Demokrasinin var olduğu ülkelerde, seçimlerin heyecanlı geçmesi normaldir. Ülkemizde de oldukça “heyecanlı” bir seçim yılı geçirdik desek yanlış olmaz.

   Şimdi seçimler bitti. Millet, vekillerini seçti ve onlara ülkeyi yönetmek üzere vekâletnamesini verdi. Seçilenler yakında yeminlerini edip söz verdikleri üzere iş başı yapacaklar.

   Ya biz! Bizim de artık şu sıralarda çay sohbetlerinin dahi birinci konusu olan siyasi gündemi bir kenara koyup hem bireysel hem de bölgesel maddi ve manevi kalkınma için yapacaklarımıza yoğunlaşmamız lazım. Yani herkes yeniden İŞ BAŞI yapmalı. Herkes işini yapmalı.

   Yeri gelmişken ülkemizdeki siyasetin neden bu kadar gündemde kaldığı konusuna değinmekte fayda var. Devlet hepimizin devleti…

   Elbette ülkede yaşayan her canlının hayatına dokunan siyasete tümden ilgisizlik kalmak doğru bir şey değil. Ancak siyasette aktif bir görevi olan kişilerin dışında kalan büyük çoğunluğun her an siyaset konuşması normal bir durum olmamalı. Hepimizin olan devletin büyük olmasıyla, hayatın her alanında kendi hissettirmesiyle, güçlü olması arasında fark olduğunu düşünüyorum. Devletin özellikle ekonominin merkezinde olmaya devam etmesi siyasete olan ilgiyi daha da artırmaktadır. Bu sebeple özellikle siyaseti işinin bir parçası gören insanların varlığını engellemek mümkün olmamaktadır.

   Para babası bir devlet değil de ülkede özel sermayenin elinde var olan paranın adil bir şekilde dolanımını sağlayan bir devlet, siyasete olan ilgiyi de azaltacaktır.

   Köklü bir tarihe sahip olan, güçlü cihan devletlerimizle övünen bir millet olarak zamanımızın artık “güçlü, cihan şirketlerinin” zamanı olduğunu daha iyi görmemiz lazım. Şirket logolarının bayrak gibi dikildiği, her ülkenin artık “vatan toprağı” sayıldığı bir döneme hızla gittiğimizi söyleyenler artıyor.

   Bütün bu sebeplerle güçlü Türkiye’nin yolu güçlü Türk insanından geçmektedir. Kendimizin farkına varıp çözümü yalnız devlet tüzel kişiliğinden değil aynada gördüğümüzden beklemek daha isabetli olacaktır.

   Normal şartlarda önümüzdeki seçimlere daha çok varken herkesin öncelikli gündemi kendi işinde meşru üstün bir başarıya ulaşmak olmalı. Bir insanın kendi işindeki disiplin ve başarısı aynı zamanda ülkenin de kalkınması ve ilerlemesinde önemli bir unsur olacaktır.

   Geleceğin neler getireceğini şimdiden tahmin etmek mümkün değil. Hele ki yaşadığımız coğrafyada geleceği isabetli olarak tahmin etmek çok daha zor. Ancak gelecek ne kadar farklı ihtimaller üzerine kurulursa kurulsun, kazanan, bireyleri güçlü toplumlar olacaktır.

   Her evin bir çatısı olmalı. Ancak evi yaşatacak olan, güçlü kılacak olan, evde yaşayanlardır. Bu ülkede yaşan herkes devletin bekası için çok çalışmalı, üretmelidir. Devlet sadece iyi bir çatıdır. Çatının altındaki esas unsur bizleriz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.