Batı bize nasıl bakıyor, biz nasıl duruyoruz? Biz mi hep faul yapıyoruz? Yoksa Batı dünyası mı yanlış düşünüyor? Yanlış görüyor? “Dünyalar kadar” soru gelebilir aklınıza bu konuda... Dünün/bugünün “Türkiye-Batı anlaşmazlığı”, fikir ayrışması; sonuçta savaşa varan silahlı çatışmaların temelinde “çıkar hesapları”nın yattığı acı bir gerçek... Dünden bugüne gelmiş, böyle devam ediyor, edecek de...

Çünkü Batı denen doyumsuz topluluk, sömürü anlayışını yaşam tarzı olarak kabul etmiş bir kere... “Üzerinde güneş batmayan imparatorluk”larıyla; Güney Asya’da, Afrika’da garip/biçare kabile devletçikleri halklarının kafalarını dipçikle ezip/kırıp, kurşunlayıp öldürerek koloniler/sömürgeler kuran Batı, geçmişten bugüne bu iştahını hiç azaltmadı. Üstelik, hızını/iştahını artırarak devam ediyor bugün de...

Yüce Allah kutsal kitaplarında insanlığa emanet ettiği dünyada, savaşarak birbirinizin kanını akıtın, garibanı, acı/yoksulu ezin, soyup soğana çevirin diye bir emir vermedi. Aksine dünyayı koruyarak, daha da güzelleştirerek yaşam koşularını geliştirmeyi emretti insanlığa... Peki biz insanlar ne yapıyoruz? Günümüze bakınız... Doğulusu olsun, Batılısı olsun egemen güçler, kendi yaşam alanlarından çok; fakir/yoksul düşmüş toplulukların coğrafyalarında hangi doğal zenginlikler varsa hepsini gasp etmek için zorba yöntemlerle kan akıtıyor, doyumsuzluk savaşı veriyor. Bunu da mubah sayıyor kendine... Olan ise, ezilen/mazlum topluluklara oluyor.

ABD Dışışleri Sözcüsü John Kirby, “Türkiye YPG’yi terörist olarak görüyor ama biz görmüyoruz” diyor. -Hoppalaa!.. Yani, şimdi sormak gerekmez mi? “-Ben burnumun dibindeki düşmanımı tanımıyorum da; sen bana ‘Ona aşık ol’ mu diyorsun?” Batılı, Doğulu güçler böyledir işte... İlla onlar haklıdır ve de akıllıdır. Onlar bilir her şeyi... ABD, raftan indirip Ortadoğu’da uygulamaya koymak istediği küflü “Sevr Paylaşım Anlaşması”na bu coğrafyadan ses yükselmesin istiyor. Türkiye buna itiraz etmesin bekliyor. Yani, “Ortadoğu onların 1919 paylaşımcılarının çiftliği...” Bu toprakların/coğrafyanın asli unsurları/ insanları hiç ses çıkarmayacak... Onlar da sömürüp semizlenecekler. Türkiye olarak “damarına basılan ülke” konumuna doğru itiliyoruz. 1919’da başlattığımız ve mazlum uluslara örnek olan “Ulusal Kurtuluş Savaşı” yeniden verilsin isteniyorsa buna da hazırız. “-Hodri meydan...”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.