Siyasette "sahiplenmek" birincil görevidir siyasetçinin... Tabii ki, seçildiği bölgenin, tüm ülkenin sorunlarını sahiplenmesi önceliğidir onun... Sıralarsak "bu öncelik; ülke, seçim bölgesi ve yurttaş/kişisel sorunlar" olarak düşünülebilir. Son dönemlerde bu sıralamanın ters çevrilip önceliğin "kişisel sorunlar"a verildiğini görüyor/yaşıyoruz ne yazık ki...

Derler ya; "Dayın varsa, işin de var" örneği dönüyor/görülüyor bu ülkede kimi işler/hizmetler..

Siyasetçi, bulunduğu konumu güçlendirme adına önceliği "kişisel sorunlar"a ayırınca/verince yaşanıyor bu haksız ve de üzücü durum...

Düzelmesi ise ekonomik düzenin daha adil işlemesi, ülkenin topyekûn kalkınmasına bağlı bir durum...

Böyle bir çözüme ulaşmak ise çok uzun süreli, ciddi bir çalışmayı gerektiriyor.

Bu yeterli mi?
Sorunların üzerine giderken; ciddi anlamda ısrarcı olmak gerektiğini, gelen-giden iktidarların da önceki çalışmaların devamını getirmesi gerekir.

Ama ülkemizde maalesef böyle bir ısrar, böyle bir takipçilik anlayışı yerleşmemiş...

Böyle olunca da her gelen; gidenin yaptıklarını "daha güzelini yapacağım" sevdalanmasına kapılıp; mevcudu yıkıyor, ya da yapılıp yarıda kalanı yarım bırakıp; hem zaman kaybına, hem de maddi zarara neden oluyor.

Bu kısır döngü, bugün var, dün ve önceki dönemlerde yaşandı/vardı.

Günlük düşüncelerin, ısrarların, ya da kişisel görüş ve zevklerin peşine takılmak değil de; ne bu yaşanan durum?

Siyaseten ülkeyi yönetmeye talip olan kadroların böyle bir lüksü olamaz/olmamalı.

Trabzon'un kangrene dönüşmüş sorunlarından biridir Vakfıkebir Organize Sanayi Bölgesi... ANAP iktidarı döneminde "Trabzon'un İkinci Sanayi Bölgesi" olarak 20. yüzyılda karara bağlanan ve "Büyükliman Bölgesi" için kalkınma umudu olan bu hamle; gelip-giden milletvekillerinin, bürokratların takipsizliği nedeniyle hala açılmayı bekliyor.

Dikkatinizi çekerim, bu arada daha sonra kararı alınan bir başka organize sanayi bölgesi hizmete açıldı, bir diğeri de açılmak üzere...

“Vakfıkebir Organize Sanayi Bölgesi"nde ise hala istimlak işleriyle uğraşılıyor. Tek umudun Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu olduğu söyleniyor Büyükliman yöresinde...

Hafta sonunda havası temiz, doğası güzel, tereyağı meşhur, insanı has/mert Tonya ilçesindeydim. Tonya- Kürt'ün yolunun karayolları ağına alındığı haberini orada öğrendim. Tabii ki mutlu oldum. Söz konusu yolu kara lastikle değil; çarıkla yürüyüp yaylaya giden bir kişi olarak nasıl sevinmen, mutlu olmam ki?

Bu yolun yapılması isteğinin 1940'lı yıllara değin indiğini bilenlerdenim. Hatta 1946 yılında Erzincan- Trabzon demiryolu için güzergah arayışında söz konusu yolun uygun olduğuna ilişkin inceleme yapan heyetin raporunu o tarihlerde Trabzon'da yayımlanan Halk Gazetesi yazmıştı. Bu tespiti merak edenler, anılan gazetenin koleksiyonlarını incelerseler görürler.

Bugün "Büyükliman Havzası"nı Gümüşhane'ye, Bayburt'a ve iç kesimlere bağlayacak Tonya-Kürtün Karayolu’nun bu havzaya hayat suyu olacağını söyleyebiliriz.

Böylesine önemli bir kalkınma hamlesinin öncelikle gerçekleşmesi dileğimizi belirtiyor; Trabzon Milletvekilleri Sayın Muhammet Balta ve Sayın Salih Cora'dan bu yolun yapımının öncelikle gerçekleşmesi için çaba göstermelerini bekliyoruz.

Çünkü yol hepimizin...
Hepimiz yararlanacağımız için de önceliği var üstelik...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com