Kendilerini ‘muharrir’ diye yutturmaya çalışan Trazoristan mevkutelerindeki pek çok köşe işgalcisinin, boş heybeye benzeyen sınırlı kelime dağarcıklarıyla sadece dedikodu üreterek yaşam sürdüklerini bilirdim.

‘Bana nasıl selam vermez?’gibi egoist hayıflanmalarla, fırsatını bulduğu ilk anda çalakalem yazılar döşenip, hedefindeki kişiyi incittiği, acıttığı veya daha büyük bir zarar verdiği inancıyla tatmin olanları da bilirdim. Kimilerinin yağcı, kimilerinin has yağcı, kimilerinin öz yağcı olduğunu da bilirdim. Bir şey daha öğrendim ki; bazılarında da habis bir afazi marazı var. Okuduklarını anlamıyorlar!

Bir önceki yazımda, havadisçilerle buluştuğu toplantıdaki tavrı nedeniyle Trazoristanspor Başkanı Muhterem Bey’i eleştirmemi ‘kıyamet alameti’ olarak yorumlayan bir idrak yolu vebalısı, yazının üzerine Turaç kuşu gibi tünedi. Ters tünemiş olmalı ki; 30-40 meslektaşının katıldığı bir toplantıyı, gizli bir yönetim kurulu toplantısı olarak algıladı (ya da öyle algılamak istedi!) ve birin yanına münasip yerinden uydurduğu bin bir yalan ekleyerek taarruza geçti. Toplantıdaki konuşmaları kim sızdırdı, nasıl sızdırır gibi bir sürü zırvayı peş peşe sıralayıp, bana özgürce yazma fırsatı veren bu gazetenin sahibine çirkin iftiralar attı! Müfteriliği yetmedi, bir de nasıl yayıncılık yapılması gerektiğini öğretme küstahlığında bulundu!

Meğer kendisi de yönetimde olan bir kimsenin sahibi olduğu mevkutede başkan eleştirilirse, kelle alınırmış, kendi mevkutesinde böyle bir şeyin olabilmesi imkânsızmış! Bu anlayışın sahibinin, fikir ve düşünce hürriyetinin yılmaz savunucusu olması gereken bir mesleği icra ediyor olması, tam anlamıyla bir kara mizah örneği! Açıkça ‘Ben sahibimin sesi olurum’ diyor ve herkesin de kendisi gibi olması gerektiğini savunuyor! Koca kurtlar, bu anlayışa maskara olmaya devam edebilirler. Fakat ben, patronun söylediği her kelimeyi ‘İlahi bir emir’ gibi algılayıp, yıllarını kaleminin kirasını kim ödemişse onun uzaktan kumandasıyla yönetilerek geçirmişlere kayıtsız kalamam. Omurgasızlar, merhum Sedat Simavi’nin, “Kalemine daima efendi kal, uşak olmamaya gayret et, mecbur kalırsan kır ama sakın satma” öğüdünü hiçbir zaman ilke edinemediği, belki de hiç duymadığı (!) için, bütün meslektaşlarının kendileri gibi olmasını arzulayabilirler!

Kendi patronları her meseleye maydanoz olduğu için, bütün yayın organlarının da öyle idare edilmesi gerektiğini savunabilirler! Bunun doğru olmadığını da bilirler ama yine de nokta kadar menfaat için iki seksen uzanmaktan çekinmezler! Beyhude kendimi yormayayım. Nasılsa kersen kadar kellesinin içindeki beynin toplu iğne kadar kısmı çalışanlara ne anlatsam nafile!

Meşhur muharririn dediği gibi;
Anlayana sivrisinek saz,
Anlamayana sazı soksan az!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.