve nizam, paranın hakimiyetini yok edip yerine başka bir gücün hakimiyetini tesis edememiştir. İnsan kafasından çıkan beşeri düzenler bunu hiç başaramadığı gibi, Allah tarafından peygamberler vasıtasıyla gönderilen hak dinler bile çok küçük zaman aralıklarında bu hakimiyeti gemleyebilmişlerdir.

İslam tarihine bir göz atacak olursak,1400 küsur senelik tarih boyunca aralıklarla ve çok küçük zaman dilimlerinde paranın hakimiyetinin önlenebildiğini görürüz. Devlet olarak devamı olduğumuz, adaleti ve devlet düzenindeki mükemmel yapısıyla temayüz etmiş olan Osmanlı İmparatorluğu'nun bile sosyal yapısını incelediğimizde, paranın hakimiyetini bariz olarak görürüz. Peki bu işin çaresi var mı?

En azından şu zaman diliminde böyle bir ihtimal yok. Zengin bedel ödeyecek, fakir ve gariban eline silahı alıp cepheye gidecek. Doğrusu bu mu? Bence değil.

Peki bu haliyle bu durumun iyi taraflarını arasak var mı? Evet var.

Şöyle ki:

Zenginin çocuğunu askere alsak, bir şekilde rahat bir yerde sıkıntısız olarak vazifeyi tamamlayabiliyor. Hatta eline silah almadan terhis olabiliyor. Bir şekilde bunu başarabiliyorlar. O halde bu gençleri askere almamızın ne anlamı var? Babasından para alalım, o parayla farzı mahal bir alayın giyim ihtiyacını karşılayalım. Mesela bir tugayın bir yıllık iaşesinin bedelini alalım. Daha hayırlı olmaz mı? Osmanlı’da “bedel” denilen şey de esasen bu idi. Meşhur Yemen türküsünde şöyle diyor:

Yemen yolu çukurdandır

Karavanam bakırdandır

Zenginimiz bedel verir

Askerimiz fakirdendir...

Demek ki o zamanda zenginin tuzu kuru idi ve cepheye gidip ölen yine gariban çocuklarıydı.

Vatan tehlikeye düşünce vatanın evlatları tehlikeyi bertaraf etmek için savaşacak, gerekirse ölecektir. O yüzden gariban takımı her zaman vatan tehlikeye düşünce mal sahibi olur. Savaş bitip sulh olunca, garibanın mal sahibi vasfı da biter. Meşhur ve merhum 'NETEKİM' paşamız, yıllar evvel memleketin tek hakimi iken, doğu vilayetlerinden birine yaptığı gezi esnasında, kahvehanede sohbet ederken köylünün birine sorar:

-Söyle bakalım vatan nedir?

Köylü dümdüz cevaplar:

-Vallahi Paşam vatan öyle bir şeydir ki, savaş başlayanda benimdir, savaş bitende senindir...

Sevgili okurlarım bu satırlarıma bakarak beni servet düşmanı gibi görebilirler. Hayır değilim. Helalinden kazanılmış ve varlığıyla sömürü ve zulüm aracı olmayan, diğer insanlara istihdam oluşturarak, cemiyete ve ülkeye faydası olan servet makbulümüzdür. Saygı da duyarız. Ama iş merhum üstat Necip Fazıl Kısakürek’in dizelerindeki gibi olursa, o zaman elbette itirazımız vardır. Ne diyor üstat:

Allahın on pulunu bekleyedursun on kul

Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul

Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa

Yaşasın kefenimin kefili karaborsa...

Selam ve saygı ile.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.