Seneler evvel…

19. yüzyılın sonlarında inşa edilmiş olan eski istasyon binası tel tel dökülmeye başlayınca, dönemin Bayındırlık Bakanlığı Ankara’ya yeni bir gar binası yapılmasını kararlaştırır.

Haberi duyan ecnebi mimarlar avuçlarını ovuştururken, bakanlık projeyi yerli bir mimara verme kararı alır.

***

Gel zaman git zaman derken, proje, bakanlıkta çalışan Şekip Akalın adında genç bir mimara verilir.

Akalın, görev tebliğ edildiği esnada oldukça mutlu olur.

Yerinde duramaz.

Dile kolay, başkente koskoca bir gar projesi çizecekti.

Bu onun kariyerinin nirvanasıydı…

***

Akalın hemen kolları sıvadı.

Bakanlıktan harçlığını alıp, soluğu yurt dışında aldı.

Avrupa’daki devasa yapıları inceledi.

Stuttgart Gar binasının benzerini çizme kararı aldı.

***

Aylarca proje üzerinde çalıştı.

Geceleri yatağından kalkar, projeye göz atardı.

Heyecanından gözüne uyku girmezdi.

***

Nitekim projeyi tamamlayıp, bakanlığa sundu.

Bakanlık onayından geçen proje, 8 Temmuz 1935’Te ihaleye çıkarıldı.

Okur-yazar oranımız bir elin parmaklarını geçmediği için, haliyle yapım esnasında, Almanlardan teknik destek aldık.

***

Ankara Garı 2 Eylül 1937’de tamamlandı.

30 Ekim 1937’de de, cafcaflı bir törenle açıldı.

***

Açılmasına açıldı da, proje için gecesini gündüzüne katan Şekip Akalın’a hiç kimse mimar sıfatını layık görmedi.

O projeyi çizecek kabiliyeti, ona çok gördüler.

Bakanlıkta çalışan kıçı kırık bir memur” dediler.

Tıpkı o gar önünde patlayan bomba da ölen 97 vatandaşımız için “Katil devlettir” dedikleri gibi…

***

Velhasıl muhterem;

Akalın, yüreği buruk bir şekilde göçtü bu dünyadan.

Şimdi toprak yoruluyorsa sürekli açılmaktan,

Bu, “Devlet hücum yeleği giydi” yaygarasını kopartıp, asıl hainlere melek kanadı takanların yüzündendir.

Eyvallah!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com