Eskiden, “asılacaksan İngiliz ipiyle asıl” derlerdi. İngiliz ipi çok dayanıklı olur, esnemez, kopmaz. Darağacında da mahcup etmez.
Günümüzde yaşanılan gelişmelere bakacak olursak, İngiliz ipinin, bütün dünyayı darağacında sallandırmaya niyetli ve kudretli olduğunu görmekteyiz. WASP(White Anglo-Saxon Protestan),Amerika’daki yönetimin her kademesini elinde tutan İngiliz asıllı Amerikalılar için kullanılan bir sıfattır. Bugün bu grubu oluşturanlar, Yahudi ittifakı ile birlikte tarihin en vahşi ve acımasız gücünü oluşturmaktadırlar. 
Kökenleri dünyanın mutlak başkenti Londra’ya dayanır. Dünyadaki hangi güç olursa olsun, arkasında finansal gücü yoksa bir şey ifade etmez. Bu gücün kökeni Londra’yla kesişmezse, yerel güç olarak kalır ve küresel olarak bir gücü temsil etmez. Dünyada Londra kadar, paranın ve siyasetin büyük bir ustalıkla harmanlandığı başka bir başkent yoktur. Londra en az üç yüzyıldan bu yana paranın ve üst siyasetin başkentidir. Paranın değerli metallerden oluşma mecburiyetinden çıkıp, kâğıda dönüşmesiyle birlikte Londra; değerli kâğıt sihirbazı Yahudi ve İngiliz brokerlerin ana üssü olmuştur. Çok iyi bildikleri para, borsa, ülke ve şirket borçlandırmalarıyla, bütün başkentler kontrol altına alınmıştır.

20. yüzyıl; iki büyük savaşı ve savaş sonu oluşan küresel kurumlarıyla tamamen İngiliz imzasını taşır. Nasıl planladılarsa öyle şekillendi 20. yüzyıl. Önce Osmanlı İmparatorluğu’nu yıktılar. Müslümanların en kudretli devletini bitirdiler. Sultanlığı sonlandırıp, halifeliği tarihe gömdüler. Başsız ve sahipsiz bırakılan İslam dünyasından tam 64 ülke çıkardılar. Krallıklar. Şeyhlikler, Baas cumhuriyetleri oluşturdular.
Ortadoğu da bilinçli şekilde 1890’lar a kurguladıkları İsrail devleti projesini 1947 de hayata geçirdiler. İsrail; bütün Arap ve Müslüman dünyasını bloke edecek, meşgul edecekti. Gerektiği zamanda ve dozajda problem üretecek, katliam yapacak, savaşlar çıkaracak, bütün batı kayıtsız şartsız destekleyip besleyecek, mıknatıs gibi İslam dünyasının nefretini üzerine çekecekti.

Hep öyle oldu. İsrail, İngiliz projesiydi ama hamilik ve dayılık görevi ABD’ye bırakıldı. Arapların ve onların devletçiklerinin hangi rejim ve aileler tarafından yönetileceğini de onlar tespit etmişlerdi. Yer üstündeki yapılanmalar problem olmaktan çıkarılmıştı. Yer altı kaynakları zaten İngiliz, Amerikan ve Fransız şirketleri tarafından paylaşılmıştı. Bütün bunlar olurken Türkiye, ta yüzyılın başlarında denklem dışına çıkarılmıştı. Hiç bir konuda söz sahibi değildik. İlgilenecek ne gücümüz vardı nede irademiz. Hayat böyle devam edecek derken, 21. yüzyıl, 11 Eylül 2001 görüntüleriyle sahneye konuldu. Görüntülerde her şey toz dumandı. Amerika toz duman oluşunu gösteriyordu bütün dünyaya. 
Arkasından da haykırıyordu; “Dünyayı da toz duman edeceğim” diye. Oğul BUSH, yeni haçlı seferi başlattık derken, Müslüman dünyasındaki insanlar, sehven mi söyledi, ne demek istedi diye birbirlerine soruyorlardı. Bizler tartışaduralım, önce Afganistan, sonra Irak dev B-52 bombardıman uçaklarıyla tarumar edilip, Abraham tanklarıyla çiğneniyordu. Artık insanlar; genç, yaşlı, kadın, çocuk hangi sayıda ve nasıl ölüyordu bunların önemi de kalmıyordu. Kuveyt savaşında petrole bulanan karabataklar kadar insanların değeri olmuyordu. Eğer bir canlı petrole bulanmışsa ve Müslüman değilse, bir kuş bile olsa bütün dünyanın ilgi odağı oluyor. Modern insanlık ah-vahlarla TV başlarında bu canlı türüne karşı oluşan çevre felaketini pür dikkat izliyordu. Bütün dünya hüzünleniyordu.

Saddam yüzünden dünyada kimseye rahat imkânı yoktu. Buna karabataklar da dâhildi. Bütün dünya yapılacak operasyonlara hazırlanmıştı. Milyonlarca Müslüman’ı kara toprağa gömdüler. Artık çevre kirliliği değil, çevre temizliği sözkonusuydu. Sessizlik, huzur ve barış getireceklerdi coğrafyamıza. Bu gün geriye baktığımızda, bu coğrafyada ölenlerin sayısını bilen de merak eden de yoktu. Kandan beslenen doyumsuz ve vicdansız vampirlerde oyun hiçbir zaman bitmedi. Müslümanları bölüp parçaladılar. El-Kaide örgütünü sahneye saldılar. Müslümanlar canavar gösterilmek isteniyordu. Şimdi vizyona verdikleri İŞİD olayı da aynı amaca hizmet ediyordu. Kim kimi niye öldürüyor önemi de kalmıyordu.

Ne diyordu 4 yaşındaki Suriyeli çocuk? Atılan bombalardan parçalanmış bedenine bakarak, son nefesini verirken; “Bana bunu yapanları Allah’a şikâyet edeceğim” diyordu. Evet, bütün bu Arap coğrafyasında olanların sebeplerinden birisi de Türkiye’nin gücünün sınırları ve tarihsel kuşatılmışlığıdır. Bu hafta Fransa’ya karşı yapılan saldırı, Fransa ve Türkiye’nin son zamanlarda Ortadoğu bölgesindeki fikri yakınlaşmasına verilen İngiliz-Amerikan cevabıdır. Bunu taraflar gayet iyi biliyor. Almanya’yı da İslam karşıtlığı üzerinden vurmak, kendi cephelerine esir almak niyetindeler. Şunu iyi bilmemiz gerekiyor; Bütün bu İslam karşıtlığı PİAR çalışmasının bir tek sebebi ve hedefi vardır.

21. yüzyıldaki hedef; İslam dininin, terör üretiyor yaftalamasıyla durdurulmasıdır. İngiliz ipiyle darağacında asılmak istenen tek tek Müslümanlar değil, topyekûn İslam dinidir. Alınan karar budur. Yoksa dünyanın en eski, en köklü sömürgeci ülkesi İngiltere, BBC’de Peygamberimiz ve Kuran-ı Kerim hakkında hakaret serbestîsi getiremezdi. Müslüman dünyasına karşı, cephe savaşı açılmıştır. Müslüman toplumlar, bu ölçüsüz ve ahlaksız karalama savaşına çaresiz ve güçsüz yakalanmıştır. Bir tek ayakta kalan Türkiye’dir. Bizi de doğrudan değil, dolaylı yollardan sıkıştıracaklardır. Türkiye’de yıllardır besledikleri muhiplerini ve hizmetlerindeki ihanet çetelerini harekete geçirdiler.

Cumhuriyet Gazetesi, İngiliz emperyalizminin turnusol kâğıdıdır. Peygambere hakaret dergisini yayınlamaları çok önemlidir ve onların da maske takma ihtiyaçları kalmadığının göstergesidir. Acımasız bir dünyada yaşıyoruz. Olan biteni iyi anlamak zorundayız. Türkiye, zayıf düşenlere elinden gelen yardımı yapar, yapıyor. Ama biz düşersek bize yardım edecek, ayağa kaldıracak hiçbir güç yoktur. Her zamankindendaha dikkatli ve bilinçli olmak zorundayız.
Başka Türkiye yok…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.