Çevremizdeki birçok genç, iş bulup düzenli ve mutlu bir hayat yaşamak için ciddi bir mücadele içerisinde. Anneler, babalar ve büyükler her gün eş dost kapısı çalarak evlatlarına iş bulmaya çalışıyorlar. Ailesinden veya yakın çevresinden birinin durumu az iyi ise, hele de bir yerde yönetici ise, ‘Amca, abi, abla veya dayı her neyse benim işe girmem lazım, desteğine ihtiyacım var, senin çevren geniş lütfen beni işe yerleştir, yeter ki bir yerde çalışayım’ deyip hayatının en büyük engellerinden biri olan iş durumuna çözüm bulmaya çalışıyorlar.

Büyükler yardımcı olmayı canı gönülden istiyorlar ama ellerinden yeterince bir şey gelmiyor. İş isteyen genci ve ailesini mutlu edecek bir ortam, sonuç oluşturamıyorlar.

Ülkemizin en büyük sorunlarından biri olan işsizlikle ilgili sorunları bir türlü gideremiyor, gerekli politikaları yıllardır üretemiyoruz.

İşsiz olan, cebinde yeterli parası olmayan ve düzeni olmayan gençler, ülkemiz için en büyük tehditlerden biridir.

Şimdi Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) rakamlarına bir göz atalım:
2015 yılı Nisan ayı işgücü istatistiklerine göre Türkiye’de işsizlik oranı 9,6 işsiz sayısı ise 2 milyon 821 bin kişi olarak gerçekleşti.

Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerdeki işsiz sayısı Nisan’da geçen yılın aynı ayına göre 242 bin kişi arttı. İşsizlik oranı da 0,6 puanlık artış gösterdi.
Şimdi bütün sorun genç nüfus ve genç işsizlerin artışıdır.
Aynı dönem içinde 15-24 yaş grubu içeren genç işsizlik oranı 1,5 puanlık artışla yüzde 17 olurken bu oran 15-64 yaş grubunda 0,7 puanlık artışla yüzde 9,8 olarak gerçekleşti.
Genç işsizlerin çoğalmasında siyasi politikalardaki yanlışlıklar, yerli üretimin ve sanayinin yeterince desteklenmemesi, ekonomideki daralma, eğitim sistemindeki çarpıklık, ailelerin maddi imkânsızlıkları ve bilinçsiz çocuk yetiştirme, kalifiyeli eleman ve ara eleman sıkıntısı gibi birçok faktör büyük rol oynuyor.

Bu durum en çokta üniversite mezunlarına sıkıntı yaşatıyor. 2 milyonu aşkın üniversite mezunu genç iş bulabilmek için yoğun çaba harcıyor. Ailelerin, birçok maddi zorlukla okutup mezun ettiği diplomalı işsizler ordusu her geçen gün artıyor.
Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu’nun (TİSK) yaptırdığı ankette, yüksek öğretim mezunu işsiz sayısındaki artışın yüzde 24,7 olduğu belirtiliyor. Üniversite mezunları Nisan 2014’de işsizlerin yüzde 18,7’sini oluştururken bu oran Nisan 2015’de yüzde 21,3’e çıkmış bulunuyor.

Öğrencilere diploma verilip, mezun edilme sistemi bugün giderek artan üniversiteli işsizlerin çoğalmasında en büyük etken olarak karşımıza çıkıyor. Kaldı ki bu sorun her yıl daha da artıyor.


Kısa vadede bu sorun çözülmeyeceğine göre peki biz ne yapacağız?

  •  Şu an iş sahibi olanlar kendi iş yerine bir personel daha istihdam ettirmek için daha çok çalışacak, patronuna daha çok kazandıracak, patronunun işini büyütecek ki bir kişi daha işsiz kalmasın, yeni bir kişi istihdam edilsin.
  • İş sahibi olanlar işsiz kaldığı günleri unutmamalı. Daha dün kapı kapı gezip iş arıyorduk. İşimizin kıymetini bilip yarın işsiz kalacakmışızcasına, firmamıza sadık bir şekilde çalışmalıyız. Sonra ah vah para etmez.
  •  ‘Ne iş olursa yaparım’ deyip iş arayan işsizler, eğer iş bulursanız, ‘Ben üniversite mezunuyum bu işi yapamam, bunun için mi 4 yıl okudum’ demeyin. Sabredin. Firmanıza kazandırın ki o da size kazandırsın. Kısa vadede istediklerimiz hemen olmayacaktır. Çok sabretmeli, çok çalışmalıyız. Dışarda işsiz çok. Acımasız patron hemen bizi kapı dışarı koyabilir.
  • Her ne olursa olsun kapıları sert kapatmamalıyız. Bir gün kapanan o kapı bize tekrar açılabilir. Ama kime açılır; sadece saygılı ve vefalı olan personele. Unutmayalım eski işverenimiz bizim yeni iş imkânları için en önemli referansımızdır.
  • Bir şirkette görevimiz ne ise o görevi en iyi şekilde yapmalıyız. Gözümüz kısa vadede başka yerlerde olmamalı. Herkes müdür olmak ister ama her şeyin bir zamanı var. Önce hak etmeliyiz. Liyakatimize ve kazandırdıklarımıza bakıp ona göre hareket etmeliyiz.
  • Aileler, çocuklarını iş imkanı daha fazla olan metropol şehirlere geç kalmadan göndermelidir. Hayat ve mücadele bu şehirlerde öğreniliyor. Anne ve babanın yanında değil. Bırakın 18 yaşındaki genç kendi ayaklarının üstünde durabilsin. Kendini ifade edebilsin. ‘Ben varım’ diyebilsin. Bırakın çocuklarınızı gitsinler.

 

Çalışkan, karakterli, dürüst ve sabırlı olan her genç istediği işe en kısa sürede kavuşacaktır. Biliyor musunuz? İşverenler yukarıdaki değerlere sahip personel bulmakta ciddi zorluk çekiyor.

Peki o zaman sorun kimde!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.