Sevgili dostlar, günlük yaşantımızın büyük bir bölümünü
acı ve yalnızlık içinde yaşarız.
Günlerimiz, stres, kavga ve gerginlik içinde geçer.
Maddi olgular uğruna yaşamımızın en güzel günlerini heba
ederiz.
Hırslar, peşin hükümler, koşuşturmacalar, ön yargılar
gözlerimizi karartır.
Gerçeklerden ve hayatın güzelliklerinden uzaklaşmaya
başlarız, bu da yaşamımızı giderek zorlaştırır.
Olumsuz duygu ve düşüncelere sahip oluruz.
“Dertler derya olmuş bense bir sandal, savrulup batmışım
boğulmuşum ben” şarkı sözlerindeki gibi.
Olumsuzluklar, yaşama şevkimizi elimizden alır.
Eve kapandık, yaşadığımız apartmanda komşularımızı dahi
tanımaz olduk.
İlgilendiğimiz, izlediğimiz şey televizyon ve elimizdeki akıllı
telefonlar oldu.
Artık dünya elimizin altında, bir dokunmamız yeterli.
Canlılıktan uzak, sanal bir âlemde yaşamaktayız.
Bu uyuşturucularla zamanımızı heba edip gidiyoruz.
Televizyon dizileri tam bir seviyesizlik ve sevgisizlik örneği
sergiliyor.
İş yaşamı ile ilgili diziler, mafyatik tehdit, rüşvet, hile
hikâyeleri, silah, gasp, kavga ve ölüm gösterileri ile dopdolu.
Aile dizileri, dedikodu, güvensizlik, inançsızlık, ihanet, aile içi
ahlaksızlıklar, kinler, kıskançlık ve aldatmalarla…
Evlilik programları ise maddi nedenlere dayalı, sevgiden
saygıdan ırak gönülsüz birlikteliklerle, sonu gelmeyen yakışıksız
olaylarla dolu!
İnsanların yalnızlıkları, reyting uğruna kullanılıyor.
‘Çok şükür bu sezon bitti kurtulduk’ derken yerlerine gelen
diziler daha beter.
Haberlerde ise hala iç açıcı durum ve görüntüler yok. İçimiz
yanıyor, yüreğimiz kan ağlıyor.
Her gün kan, gözyaşı, acı, keder, ölüm ve trafik terörü
canımızı acıtıyor.
Herkes korku ve telaş içinde!
Güzel yaşamak uğruna milli değerlerimizi feda ediyoruz.
Hatır sormayı, selam vermeyi bile unuttuk.
Nasıl bir millet olduk çıktık. Yarınlarımızdan korkar olduk.
Allah sonumuzu hayır eyleye.
Huzur ve yarınından endişe duymayacağımız günlerde
buluşmak dileğiyle…
FIRAT KALKANI HÂREKATI
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Suriye’ye yapmış olduğu Fırat
Kalkanı denilen harekâtı Türk milletinin bir ferdi olarak can ı
gönülden destekliyorum.
Aynı zamanda PKK kamplarının da yok edilmeden
geri dönülmemesi gerekir. Barzani denilen teröristbaşından
Kandil’deki çapulcubaşlarını teslim etmesi istenmeli, Karayılan
ve Bayık denilen zatlar alınmalı ve dışarıdan gelecek tüm
tehditler ortadan kaldırılmalı.
Rüdaw TV’de hava durumu bülteni verilirken, arkadaki
haritada Erzurum, Sivas, Ağrı, Van, Hatay, Mersin, ve Malatya
gibi birçok ilimiz sözde Kürdistan sınırları içinde gösterilmektedir.
Bunun hesabı da sorulmalıdır…
G.ANTEP-TRABZONSPOR MAÇI
Süper Lig’in ikinci haftasında karşılaştığımız Gaziantep
maçında, 88 dakikada gol yiyerek yenildik.
Ama üzülmedim, çünkü benim çizgili Bordo-Mavi formam
geri gelmiş.
Demek ki bundan sonra asıl fırtına da geri gelecek.
Yalnız, Muhammet Demir’den bizim takıma santrafor
olmaz onu da söylemiş olalım.
Acele çare bulunmalı.
BAYAN POLİSLERİN BAŞÖRTÜSÜ
Bu kadar badirenin arasında sanki başka işimiz yokmuş
gibi OHAL kararıyla kadın polis memurelerimizin başörtüleriyle
ilgilenmeye başladık!
Alınan bu kararın, Atatürk ilke ve inkılâplarına aykırı
olduğunu hiç kimse aklına getirip düşünmüyor.
Peki, o zaman erkek polislerimiz de çember sakallı m ı
olacaklar, ona ne dersiniz?
Bu yapılanlar, iktidar partisinin alışkanlıklarından başka bir
şey değildir.
Polisi yine bir tarikata teslim etmekte kararlı olduklarını
göstermektedir.
İnşallah ben yanılırım.
MEVLANA’DAN
Ey zulümle bir kuyu kazan! Sen kendin için tuzak
hazırlıyorsun.
Ey başkalarına ağlayan göz! Gel bir müddet otur da
kendine ağla!
Mum ağlamakla daha aydın bir hale gelir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.