-Niçin İsrail bu kadar vahşi olabiliyor?

-Neden İsrail bir avuç Filistinliye bu kadar aşağılık ve bitmez tükenmez ölçüsüz nefretle saldırabiliyor?

-Niçin İsrail Gazze'de masum bebeklere, çocuklara, genç, yaşlı sivillere napalm, dökme kurşun ve envai çeşit bombalarla sadist bir şekilde saldırabiliyor?

-Neden bir semavi inanç sistemi ve bir ırk yani Siyonizm, İslam'a ve Müslümanlar’a bu kadar insafsız mertebesinde saldırabiliyor?

-Niçin birkaç milyonluk Yahudi devleti 1,5 milyarlık Müslüman dünyasının kendisinden nefret etmesini vazgeçilmez hedef olarak kendisine seçebiliyor?

-Neden İsrail ile Suriye arasında Türkiye'nin arabulucuğunda başlatılan müzakerelerde hemen her konuda anlaşılmasına rağmen İsrail, 29 Ocak 2009'da, ‘pardon benim Gazze'yi bombalama vaktim geldi’ deyip o kadar mesafe alınan barış sürecini sabote edebiliyor?

-Niçin İsrail, Müslümanlar için en kutsal 3. mekân olan Mescid-i Aksa'ya karşı bu alçaklığı, bu gaddarlığı yapabiliyor?

-Bütün bunların normal bir izahı olabilir mi?

İsrail barışa razı gelse bölgede en çok değer verilen ülkelerden birisi olabileceğini göremiyor mu?

Kurulduğu 1947 yılından bu yana 67 yıldır İsrail’in uyguladığı politikaların mantıklı bir izahı olabilir mi?

Siyaset biliminde ve siyaset tarihinde böyle sürekli ve absürt bir politika uygulaması görülmemiştir.

Evet, bütün bunların bir izahı ve sebebi vardır elbet.

Bu hesapdışılığın büyük ve kurnazca kurgulanan bir plan olduğunu bilmemiz gerekiyor.

O gerçek şudur ki;

İsrail'i projelendiren ve kurduran irade, İsrail'e aynı zamanda bir misyon yüklemiştir.

O görev de; her zaman, ara vermeden, daima artarak zalim olmak görevidir.

Bu zor ve insanlık dışı bir görevdir, ama bu çorak topraklarda 1890’lardan başlayarak ilmik ilmik örülen bir proje olarak uygulamaya konulan İsrail devlet oluşumuna kuruluş iznini verenlerin olmazsa olmaz şartıdır aynı zamanda.

İsrail, İslam dünyasının bütün nefretini tek başına mıknatıs gibi üzerine çekmek zorundadır. Görev budur. Kuruluş izni ve görevi veren de aynı iradedir, o da ana kraliçedir.

İsrail öyle bir mıknatıstır ki; Ortadoğu, bütün Arap dünyası, yer altı ve yer üstü kaynaklarıyla baş aktör İngiltere ve soyguncu ortaklarıyla sömürülürken, Müslüman dünyasının aklına ne İngiltere ne ABD ne de Fransa'dan nefret etmek gelmez.

Baş şeytan İsrail ve Yahudilerdir.

Arapların paraları ve yatırımları Londra’da, New York'ta veya Paris’tedir.

Irak işgal edilir, milyonlarca Müslüman öldürülür, Basra'da petrol vanasının başına BP, Shell, Total veya başka bir emperyal şirket oturur, Arabistan petrolünün sahibi Aramco, Amerika adına petrolü çıkarır ve satar, parayı da New York'ta bloke eder.

Hiç kimse onlara bir şey demez, baş düşman bellidir. Tam unutulurken bir Gazze harekâtıyla görevini yerine getirir, nefretler tazelenir.

Tam bir cambaza bak politikasıdır. Burada gerektiği anda dikkatleri üzerine çekme görevi tabii ki İsrail’indir ve o da görevini hakkıyla yerine getirir.

Tabii ki petrodolarların yönetimini Yahudi para babalarıyla Londra ve New York'ta birlikte yaparlar, o başka.

Tipik bir İngiliz politikasıdır.

 Etkileri olan bütün coğrafyadaki ülkelerin tayin edilmiş düşmanları da bir paket halinde ilgili taraflara verilir.

Hiç kimsenin kendi kendine dost ve düşman aramasına gerek yoktur.

Türkiye için de aynı şablon uygulanmıştır.

Şu anda verdiğimiz örtülü savaş da bu yüzdendir.

Bu konu çok su kaldırır.

Elbet yine yazmaya devam ederiz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.