Bir kutsala inanmak, insan fıtratında var olan bir hususiyettir.

İnsanoğlu, nasıl meydana geldiğini, yaradılış gayesini, hayatın gerçeğini ve metafizik yönünü, hayatın bitimi olan ölümden sonra nelerin olacağını bilmek ihtiyacı içinde olmuştur.

Dine yönelişin sebeplerinden birisi de budur.

Herhangi bir dine mensubiyet ihtiyacı hissetmeyen ya da dinlere inanmayan insanlar var ise de bunların oranı küçüktür.

İnsanoğlu kahir ekseriyeti ile şu veya bu şekilde bir kutsala ve bir yaratıcıya inanmaktadır.

Türk milleti olarak bizler kahir ekseriyetimizle İslam dinine mensup Müslümanlarız.

İslam ümmeti içinde peygamberine en çok muhabbet duyan millet şüphesiz bizleriz. Bunun sayısız delili vardır. Yine İslam ümmeti içerisinde İslam dinini en halis ve doğru anlayıp hayatına tatbik edebilen millet Türk milletidir.

Tarih boyunca içinden en az sapık fırka çıkmış topluluk biziz. Bu yönüyle ben şahsen bir ferdi olduğum bu milletle iftihar etmişimdir.

Gelgelelim son zamanlarda tuhaf şeylere şahit olmaktayız.

Bugüne kadar duymadığımız, İslam dininin mantığıyla izahı mümkün olmayan birtakım sözler söyleyen efendilerin zuhur ettiğini müşahede ediyoruz.

Bizim toplumumuzda her fert az ya da çok ilmihal bilgisiyle mücehhezdir.

En azından küfrün veya şirkin neye tekabül ettiğini benim gibi sıradan vatandaşlar da bilir. Son günlerde medya yoluyla şahit olduğum ve inandığım dinle bağdaştıramadığım iki örneği burada sizlerle paylaşmaya çalışacağım.

Bugünlerde pek popüler ve gündemin baş sırasını işgal eden ve hatta mensuplarından bazılarının birtakım yasadışı işlerle uğraştıkları iddiasıyla polis ve yargı tarafından gözaltına alındığı bir cemaatin şimdi yurtdışında ikamet eden liderinin, yine kendi adamlarına mahrem sohbetlerde ettiği bir söz varmış.

Varmış diyorum çünkü bunu söyleyen kişi yine o cemaatin eski bir mensubu ve zamanında cemaat içinde çok etkili konumlarda bulunmuş birisi.

İddiası şudur ki; hocaefendileri kendilerine hitaben, bir şeye sinirlenip veya bir şeyden gücendiği zaman tabiatın gazaba geleceğini, fırtına, tufan, deprem vesaire gibi tabi afetler zuhur edeceğini söylermiş!

Fesuphanallah.

Akıllı bir insanın bu sözden çıkaracağı ilk mana, bu zatın (hâşâ) Allah’ın arkadaşı, ahbabı olduğudur. Öyle ya kâinatın sahibi Allah ise ve her şey onun iradesindeyse, bir depremi ya da fırtınayı ondan başkasının yaratamayacağı açıktır.

Bizim hazret celallenince tabiat harekete geçiyorsa o zaman demek ki onu kızdırmak hâşâ yaratanı kızdırmakla aynı şey!

Böyle bir sözü, din âlimi iddiasında olan birisi nasıl söyler?

İkinci örneği ise bir video paylaşım sitesinde bizzat kulaklarımla dinleyip gözlerimle gördüm. Bir televizyon kanalında bir bayan programcı, bir kucak sakalı olan sarıklı ve epey de yaşlı olan bir zatla sohbet ediyor. Bu efendinin sözleri daha orijinal ve iddialı… Ne diyor bir bakalım;

Efendim dünya üzerinde bulunan bütün evliyaların içinden seçilerek belirlenen bir evliyalar konseyi varmış. Dünyadaki bilumum önemli hadiseler bu zatların iradesine göre istikamet alıyormuş. Kendisi de o konseyin bir üyesi imiş. BM Güvenlik Konseyi gibi bir şey galiba… Mesela Yunanistan’ın ekonomik kriz sebebiyle batmaması için Avrupalı liderlerin gönüllerine tesir edip Yunanistan’a mali yardımda bulunmalarını sağlamışlar. Yunanistan batsaymış Türkiye de zarar görecekmiş, buna razı değillermiş. Evvelki yıllarda ülkemizde bir siyasi parti hakkında açılan kapatma davasının kapatılmama yönünde karara bağlanması için yüksek mahkeme üyesi bazı hâkimlerin gönüllerine hulul etmişler!

Bunlar hazretin bizzat kendi örnekleri oluyor.

Bu iddiadan şu neticeyi rahatlıkla çıkarabiliriz ki; bu efendiler, Allah’a ait bir yetki ve tasarrufu yine onun adına kullanıyorlar.

Daha ilerisi de var ama ben söylemeye hicap ediyorum.

Allah böyle bir hakkı peygamberlerine bile vermemişken lafa bakar mısınız? Ayrıca ‘Evliya’ kelimesi ‘Veli’ kelimesinin çoğuludur ve ‘Veliler’ demektir.

Veli de İslam ıstılahında Allah’ın dostu anlamına gelir. Bu anlamda her Müslüman Allah’ın dostudur ama bu zat bu inceliğin bile farkında değil ki konseyden evliyalar konseyi diye bahsediyor ve vahim bir teknik hata yapıyor.

Varsa, doğrusu ‘Veliler konseyi’ olmalı.

Bunların hepsine saçma sapan zırva şeyler deyip geçmek mümkün.

Calibi dikkat olan şey, bu sözleri televizyonlarda alenen söyleyenlerin esas amacı ne? Aklı başında ve idraki yerinde her insanın reddedeceğini bile bile neden ısrarla bu tür propagandalar yapılır?

Bunun üzerinde düşünülmesi gerekir.

Selam ve saygı ile...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.