Vakit, ağrılı bir gece. Günlerden matem.. Birdenbire soğudu bedeni avuçlarımda. Ve sonra, yavaş yavaş cildinden çekildi rengi. Ölümün oscarlık sessizliğini izledim o an. O an kendimle yüzleştim. Ürperdim. Korktum. Ağladım.

Sonra Ankebut Suresi’nin 57. Ayeti ile yıkadım yüzümü. “Her canlı ölümü tadacak” demişti Yaradan. Yerimden kalktım. Silkelendim, Kendime geldim. Derken, toprağın o soğuk alnına yatırdım annemi… İyi ölmek Azrail’in değil, insanoğlunun başarısıydı. Nitekim buna annemle şahit oldum.

Tipik bir Anadolu kadınıydı annem. Pişmiş aşı taş edenlerden değil, çerden çöpten aş edenlerdendi. Zor bir beyin ameliyatının ardından, onca ağrı sızısı olmasına rağmen, ‘Çok şükür halime’ diyenlerdendi.

Gururlu ve bir o kadar da merhametliydi. Zalimin eteklerini öpüp, dudakları kefen kokan insanlarla muhatap olacağına, hep bir mazlumun yanında ağlamayı tercih ederdi.

Zeytinyağlı fasulyeyi, kabuklu fıstığı ve ince üzümü severdi. İsraftan nefret eder, paylaşmayı ise çok severdi.

Babama aşıktı annem. Babam ise ona daha çok aşık. Babam annemin ‘Güzel’i, Annem ise babamın ‘Hatun’uydu. Doğrusunu isterseniz ne kadar anlatırsam anlatayım, sonunu hiç getiremem. Hani denizler mürekkep olsa, yine kalemim aciz kalır.

Velhasıl kelam, Acıyı çağrıştıran bir 10 Kasım daha geride kaldı. Rahmetli annemin 8, Ulu Önder Atatürk’ün ise 77. ölüm yıldönümü. Cennet iskelesine yanaşmış gemiden inen iki asil insan. Biri memleketi düşmanların elinden kurtardı, diğeri kurtarılan o memlekete 4 evlat yetiştirdi. Ne diyeyim ki! İkisi de can, ikisi de vatan. Mekânınız Cennet olsun. Kalbimdesiniz...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.