“Çok Muhabbet  tez ayrılık getirir” derlerse de bizler siyasette hiç “çok muhabbet “ görmedik yarım yüzyıldan bu yana. Benim bildiğim 1950’li yılların başında CHP’nin mal varlığı tartmasıyla gerilmeye başlayan siyasal, ortam daha sonraları yumuşar olmuştu. Çünkü  öyle pek eleştiri konusu kalmamıştı ortada…  Ekonominin çarkları  dönüyor ama çok da iyi değildi. Ekonomi,  ABD’nin yapacağı yardımlara pamuk ipliğiyle bağlı idi. Gel zaman, git zaman 50’li yılların ikinci yarısında dış yardım  -ama borç tabii ki-  kesilmeye başlayınca, verilmeyince  ülkede huzursuzluk boy atar oldu. Kimi tüketim maddeleri ve de inşaat malzemeleri  “vesika” ile verilir oldu. DP’li olanların önceliği vardı tabii ki…

       Bu ekonomideki bunalım devam ederken Başbakan Adnan Menderes Londra’da düzenlenen “Kıbrıs Görüşmeleri”ne giderken uçak kazası geçirince tüm ülkede bir bahar havası eser oldu. Herkes Menderes’i millete bağışlayan Yüce Allah’a şükranlarını bildiriyordu. Kimileri de onca ölen değerli insan arasında Menderes’in kurtulmuş olmasını O’nun Allah indinde/nezdinde çok değerli bir kul “eren/evliya” olduğuna yorumluyordu.

      Londra uçak kazası sonrasında tedavisini tamamlayıp yurda dönen Menderes’i  - o zamanki adıyla- Yeşilköy Havaalanı’nda binlerce kişi sevgi gösterileri ve dualarla karşıladı. Kurbanlar kesildi. Muhalefet diye bir anlayış/görüş yoktu ortada. Menderes Ankara’ya geldiğinde kendisini karşılayanların en ön safında  CHP Lideri İsmet İnönü vardı. Siyasetin bahar havası başlamıştı.

      Ülke “süt liman”dı. Her şey unutulmuş, yeni bir başlangıç vardı sanki… Ama ne oldu, şu an anımsayamıyorum, yine siyasette soğuk havalar esmeye başladı. Yani, siyasetin “bahar havası”  kısa sürdü. Ondan sonrasını yazmaya gerek var mı? “Kırat”, yani DP yönetimi   “dizginleri elden kaçırdı”, huzursuzluk boy atarken DP’nin “Vatan Cephesi”, muhalefeti “ Güçbirliği Cephesi” ister-istemez oluştu. Kahvehaneler ayrıldı, alış-veriş mekânları değiştirildi,  devletin radyosu akşam- sabah  “Vatan Cephesi’ne katılan insanların  -tabii ki yalan- listelerini saatlerce okur oldu.

      Gerilim, tartışma, kavga ve ihtilâl…

x   x    x

      Koalisyon kurulması çalışmaları birden tavsadı. Sanki “yeni seçim” yapılma eğilimi daha çok isteniyor gibi hava yaratılmak isteniyor… Şunu gözleyen var mı bilemiyorum?  Yurttaş ikinci bir seçimi istemiyor. Yapılacak seçimin bir derde deva/şifa olacağına inanmıyor.

      Yurttaş bir an önce hükümet kurulsun, zuhur eden, oluşan kimi olumsuzluklara yeni hükümet neşter vurup çözüm getirsin beklentisi içinde… Yurttaş geçmişteki siyasal çekişmelerin ülkeyi hangi olumsuz noktalara taşıdığını unutmadı, iyi biliyor.  Bu durumda  17 Haziran seçimiyle oluşan siyasal tablonun  iyi analizi gerekiyor. Asıl şimdi anket yapılarak yeni bir seçim yapılıp yapılmaması yurttaşa sorulmalı. Bu yapılmaz da,  “Körün taş atması gibi…” bir kararla  “- haydin seçime!..”  demenin sandıkta bir bedeli olduğu gibi ekonomide de bir bedeli ödeteceğini bilme noktasındayız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com