Halk Eğitim Merkezlerinin çalışmalarını öteden beri zevkle ve heyecanla izlerim. Kent merkezleri ile kırsal kesimdeki erkek-kadın nüfusun çeşitli alanlarda beceri/hüner kazanmaları için açılan kursların yararlı olduğuna da inananlardanım.

Son zamanlarda bu çalışmalara gençlik merkezleri ile müftülükler de katkı veriyor. Özellikle okulların tatil dönemine girmesi dikkate alınarak gençlere yönelik, onların fiziksel ve ruhsal gelişimlerine katkıda bulunmayı amaçlayan kurslar düzenleniyor.

Fotoğrafçılık, resim, tiyatro, halkoyunları, bağlama, gitar, basketbol, voleybol, futbol, yüzme, tekvando, karate, masa ve alan tenisi, satranç, bilgisayar öğretimi... Bunlar yanında Kuran-ı Kerim, İngilizce, Almanca öğretimi... Yaşamsal hobiler yanında, yaşam için kimi bilgileri/becerileri öğrenmek günümüz insanı için artık zorunluluk kazandı.

Bir musiki enstrümanı çalmak nasıl bir iç güven sağlıyorsa insana, Türkçe dışında bir dili konuşmak, Kuran-ı Kerim’i okuyup-anlamak, yüzmeyi bilmek de bir başka güzellik/ayrıcalıktır o kişiler için... Böyle düşünüldüğünde bu kursların daha da geliştirilip yaygınlaştırılması görüşümüzü de belirtmek isteriz.

Yaşamın her alanı için...
Okullarımızda onca öğretiye karşın Türkçemizi ne doğru konuşuyor, ne de yazıyoruz. Gerçi şimdi elmek (e-mail) dönemi ama üniversite bitirmiş gençlerimizin mektup üzerine adres yazamadığını çok görüyoruz, tanık oluyoruz. Türkçenin kullanım, yazım ve söyleyiş alanları için de kurslar düzenlenmeli... Ülkemizi yöneten üst düzey yöneticinin, Türkçeyi kusursuz/hatasız söylemesi gereken radyo/TV spikerlerinin 60 sayısını ATMIŞ olarak ifade ettiğine de hemen her gün üzülerek tanık oluyoruz. Gençleri kurslar yoluyla bilgi/beceri sahibi yapmak devamlı teşvik edilerek boyutlandırılmalı... Örneğin, halk eğitimi merkezleri ve gençlik merkezleri gençleri “gazetecilik” konusunda bilgilendirecek kurslar açmalı...

Kaç yıl oldu, bilemiyorum. Gençlerin ellerindeki telefonlarla çektikleri fotoğrafları sosyal medyada gördüğümde “bu gençler iyi foto muhabiri olur” kanısına kapıldım. Sonra “neden gazeteci de olmasınlar” diye düşündüm. Gazeteciliğin hemen her alanında çalışmış, yarım yüzyıldan fazla yaşamını bu uğurda tüketmiş bir kişi olarak Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü’ne başvurdum. Amacım, gençlere gazeteciliği öğretmek. Karşılığında bir ücret almayacağım. Benimkisi, gençlerimiz büyük kentlere gittiklerinde “ben gazeteciliği biliyorum” deyip gazetelerde görev almaları...

Halk eğitimi merkezine gittim, meramımı anlattım, ücret istemediğimi, genç gazeteciler yetiştirmek arzumu ilettim. Ayrıca bu çalışma sırasında halk eğitim merkezi olarak tüm çalışmaları haber yapan bedava bir gazete yapabileceğimi anlattım. Derler ya, “mevzuat hazretleri” söz konusu oldu. Genelgelere, tüzüklere bakıldı. İş yokuşa sardı. Gençleri gazeteci olarak yetiştirmek arzum ise kursağımda kaldı.

Oysa yerel ve yaygın basında çalışıp ömür tüketmiş, basın meslek kuruluşlarının en saygın ödüllerini almış bir gazeteciye ücretsiz gazetecilik kursu açarak gençleri meslek sahibi yapması kadar daha doğal ne olabilir ki?

Diliyorum, ilgililer bu yakınmamı/dileğimi dikkate alır ve halk eğitim ve de gençlik merkezlerinde diğer kurslar yanında “gazetecilik” kursu da açarlar. Ben de -isterlerse- koşarak giderim genç gazetecilerin yetişmelerine/öğrenmelerine...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com