Hareketli yaşamak heyecanımı yenemiyorum. Koşmayı, koşuşturmayı, sanat çevreleriyle içice olmayı, sanatı yaşamayı/solumayı seviyorum. Hafta sonu İstanbul’daydım. Önceki yıl Paris’te, geçen yıl Brüksel’de sergi açtıktan sonra Türk karikatür sanatının önemli kilometre taşlarından rahmetli Erdoğan Bozok “İstanbul’da da serginizi açalım” önerisini 2014 yılında yapmıştı. Yanıtım, “-Evet...” olmuştu. Kısmette değilmiş, sevgili Erdoğan ağabey 2015 yılı başında rahmete kavuşunca İstanbul sergimin açılışı bugünlere kaldı. İstanbul, Türkiye’de sanatın nabzının attığı bit metropol, büyük bir kent... Kimilerine göre hay-huylu bir yaşam... Magazin dünyası... Kendi yaşam tarzları ortamında günü gün edip yaşamaya bakıyorlar. Kimileri yaşamı sürdürme adına koşuşturup duruyor bir lokma ekmek için... Sanatçılar bu ikilemli yaşamın kutup noktalarının ortasında kalmışlar... Bir taraf, zaman bulup sanatın duru/tertemiz havasını soluma noktasına ulaşamıyor. Diğer taraf ise; ortasına oturduğu magazin yaşamın sarhoşluğuna kaptırdığı kimliğine sosyetede yer bulmak için TV’lerde, gazetelerde, baldır-bacak basınında görünmenin heyecanını yaşıyor gece-gündüz... Sanatçı, bu ortamın kutuplarına kapılmadan kendi dünyasının güzelliklerini bala dönüştürüp sunmanın sevdalanmasını yaşarken bu heyecanı kimin umurunda?

İstanbul sergimi 6 Şubat Cumartesi günü İBB’nin Tepebaşı’ndaki “Karikatür ve Mizah Merkezi”de açtım. Açtım derken, inanınız elimi sürmedim. Nasıl mı? Sergi açmam konusunu kendine adeta dert edinen meslektaşlarım, çizer kardeşlerim Raşit Yakalı, Akdağ Saydut, Şevket Yalaz ve Mizah Merkezi yöneticileri sağ olsunlar benim İstanbul’a değin gelip sergi düzenlemesine katılmama, yorulmama gerek görmediler. Yaşamlarının hep dertsiz, sağlık ve mutluluklarla dolu olmasını diliyorum. Emeklerini saygı ve sevgi ile anıyor, alkışlıyorum. Sergi düzenlemesi harikaydı... Trabzonlu hemşerilerimin çiçeklerle ziyarete gelişleriyle yalnız olmadığımı anladım. Sanatçı dostlarımın, çok değerli arkadaşlarımın, tanımadığım-tanımadığım mizah severlerin sergi salonunda yarattığı sıcak-samimi hava inanınız yaşama heyecanım oldu. Son derece mutlandım.

Her kentin sanat ortamı ve yaşamı/heyecanı farklı oluyor. Parisliler daha sakin, heyecansız bir yaklaşım içinde sergileri geziyorlar. Brüksel’de Tin Tin’in çizeri HERGE’nin etkisini ve tükenmeyen heyecanını gördüm. Bunda Belçika’nın bir çizerler ülkesi olmasının büyük payı var. Brüksel’de çizgi roman deyince akan sular duruyor, yüzler gülüyor geldi bana... İstanbul... Bu büyük kentin “kim kime, dum duma” yaşamında herkesin kendi dünyasında algı gücüne göre yaşam tarzı var. Siz, çocuk yaşlarda sanatsal eğilimleri öğrenmez, bu konuda bilgilenmezseniz, “yaşamın tadı ve tuzu”ndan habersiz bir yaşamı sürdürür gidersiniz. Benim yaşıtlarım bu eğitimi aldık. Sergimde bu yaşadım, gördüm. Sergi açmışsınız, dostlarınız, arkadaşlarınız sizi yalnız bırakmamış, işini-gücünü bırakıp serginize koşup gelmişler. Bundan başka bir tür mutluluk olur mu bir sanatçı için... Mesajlarıyla, çiçekleriyle mutlanmamı sağlayan dostlarım sizler çok yaşayınız. Sergime koşarak gelip yarım yüzyıla varan özlemlerimi giderme konusunda gönlümde çiçek bahçelerinin yeşermesine neden olan okuldaşlarım/arkadaşlarım sizler ne güzel insanlarsınız. Yüce Allah sizlerin eksikliğini yaşatmasın... Sizler çok yaşayınız. Darısı sanatçı dostlarımın başına derken İstanbul’daki Trabzonlu hemşerilerimizin sanat tutku ve heyecanlarını ayakta alkışlıyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com