İlkokulda okuduğum yıllarda (1945-50) hangi sınıftaydı unuttum, okuma kitabımızda “İkinci teki ne zaman atacaksın?” başlıklı bir okuma parçası vardı. Özü şöyle: Adamın biri kalacağı/ konaklayacağı otele geç vakit gelip yatağına yatmış... Tam uyuyacağı sırada bir üst katta, odasının tam üstündeki odada kalan kişi de soyunup yatacak ya, ayakkabılarından bir tekini dikkatsiz davranıp kaldırıp atmış tahta döşemenin üzerine...

- Küüüütt!.. diye bir ses... Alt kattaki odada tam uyumak üzere olan kişinin uykusu kaçmış...

Uyanmış... Bekliyor, yukarıdaki kişi ayakkabısının ikinci tekini ne zaman atacak, diye... Beklemeyip uyusa bir daha uyanacak... Unutmadan belirteyim, eski zaman oteli... Katların arası tahta döşeme... Nerede bugünün lüks/ konforlu otelleri? Neyse, uzatmayalım... Bizim alt kattaki odada kalan kişi “ikinci teki ne zaman atacak?” beklentisi içinde uykusuz sabahı etmiş... Uzun hikaye...

15 Temmuz darbe girişimi ülkemiz ve hepimiz için büyük bir badire idi. Şükür, bir “demokrasi zaferi” olarak tarihimizde yerini aldı. Sevinçliyiz/mutluyuz... 237 şehit verdiğimiz için de üzüntülüyüz ayrıca... Şehitlerimiz ve gazilerimiz tarih yazarak ölümsüzleştiler demokrasi uğrunda. Eskilerimizin bir sözü var; “Bir nasihat, bin belayı defeder” diye... 15 Temmuz olayını da ibret alınacak bir nasihat/ öğüt sayalım kendimize... İnşallah basiretimiz/sağgörümüz açılır da toplumsal anlamda ders almış oluruz.

Böyle düşünüyor, bundan böyle iyi gelişmeler yaşayalım diyoruz ama; yeri gelmişken sormak durumundayım; “- Bundan önceki darbelerden, darbe girişimlerinden ne dersi çıkardık ki kendimize?” Tabii ki, darbe konusunda toplumsal algı değişikliği/gelişmesi var, ortada şimdi... O da, Cumhurbaşkanı Erdoğan’nın öngörüsüyle yaptığı “meydanlarda toplanın!” çağrısı... Peki, böyle bir çağrı yapılmasaydı, ne olacaktı? Bu ayrı bir konu... Şöyle olurdu, böyle olurdu olasılıklarından önce gerçeği görmek durumundayız. Bundan böyle, Cumhuriyet’e/ demokrasiye yönelik darbe girişimlerinin karşısına millet olarak dimdik durulacağının işareti verilmiş oldu. “15 Temmuz darbe girişimindeki toplumsal tepki” bunu gösterdi bize... Keşke hep böyle olup; darbelerin, darbe girişimlerinin toplumsal acılarını yaşamasaydık.

Şimdi yeni bir dönemin başlangıcındayız. “15 Temmuz’un anlamı”nı atılacak demokratik adımlarla daha da pekiştirmek, güzellikler kazandırmak görevini ve sorumluluğunu üstlenmiş bulunuyoruz toplumsal anlamda... Böyle bir sorumluluğu duymaz, önemsemezsek 27 Mayıs 1960 darbesiyle gelen ve sonradan unutulup giden yeni bir “Hürriyet Bayramı” yaratmış oluruz kendimize ve tarihe...

Önemli olan; gelecek günlerde ülkede demokrasiyi gerçek anlamda bilim, kültür-sanat ve eğitimle güçlendirip; siyaseti kavgadan, gürültüden, hiziplerden, dargınlıklardan kurtarabilme hünerini sergileyebilmekte/gösterebilmekte..? Bu hüneri gösterecek olan elbette ki siyasi kadrolar...

Milletin demokrasiden yana “ikinci tek” beklentisi/özlemi bu...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com