İtibarınız/saygılığınız oldu mu, düğününüz de, cenazeniz de görkemli olur. Günlerce konuşulur, dillerde dolaşır, anılara/belleklere yerleşir. Tarih anımsamalarında mihenk taşı olur, önce o acı ya da mutlu olay anımsanıp ondan sonrası için tarih olarak gösterilir. Tıpkı milât gibi…

Fransızların mizah dergisi Charlie Hebdo’ya yapılan terör baskını tüm dünyayı ayağa kaldırdı. 44 ülkenin lideri milyonlarca insanla birlikte Paris’te yürüdü. Terör -haklı olarak- lanetlendi. Haklı olarak diyorum çünkü insana yönelik, ama bireysel, ama topluca katliam/cinayet için başka tür düşünmek olası değil de onun için… Önce insan… Ve sağlığı. Bu olay günümüz Avrupa medeniyeti/uygarlığı için “Terörün miladı” olarak algılandı hemen.

Geçtiğimiz Kasım ayında Paris’te ilk yurtdışı karikatür sergimi açtığımda hep bu ülke sanatçılarıyla buluşup tanışmayı çok istedim. Ama sergi açmanın koşuşturmasında buna olanak bulamadım ne yazık ki… Charlie Hebdo mizah dergisini daha önce Paris’e yaptığım gezilerimden biliyordum. Bu dergiyle bir de ‘ördek’ anlamına gelen çok uzun yıllardır yayımlanan bir başka Fransız mizah gazetesini alıp okumuştum. Okumuştum diyorsam, lisede öğrendiğim Fransızcamla...

Daha çok çizerlerin çizgi anlayışlarını/tercihlerini ve mizahı nasıl algıladıklarını görmek, anlamak için aldım. Şöyle baktım. Fransızlar mizahı bizim kadar önemsemiyorlar geldi bana. Çünkü her iki yayında gördüğüm çizimler ve yazılar bizim genel ahlak kurallarımıza/algılamalarımıza öylesine ters düşen örneklerdi ki, Türkiye’de bunlar çizilip yayımlansa çizen de, yazan da sokağa çıkamaz. Fransızların magazin yaşamlarının uç noktalarındaki kimi olumsuzlukları ve gülünç durumları görüp “ti”ye alan yazar ve çizerin bu eylemi nedeniyle yaşamsal bir sorunla karşılaşacağı aklının ucundan bile geçmez. Bunun örneklerini bir önceki Cumhurbaşkanı Sarkozy için çizdikleri karikatürlerde gördüm. Türkiye’de olsa? Düşünemiyorum… Tabii ki Türk ve Fransız genel kültür farkı ve yaşamı algılamasının sonucu bu…

Toplumsal algıda bütünlük/yoğunluk, genel kültürün olgun ve yerleşik olmasıyla doğru orantılı olduğu gerçeği unutulmamalı böyle durumlarda… Yerleşik dinsel ve geleneksel inançların “toplumsal algı”da en önemli pay sahibi olduğuna da… Bu durumda yukarıda sözünü ettiğimiz “Türk-Fransız kültür farkı” kendiliğinden ortaya çıkıyor. O zaman da her toplumun dokunulmaz/girilmez alanları “yasak bölge” olarak belirleniyor.

Sevgili Peygamberimizin karikatürünü çizmek işte böyle bir bilmezlikten kaynaklandı ve çok çirkin oldu, öfke yarattı. Üzücü oldu. Mizah dergisi Charlie Hebdo baskınında bu çirkin karikatür olayının payı nedir? Elbette bilemem. Terör için haklı bir neden aramak da aymazlık olur.

Şimdi daha farklı düşünerek kendimi avutuyorum: İyi ki diyorum, Charlie Hebdo mizah dergisine ziyaret yapıp, teröre kurban giden meslektaşlarımla tanışmamışım. Tanışsaydım, unutamayacağım dakikalar yaşayacaktım tabii ki… O zaman yaşadığım üzüntü daha büyük olurdu ve bunun altından kalkamazdım bu yaşımda belki de…

Onlar dünyayı güldürme/düşündürme uğruna “mizah tarihi”ne -ne acıdır ki- terör kurbanı olarak uğurlandılar.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.