Halk ozanı Kaygusuz Abdal bir şiirinde “Bu adem dedikleri/ El ayakla baş değil/ Adem manaya derler/ Suret ile kaş değil” diye seslenir. Gerçekten de insan olmak, kişinin biyolojik varlığını aşarak erdemli tutum ve davranışları sergileme alışkanlığıdır.

Fiziki olarak bakıldığında insanlar arasında bir farkın olmadığı görülür. Zira her insanda aynı organlar ve uzuvlar vardır. Heidegger şöyle diyor: “Yalnızca insanlar ölür, diğerleri telef olurlar.” Demek ki insan olmak telef olmaktan kurtulmaktır bir bakıma. İnsanın kalbini kendisine zenginlik vermeyecek nesnelere rehin etmesi çürümeyi beraberinde getiriyor.

Çağımız insanlığın, erdemli davranışların, sevginin ve hoşgörünün toplumsal yaşamdan uzaklaştığı bir çağ. İnsanın kendisine yabancılaştığı, bencilleştiği, biz düşüncesinden ben düşüncesine savrulduğu bu dünyada, açlığın, savaşların, nükleer bombaların günlük yaşamımızın bir parçası olması son derece normal.

Ülkemizde ve Avrupa’da bir terör ikliminin gün geçtikçe toplumları esir aldığını görüyoruz. Neticede terörü yapan ve yaptıran da insandır. Peki, bu insanı doğuran koşullar nasıl oluşmuştur? Bence bu konu sosyologlar ve psikologlar tarafından incelenmesi gereken bir konudur. Bir insanı cani yapan nedir? Bu katillerde ne eksiktir ki masum insanların canlarını almakta tereddüt göstermiyorlar? Dinimiz “Bir insanı öldürmek bütün insanlığı öldürmektir” dediğine göre bu alçak davranışın dini referansı yok demektir.

İnsan olmak bütün insanları sevmeyi gerektirir. Çünkü yaratıcının en büyük mucizesi insandır. İnsana bakarak, ondaki sanatı ve mükemmelliği idrak ederek yaratıcının varlığını sezinleyebiliriz. Bunu idrak eden insan bence ölümsüzlüğe ulaşır. Bu insana aşık denir. Yunus’un “Aşık öldü diye sala verirler/ Ölen hayvan imiş aşıklar ölmez” sözleri boşuna değildir. Kültürümüzde, geleneğimizde ve inancımızda insan sevgisinin çok sağlam temelleri varken bu insanlık dışı manzaralarla karşı karşıya kalmamızı neyle açıklamak mümkündür? Bu sorunun çözümünde okullarımıza ve din adamlarına önemli görevler düştüğüne inanıyorum. Ne yazık ki bazı Kuran kursları ve yurtlarda El-Kaide çizgisini besleyecek bir din dersi verilmektedir.

Cihatçılığı besleyen bir İslam anlayışı hızla yayılmakta ve geleceğimizi tehdit etmektedir. Okullarda öğretmenler bunun önüne geçmek için bir seferberlik başlatmak zorundadır. Bilinmelidir ki İslam “ahlak” unsurunu kaybederse insanlığa vereceği fazla bir mesajı kalmaz.

Sonuç olarak insan olmak, insanlığın evrensel değerlerini içselleştirmek ve nefsi temizlemekten geçer diye düşünüyorum. Hayvani taraflarımızı törpüleyerek, karşımızdakinin de en az bizim kadar değerli olduğunu düşünerek kendimizi inşa ettiğimizde sorunların büyük bir bölümünü çözmüş oluruz.

Unutmayalım ki İslam, kendi tarihi boyunca uykuya dalmış toplumları uyandıran, harekete geçiren, zillet içinde yaşayan halklara izzet, şeref ve kudret bağışlayan bir din olduğunu göstermiştir. Batı’nın kültürel sömürü ve istila projesinin önündeki en büyük engel Müslümanlar olması gerekirken ne yazık ki her geçen gün bu umutlar kaybolmakta, Müslümanlar taşeronluk misyonuna soyunmaktadırlar.

İnsan olmak gafletten kurtularak yeryüzünün çağdaş putlarını kırmaktan, sevginin, barışın ve kardeşliğin imparatorluğunu kurmaktan geçer.

Biliniz ki bu dünyada zelil olarak ölen, orada zillet içinde dirilir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.