Seversin, sevmezsin…

Dinlersin, dinlemezsin…

Umursarsın, umursamazsın…

Ama onun, kendi dininden korkanlara ve hurafecilere karşı mücadeleyi asla görmezden gelemezsin.

***

Ki bu mücadelenin en çok hoşuma giden yönü de, türbe ziyaretlerini türbeperestleştiren ve sorulduğunda, “Biz, bizden öncekilerden böyle gördük” diyenlere karşı verdiği mücadeleydi.

***

Kaldı ki,

Çocuğuna iş arayanların, “Terzi Baba” Türbesi’ne,

Eşleri ile geçinemeyenlerin, “Hakim Dede” Türbesi’ne,

Morali bozuk olanların, “Barak Baba” Türbesi’ne,

Yeni evlilerin, “Esrar Dede” Türbesine,

Şifa arayanların “Sıtma Dede” Türbesi’ne,

Ev, araba ve bilumum dünya malı almak isteyenlerin “Tezveren Dede” Türbesi’ne,

Ve evlenmek isteyen gençlerin “Kalender Dede” Türbesi’ne gittiği bir ortamda, onun işi hiç de kolay değildi…

***

Hangi birine anlatsın ki, kabirlere ziyaret edilmek ve ölüm gerçeğini idrak etmek için gidilir, medet ummak için değil…

Zaten anlatamadı da…

Sokak vaazcıları tarafından saniyesinde dinsiz damgası yedi.

***

Velhasıl kelam muhterem;

Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk’ten bahsediyorum…

Kimine göre sosyetenin aykırı hocası,

Kimine göre de, Allah’ı halka değil de, halkı Allah’a uydurmaya çalışan bir İslam alimi…

***

Bana göre ise,

Yüzleşmeye cesaret edemediğimiz ve alışkınlarımızdan ötürü doğru olarak kabul ettiğimiz konuları,

Demirden leblebiler yaparak bize sunan ve bunların yanlış olduğunu bize anlatmaya çalışan, marjinal bir İlahiyatçıydı.

***

En büyük doğrusu, hurafecilere kılıç çekmesi,

En büyük yanlışı ise siyasete girmesiydi…

***

Nitekim 2 gün önce hayatını kaybetti.

Mekanı cennet olsun.

Özleyeceğim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com