Anlamak olası değil. Tüm dünyanın kıskanarak izleyeceği bir kutsal konukseverlik örneği sergileyen Türkiye... Maalesef alkış tutan el yok... Kendi yurttaşları yanında konuklarının da barınmasını, iaşesini dert edinen Türkiye... Ama Görmezlikten gelen çok... Bu örnek tutumuyla alkışlanması/övgü alması gereken Türkiye... Ama yalnızlığa itilen Türkiye...

Batı’nın insan ölçeği öyle farklı ki? Kendine yönelik olduğu zaman insancıl düşünceleri/tutum ve davranışları zirve yapan bir topluluk Batı... Kendisi dışındaki topluluklara ise siyah gözlükle bakan bir acımasız ilah... Sessiz bir sfeks...

Aylardır içim sızlıyor/yanıyor. Batı, insafsız sömürü bataklığının içine almak istediği Ortadoğu’da yıllardır oynanan oyun sonunda burnumuzun dibine değin gelip dayandı. Irak’ta sahnelenen oyunun bir drama dönüştüğü gün gibi ortada... Ne ki, Batı böyle istiyor... Batı böyle istiyor ve bir virüs gibi bu coğrafyaya bulaşan. “Büyük Ortadoğu Projesi”nin acımasızlığı kimilerini evinden-yurdundan; kimilerini eşinden, çoluğundan/çocuğundan ediyor nicedir. “Mart kapıdan baktırır” örneği bir soğukluk var orta yerde... Üşümekten çok şaşkınlıktan doğan bir acayip bekleyiş/sabır... Neden böyledir, bilinmez. İçimize sızan terörün dış kaynaklı oluşu... Dış kaynaklardan beslenmesi... Aktörlerinin Batı’nın sonsuzluğundan oluşu... Ve oynanan oyunun “kardeş kavgası”na dönmesini bekleyen de Batı... Bu denli “zayıf karne” ile Ortadoğu’da kanlı oyunlar sahneleyenlere mi kızalım, yoksa İslam coğrafyasının basiretsizliğine mi?

Batı, burnumuzun dibinde huzursuzluk çıkarıp/ yaratıp insanları evlerinden, yurtlarından edip perişanlıklar içinde ac/susuz komşu ülkelere itmeye zorlarken İslam dünyasında sadece Türk’lerin mi yüreği yufka? Sadece bizim mi gözümüz sulu?.. Öyle gözüküyor ki, Türk milletinin tarihten gelen soylu/asil duruşu Suriye’li sığınmacı din kardeşlerimiz için de sergilemek insani-dini görev oldu omuzlarımıza... Ama böylesi kutsal onuru tüm dünya önünde paylaşmanın gururunu yaşarken gösterdiğimiz acziyet/zaaf hiç af edilir gibi değil. Suriye’den öyle ya da böyle ülkemize gelenlerin kendilerini evlerinden, yurtlarından eden Batı’ya kol açıp koşmaları da bir acziyet, bir şaşkınlık değil de ne? Sizi yurdunuzdan edenleri “imdat kapısı” görmek.... Ve onlara koşmak? Akıl işi mi?

Ülkenize sahip çıkmazsanız, birileri bir yerlerden gelip sizi muhacir/göçmen eder eninde-sonunda... Suriyeliler bunun bedelini Ege Denizi’nde ölerek/ boğularak ödüyor, bizim de içimiz yanıyor...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com